Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/2225 E. 2023/3416 K. 15.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2225
KARAR NO : 2023/3416
KARAR TARİHİ : 15.06.2023

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/192 E., 2022/276 K.
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/669 E., 2021/565 K.

Taraflar arasındaki inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili …’ın 2912 ada 14 parsel 2. Kat 4 No.lu bağımsız bölümü 27.07.1999 tarihinde satın aldığını, müvekkilinin yurt dışında ikamet ettiğinden dava konusu taşınmazı vekaletnamede sorun çıkabilir düşüncesi ile müşteri çıkması durumunda satıp annesine yakın bir yerden kendisine ev alması için annesi …’a devrettiğini, bu devir işleminin gerçek satış olarak yapılmadığını, vekalet ilişkisine istinaden yapıldığını, müvekkiline herhangi bir bedel ödenmediğini, muris … ‘ın 15.03.2017 tarihinde vefat ettiğini, taşınmazın mirasçılara intikal ettiğini, müvekkilinin kardeşleri ile görüştüğünü anlaşma yolu ile taşınmazı devralamadığını dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı … cevap dilekçesinde, kardeşi …’ın yurt dışında ikamet ettiğinden dava konusu taşınmazı anneleri …’a 05.07.2006 tarihinde devrettiğini, bu devrin gerçek bir satış olarak yapılmadığını, vekalet ilişkisine istinaden yapıldığını, davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.

2. Davalı …, …, ve … vekili beyan dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın muris …’ın tarafından alındığını ve davacı adına kaydettirildiğini, davacının taşınmazın alındığı tarihte söz konusu taşınmazı alabilecek ekonomik gücünün bulunmadığını, taşınmazın satış işleminin usulüne uygun olarak gerçekleştirildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı … yönünden kabul nedeniyle davanın kabulüne; 2912 ada, 14 parsel, 2 nci kat, 4 No.lu bağımsız bölümün tamamı 6 hisse kabul edilerek, tarafların ortak murisi … adına olan tapu kaydının iptaline, 2 hissenin davacı … adına tesciline, davalılar …, …, …. ve … yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin 2912 ada 14 parselde kain 2 nci kat 4 No.lu bağımsız bölümü 27.07.1999 tarihinde satın aldığını, müvekkilinin yurt dışında ikamet ettiğinden dava konusu bu taşınmazı ve taşınmaz ekini vekaletnamede sorun çıkabilir düşüncesi ile müşteri çıkması durumunda satıp annesine yakın bir yerden ev alması için annesi …’a 05.07.2006 tarihinde devrettiğini, bu devrin gerçek bir satış olarak yapılmadığını, vekalet ilişkisine istinaden yapıldığını, bütün faturalarını, vergilerini ödediğini, davalı …’nin müvekkilinin tarafından ikame edilen davayı kabul ettiğini, davalı …’nin kabul beyanı incelendiğinde görüleceği üzere müvekkilinin iddialarının birebir doğrulandığını belirterek kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.11.2021 tarih 2018/669 Esas, 2021/565 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b/2 nci maddesi gereği kaldırılmasına, davalı … yönünden kabul nedeniyle HMK’nın 308 nci maddesi uyarınca davanın kabulüne; 4 No.lu bağımsız bölümün tapu kaydının Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/1366 Esas, 2014/1416 Karar sayılı veraset ilamında belirtilen …’nin payı oranında iptali ile iptal edilen …’nin payının davacı … adına tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrarlayarak kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.

2. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.

3. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 sayılı Kanun’un 188 inci maddesi ile 225 inci maddesi v.d) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hâkimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 09.12.2015 tarih ve 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.