Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/228 E. 2023/1206 K. 28.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/228
KARAR NO : 2023/1206
KARAR TARİHİ : 28.02.2023

Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve tazminat, birleştirilen davada elatmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın asıl davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı vekili, kayden müvekkiline ait 1444 parselin, davalılardan Nurşah Mimarlık Mühendislik İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin bazalt (mıcır) ruhsatının olduğunu, diğer davalı Karaküçük Mimarlık Ltd. Şti’nin ise rödevans sözleşmesinden bahisle davacının rızası olmadığı halde “kantar kurmak ve taş çıkarmak” suretiyle haksız olarak işgal edildiğini, tarla niteliğindeki taşınmazın doğal yapısının bozulmasına yol açtıklarını ileri sürerek, elatmanın önlenmesine, eski hale iadeye ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 20.000,00 TL haksız işgal tazminatının temerrüt faizi ile birlikte davalılardan alınmasını istemiştir.

2. Birleştirilen davada davacı vekili; müvekkili şirketin belirtilen maden sahasında madencilik faaliyetinde bulunabileceğinin tespitine, davalı şirketin maden sahasına ve işletme alanına vaki müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekilleri, davaların reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davacısı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Asıl dava davacısı vekili; işletme ruhsatının hukuk devletinde özel mülkiyete elatma hakkı vermeyeceği, dava konusu taşınmazın malikinin müvekkili şirket olduğu, Tekirdağ 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1093 E. sayılı davasının, davacının hukukunu olumsuz yönden etkileyebilecek bir dava olmadığını, o davanın konusunun “taşınmazın önceki malikleri ile davalı Nurşah Mimarlık Mühendislik İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi arasında yapılan kira sözleşmesinin iptali davası olduğunu, eldeki davanın ise Anayasa’nın 35 ve TMK’nın 683/2 nci maddesi ile korunan müvekkilinin mülkiyet hakkına elatmadan kaynaklanan bir dava olduğunu, eski maliklerle yapılan kira sözleşmenin iptal edilmemiş olmasının, dava tarihinde maliki olduğu çaplı taşınmazına elatılan davacının hukukunu olumsuz yönden etkilemesinin mümkün olmadığını savunmuştur.”

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesince: “…dava konusu taşınmazın önceki malikleri ile eldeki davanın davalısı Nurşah Mimarlık Mühendislik İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi arasındaki 15.04.2009 tarihli sözleşmenin, kira sözleşmesi niteliğinde olduğunun derecattan geçmek suretiyle kesinleşen mahkeme kararları ile sabit olduğu, eski malikler ile davalı şirket arasında düzenlenen 15.04.2009 tarihli kira sözleşmesinin iptal edilmediği, halen yürürlükte olduğu, davalı şirketin eski malikin kiracısı olduğunu ispat ettiğine göre, yazılı olduğu şekilde davalının kiracı olması dolayısıyla kullanımı haksız olmadığından davanın reddi, aynı gerekçe ile de birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik olmadığı, ürün kiralarında da uygulanma imkanı olan 6098 sayılı TBK’nın 310 üncü maddesine göre, ürün kirasında kiralayan tapu siciline şerh verilmemiş olsa bile, kiracısının onayını almadan taşınmazı temlik ederse, yeni malik kira sözleşmesiyle bağlı olduğu…” gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davacısı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece hatalı değerlendirme yapıldığını, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini savunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi, eski hale iade ve ecrimisil; birleştirilen dava ise şahsi hakka dayalı el atmanın önlenmesi ve muarazanın giderilmesi isteklerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve Yasa’larla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.

2. Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.

3. Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü elatmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, asıl dava davalısı tarafça taşınmazın önceki maliklerle yapılan kira sözleşmesi uyarınca kullanıldığı, sözleşmenin feshedilmemiş olduğuna göre usul ve kanuna uygun olup asıl dava davacısı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl dava davacısı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.