Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/2242 E. 2023/3680 K. 06.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2242
KARAR NO : 2023/3680
KARAR TARİHİ : 06.07.2023

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Hatay 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki olağanüstü zamanaşımına dayalı tapu iptal tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Hatay İli, …. İlçesi, ….. Köyü, 377 parselde bulunan taşınmazın bir kısmının 1932 yılında kadastro çalışması neticesinde….. adına kayıtlı olduğunu, müvekkilin dedesinin 377 sayılı parseldeki …..adına kayıtlı 1/2 hisseyi haricen satın aldığını, ancak devir işlemi öncesi dede ……’nun vefat ettiğini, davaya konu taşınmazı önce dede sonrasında müvekkilinin babası ….., daha sonrasında 36 yılı aşkındır da müvekkilinin kullandığını beyan ile dava konusu taşınmazda …..adına kayıtlı hissenin iptali ile müvekkil adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmazın … ait iken Hazine adına tescil gördüğünü, imar ihyanın sadece ağaç dikmek olmadığını, davaya konu taşınmazın 1/2’sinin yönetiminin Hatay Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.09.2001 tarih ve 2001/578 Esas, 1245 Karar sayılı ilamı ile Hatay Defterdarının kayyum olarak atandığını, davacının 03.08.2004 tarihinde Milli Emlak Müdürlüğüne başvurarak kayyum atanan hisseyi kiralamak istediğini, talebinin kabul edildiğini ve kiralama bedeli ödediğini, 10 yıl kayyum ile idare edilen taşınmazın 1/2 hissesi için 08.10.2012 tarihinde açılan Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/499 Esas, 2013/236 Karar sayılı gaiplik ve tapu iptali davası neticesinde 1/2 hissenin davalı Hazine adına tescil edildiğini, taşınmazın 1/2 hissesinin idari işlemle hazine adına tescil edilmediğini açıklayarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın tapulama tutanağının 1932 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 2017 tarihinde açıldığı, davacının kadastro öncesi sebeplere dayandığı, tapulama tutanağı kesinleştikten 10 yıl sonra tapu iptali davası açılamayacağı göz önüne alınarak davanın 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı İstinafı
1.Davacının dedesi …’dan sonra davacının babası ve davacının toplamda 70-80 yıl civarı kesintisiz ve çekişmesiz zilyetliğin taşınmazda mevcut olduğunu,

2.Dava konusu parselin kayden maliki görünen …’ nin de uzun yıllar önce vefat ettiğini ve misraçılarının olmadığını, taşınmazın intikalinin yapılmadığı bu sebeple de Hatay Sulh Hukuk Mahkemesinin kararı ile taşınmaz idaresi için defterdarın kayyum olarak atandığını,

3.Davacının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesinin 2 nci fıkrasına göre Anayasa Mahkemesi iptal kararı öncesine dayalı 20 yılı aşkın süre olan olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süresini aşacak şekilde davacının malik olarak zilyet olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin kadastro öncesi kullanıma dayalı hukuki nitelemesinin hatalı olduğunu, dava konusu yerin tapuda kayden maliki olsa da yıllardır tasarrufundan çıkmış olduğunu,

2. Davalı İstinafı
Katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, ancak vekalet ücreti yönünden eksik hesaplama yapıldığını, dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz değerinin kendilerince kabul edilmediğini, taşınmaz değerinin mahkemece tespit edilerek nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bakanlar Kurulunun 1062 sayılı Kanun’un 1 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarttığı 01.10.1966 gün ve 6/7104 sayılı kararı ile yürürlüğe konulan ve Dışişleri Bakanlığınca hazırlanan “Suriye Uyrukluların Mallarının Tesbiti ve Bu Mallara El Konulması Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre, Suriye uyruklulara ait taşınmazların tapu dışı devir, temlik gibi mülkiyeti nakle yarayan işlemlerin hukukça değeri olmadığı açıklanmıştır.
2. 01.10.1966 gün ve 6/7104 sayılı Kararname, Suriye uyruklulara ait taşınmazlara el konulduğunu bildirdiğinden bu kimselere ait taşınmazlar Kanunlar uyarınca Devlete kalan taşınmazlar niteliğini kazandığı, 3402 sayılı Kanun’un 18 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmüne göre, tapuda kayıtlı olsun veya olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceği, Suriye uyruklu kişilere ait taşınmazlara Hazinece el konulmuş olduğundan bu taşınmazlar üzerinde işleyen zilyetliğin iktisap bakımından herhangi bir değer taşımadığı izah edilmiştir.

3.Davaya konu taşınmazın Suriye uyruklu …’ye ait olması nedeniyle davacı ve murislerinin taşınmazı zilyetlikle kazanmaları mümkün olmadığından davanın reddi gerekirken mahkemece davanın 10 yıllık hak düşürücü süre yönünden reddi gerekçesinin yerinde olmadığına,

4.Taşınmazın değerine yönelik itirazı İlk Derece Mahkemesinde ileri sürmediğinden davalı vekilinin istinaf talebinin yerinde görülmediği gerekçeleriyle davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine, kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; taşınmazın maliki …’nin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğundan kararın hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın reddi kararın eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 427 ve 588 inci maddeleri, 713 üncü maddesinin 2 nci fıkrası.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine ,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.