Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/274 E. 2023/2977 K. 30.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/274
KARAR NO : 2023/2977
KARAR TARİHİ : 30.05.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Lüleburgaz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki mirasta istihkak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili ve davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davacılar vekili avukat….. ile davalılar vekili avukat … geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalıların ortak miras bırakanı olan …’nin 02/02/2011 tarihinde vefat ettiğini, mirasbırakanın vefatından sonra müvekkilleri ve davalılar bir araya gelerek miras payları oranında ziynet eşyalarını tutanak altına alarak paylaştıklarını, terekedeki ziynet eşyalarının paylaşılmasından sonra mirasbırakana ait …. ilçesinde bir çok taşınmazının bulunduğunun ve….’daki bankalarda 2.000.000,00 TL parası olduğunun mirasçılar tarafından öğrenildiğini, davalıların ise mirasbırakana tek başına mirasçısı olmak için annelerinin ana adını değiştirerek kayıt tashihi yaptıklarını, bu şekilde mahkemeyi de yanıltarak Söke Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/89 Esas ve 2012/121 Karar sayılı ilamı ile mirasbırakan …’nin mirasçıları olarak sadece davalıların gösterildiği mirasçılık belgesi aldıklarını, davacıların ise bahse konu mirasçılık belgesinin iptali ile yeni mirasçılık belgesi verilmesi talepli açıktıkları davanın Söke 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/230 Esas ve 2014/795 Karar sayılı ilamı kabul edildiğini ve kesinleştiğini, bu karar ile müvekkillerine miras payı verildiğini, mirasbırakan …’nin mirasçısı olarak davalıların toplamda 384/1152 oranında miras payı bulunduğunu, davalıların ise mirasbırakana ait Ziraat Bankasındaki mevduat hesaplarındaki paylarının karşılığı o tarih itibariyle 373.557,37 TL iken müvekkillerinin paylarını ile birlikte toplamı 747.114,75 TL’yi bankadan haksız olarak çektiklerini, yine 20.02.2012 tarihinden bu yana da bu parayı kullandıklarını ve haksız olarak yararlandıklarını, faiz ile karşılanması mümkün bulunmayan ve munzam zararın da doğmasına sebep olduklarını, davalılar tarafından müvekkillerine ait olup da tahsil edilen miras payının güncel değerinin temerrüt tarihinden itibaren faiziyle birlikte hesaplanarak tüm zararın hesaplanması gerektiğini, davalıların haksız ve yersiz olarak tahsil ettiği 747.114,75 TL bedelin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile miras payları oranında müvekkillerine ödenmesini, davalıların bu haksız eylemlerinin müvekkillerinin miras payları ve alacakları yönünden temerrüd faiziyle karşılanamayacak ölçüde bir zarar oluşturduğu gözetilerek, tüm tereke üzerinden uğradıkları munzam zararlarının tazmini için şimdilik 5.000,00 TL tazminat bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile miras payları oranında müvekkillerine ödenmesini, bu alacağa ve hesaplanacak munzam zarar tazminatına temerrüd tarihi olan 20.02.2012 tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın alacak talebine ilişkin olması nedeniyle yetkili mahkemenin davalıların ikametgah adresi olan Söke mahkemeleri olduğunu ve mahkemenin yetkisiz olduğunu, davalıların Söke Sulh Hukuk Mahkemesi 2011/123 Esas, 2011/1229 Karar sayılı ve 2012/89 Esas, 2012/121 Karar sayılı mirasçılık belgesine istinaden mirasbırakanın Lüleburgaz Ziraat Bankası hesabından veraset intikal vergisi ödendikten sonra bakiye kalan 1.100.429,69 TL çektiklerini, davacıların iddiasında olan 1.120.672,12 TL bedelin çekilmediğini, kaldı ki davalıların sadece bu banka hesabındaki parayı çektiklerini, mirasbırakan adına kayıtlı daha bir çok banka hesabı ve taşınmazların bulunduğunu, terekenin henüz paylaşılmadığını ve terekeye yönelik paylaşım davalarının da bulunduğunu, dolayısıyla davalıların halen terekeden alacağının bulunması nedeniyle açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, dava dilekçesini kabul anlamına gelmemek kaydıyla halen tereke paylaşılmadığından davalıların takas mahsup taleplerinin bulunduğunu, davacıların davalılara ihtar çekmemesi nedeniyle, davalıların temerrüde düşmediğini, dolayısıyla davacıların munzam zarar isteyemeyeceğini, ayrıca davalıların mirasçılık belgesine istinaden para çektiklerini, bu bakımdan mahkemelerce verilmiş bir mirasçılık belgesine dayanılarak para tahsil edildiğinden davalılara kusur atfedilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
1. Türk Borçlar Kanunu’nun 122 nci maddesi hükmüne göre alacaklı, geç ödeme sebebiyle temerrüt faiz ile karşılanamayacak bir zarara uğramış ise, borçlu geç ödemeden dolayı kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı karşılamak zorunda olduğunu, faizi aşan zararın ödenebilmesi için, uğranılan zararın varlığı ile miktarının kanıtlanması gerektiğini, kanıtlandığı takdirde borçlu, ancak kendisinin geç ödemeden dolayı hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmesi halinde bu zararın ödenmesi yükümlülüğünden kurtulabileceğini, zararın davacının öz varlığından, ekonomik ve sosyal faaliyetlerinden, toplum içerisindeki statüsünden, başına gelen olaylardan kaynaklanan, somut olgular nedeniyle uğramış olduğu fiili zarar olduğunu, davacıların davalılardan munzam zararı talep edebilmeleri için davalının kusurunu ve temerrüt faizini aşan zararı ispat etmelerini gerektiğini, davalıların Söke Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilen mirasçılık belgesine istinaden parayı çektikleri, mirasçılık belgesi verilmesi istemiyle açılan davalarda talep edenin kendisi ile mirasbırakan arasındaki soybağını kanıtlamak zorunda olduğu, başka mirasçı bulunup bulunmadığının ve miras paylarının ise mahkemece re’sen belirleneceği, dolayısıyla dosyada mevcut delil durumuna göre davalılara bir kusur yüklenemeyeceği, ayrıca davacıların para alacağını zamanında alması halinde bu parayı ne şekilde kullanacağını ve munzam zarar iddiasını somut ispat vasıtası ile somut olarak kanıtlayamadıklarından munzam zarar talebinin reddine,

