YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2387
KARAR NO : 2023/3678
KARAR TARİHİ : 06.07.2023
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince 04.03.2022 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin uyarınca kesin olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince dava miktarı dikkate alınarak temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de dosyaya 23.03.2016 tarihinde sunulan dilekçede dava değerinin 254.836,48 TL ıslah edilerek, davacılara ait muhdesatların toplam değerinin 259.836,48 TL olarak tespit edilmesinin talep edildiği, harcın tamamlandığı anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen miktar itibarıyla, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin üstünde olduğu, temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir. Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 04.03.2022 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, ek karar kaldırılmasına karar verildikten sonra; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Batman ili, …… ilçesi, ….. Köyü, …. Mezrası 154 No.lu parselin 40 yıldır yerleşim yeri olup söz konusu parselin mülkiyetinin davalı Hazineye ait olduğunu, davacıların ev, bahçe, ağaç, ambar vb. muhdesatları bulunduğunu, taşınmazın Ilısu Barajı HES projesi kapsamında sular altında kalacağından dolayı müvekkillerine ait bütün muhdesatların ayrı ayrı aidiyetlerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın kabulü ile iki katlı evin … tarafından meydana getirildiğinin, iki katlı eve bitişik tek katlı ev, kerpiç ahır, ambar, havuz, taş duvarın 1/2 pay olarak müştereken … ve … tarafından meydana getirildiğinin, bitişik evlerin … tarafından meydana getirildiğinin, ağaçlardan oluşan bahçenin … ve … tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili; Hazine yasal hasım olduğundan ve kusurlu davranışlarıyla davanın açılmasına sebep olmadığından aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, harçtan muaf olmasına rağmen aleyhine harca hükmedildiğini, davacı tanıklarının keşif haricinde duruşmada dinlenildiğini, mahalli bilirkişi beyanı alınmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaz ile ilgili DSİ tarafından kamulaştırma işleminin yapıldığı ve taşınmazın tamamının kamulaştırma sahasında kaldığı sabit olduğundan davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, davaya konu taşınmaz üzerindeki muhdesatlar teknik bilirkişiler tarafından tespit edilmiş ve keşif mahallinde alınan tanık beyanlarından davaya konu taşınmaz üzerindeki muhdesatların davacı tarafından meydana getirildiği sabit olduğundan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davacı vekilinin ıslahıyla 259.836,48 TL’nin talep edildiğini, dava konusu müddeabihin temyiz sınırında kaldığını açıklayarak istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın kabulü kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 684 üncü, 718 inci maddeleri.
2. 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan; bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Muhdesatın aidiyetinin tespiti davalarında, davanın konusu (müddeabih) davalıların paylarına isabet eden muhdesat değeridir (zemin bedeli hariç). Buna göre, yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilâm harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK’nın 326 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilen vekâlet ücretinden her bir davalının tapudaki payları göz önünde bulundurularak sorumlu tutulmaları gerekir.
3. Somut olayda; davalı taraf, davada yasal hasım olup aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması ve davalı aleyhine vekâlet ücretine karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun (492 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin j bendi gereğince Hazine harçtan muaf olduğu hâlde Mahkemece harçtan muaf tutulmaması doğru olmayıp bozmayı gerektirmektedir.
5. Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. Davalı tarafın temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 2, 3 ve 5 inci bentlerinde yer alan (harç, yargılama gideri ve vekâlet ücreti) ibareler çıkartılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.