Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/2276 E. 2023/3440 K. 15.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2276
KARAR NO : 2023/3440
KARAR TARİHİ : 15.06.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1275 E., 2022/352 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/265 E., 2020/424 K.

Taraflar arasındaki mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun HMK.nun 353/1-b-1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili, …. ilçesi, ….Mahallesi, 643 ada 112 parsel sayılı taşınmazın müvekkiline ait olduğunu, ancak müvekkilinin izni olmadan taşınmazda davalının oturduğunu, Beyoğlu … Noterliği aracılığıyla 15/05/2018 tarihinde gönderilen ihtarnamede de müdahaleye son verilmesi davalıya ihtar edildiği halde müdahalenin devam ettiğini beyan ederek; davalının taşınmaza yaptığı müdahalenin önlenmesini ve taşınmazın müvekkiline teslimini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; davacının, müvekkilin eşi …’in ilk evliliğinden olma çocuğu olduğunu, taşınmazda müvekkili ve mütevaffa eşi …’nin 30 yıl yaşadıktan sonra eşinin 08/03/2018 tarihinde vefat ettiğini, dava konusu taşınmazın ölen eşi … tarafından satın alındığını ancak ticari riskler nedeniyle davacı adına tescil edilmek zorunda kalındığını, tescil tarihinde davacının henüz 23 yaşında olduğunu, ölen eşine mirasçı olması nedeniyle dava konusu taşınmazda müvekkilinin 1/4 hissesinin olduğunu, bu konuda açacakları tapu iptali ve tescil davasının bekletici mesele yapılmasının gerektiğini beyan ederek, açılan davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı vekili istinaf dilekçesinde: İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/342 Esas sayılı dosyası üzerinden dava konusu taşınmaz hakkında açtıkları inançlı işlem nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasının bekletici mesele yapılmasının gerektiğini, bildirmiş oldukları tanıklarının dinlenmediğini, muris … kooperatif üyesi olduğu halde ticari riskler nedeniyle üyeliğini Beyoğlu … Noterliğinin 02/06/1971 tarihli ve …. yevmiye No.lu hisse devir mukavelesi ile davacıya devrettiğini ve taşınmazın davacı adına tescil edildiğini, üyelik bedellerini dahi murisin ödediğini, mahkeme kararının hatalı olduğunu beyan ederek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde: Müvekkilinin babası … ve davalının 1988 yılında evlendiklerini, kooperatif hissesinin devri suretiyle taşınmazın 1971 yılında müvekkili adına tescil edildiğini beyan ederek; davalı tarafın istinaf taleplerinin reddi gerektiğini bildirmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
“…Taraf anlatımları, ihtarname ve cevabi ihtarname uyarınca davalının taşınmazı kullandığı, davalının eldeki davadan sonra 18/07/2018 tarihinde terekeye iade talepli İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/342 Esas sayılı dosyası üzerinden muvazaa (nam-ı müstear) hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil talepli dava açtığı, taşınmazın davacı adına kooperatif üyeliği sonucu 1972 yılında tescil edildiği, davalının ise davacının babası … ile 1988 yılında evlendiği, davalının delil listesinde tanık deliline dayandığı, mahkemenin kalan deliller için verdiği iki haftalık kesin süre geçtikten çok sonra davalının tanık listesi bildirdiği, HMK 243/1 inci maddesi uyarınca da bildirdiği tanıkları dinlenmesi için hazır etmediği, bu haliyle mevcut tapu kaydı ve çap iptal edilmedikçe mülkiyet hakkına üstünlük tanınması gerektiği, böylece davalının haklı bir nedene dayanmaksızın taşınmazın tamamını kullandığının sabit olduğu; tapu iptal ve tescil davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiği hususundaki istinaf talebine gelince; çap (tapu) kayıtları iptal edilenceye kadar hukuki geçerliliklerini korumakta olup, bu kayıtlara dayanılarak açılan el atmanın önlenmesi davalarında da, geçerliliğini sürdüren mevcut kayıtlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapılması gerektiği, kayıtların iptaline yönelik açılan davaların, yıkım isteği içermediği sürece elatmanın önlenmesi davaları bakımından bekletici mesele yapılmalarına dahi gerek olmadığı, halen hukuki geçerliliğini sürdüren kayıt karşısında eldeki davayı etkileyebileceğini söyleyebilme imkanı bulunmadığı…” gerekçesiyle; davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b/1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf dilekçesindeki başvuru nedenleriyle hükmü temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683 üncü maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.
Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir.”

2. Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Somut uyuşmazlıkta; davalı …’in eldeki davadan sonra 18.07.2018 tarihinde İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/342 Esas sayılı dosyası üzerinden terekeye iade talebiyle muvazaa (nam-ı müstear) hukuksal nedenine dayalı olarak …’e karşı açtığı tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen hükme yönelik davacı vekilince yapılan istinaf başvurusunun bölge adliye mahkemesince esastan reddedilmesi sonrasında davacı vekilince bu kez temyiz konun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 22.09.2022 tarihli 2021/5470 Esas ve 2022/5672 Karar sayılı ilamıyla onanması üzerine, tapu iptal ve tescil istemiyle açılan davada verilen “ret” hükmünün aynı tarihte kesinleştiği belirlenmiştir.

3.Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile bölge adliye mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle, Bölge Adliye Mahkemesince kanunun somut olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.