2. Davalıların takas mahsup talebinin ayrı bir yargılamayı gerektirmesi nedeniyle değerlendirilmediği,

3. Davacıların alacak talebi yönünden; davalıların 1.120.672,12 TL parayı 20/02/2012 tarihinde Lüleburgaz Ziraat Bankası şubesinden çektikleri, fazladan çektikleri davacıların payına isabet eden 747.114,75 TL’nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacı … için 192/768 payı oranında, davacı … için 48/768 payı oranında, … için 48/768 payı oranında, … için 48/768 payı oranında, … için 48/768 payı oranında, … için 32/768 payı oranında, … için 32/768 payı oranında, … için 32/768 payı oranında, … için 48/768 payı oranında, … için 48/768 payı oranında, … için 96/768 payı oranında, … için 48/768 payı oranında, … için 48/768 payı oranında ödenmesine ve bu alacağa paranın bankadan çekildiği 20/02/2012 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki hususları tekrar ederek davalıların hileli ve kusurlu hareketleri ile mahkemeyi yanıltmak suretiyle aldıkları mirasçılık belgesine istinaden dava konusu banka hesabından para çektikleri, davalıların davacıların da mirasçı olduklarını bildiklerini ve kötü niyetle hareket ettiklerini, dolayısıyla munzam zarar koşullarının gerçekleştiğini, mahkemece paranın satın alma gücüne göre davacılarca tahsil edilen bedelin miras payına oranla temerrüt tarihinden itibaren faizi ile hesaplanarak zararın hesaplanması gerektiğini, mahkemece davacıların parayı alması halinde ne şekilde kullanılacağının somut olarak ispatlayamadıklarını belirtse de davacıların parayı nasıl değerlendireceğine ilişkin ispat yükünü davacı tarafa yükleyemeyeceğini, ülkemizde enflasyon ve paranın değer kaybı düşünüldüğünde faiz ile karşılanamayan zararın ortada olduğunu ileri sürmüştür.

2. Davalılar vekili; yetki itirazlarının hatalı olarak reddedildiğini, dava konusu Ziraat Bankası …. hesabından çekilen paranın 1.120.672,12 TL olmadığını, veraset intikal vergisinin ödenerek 1.100.429,69 TL paranın çekildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere bilirkişi raporunda ve mahkemece paranın hatalı olarak hesap edildiğini, mirasbırakanın terekesine yönelik halen paylaşım davalarının bulunduğunu, dolayısıyla davalıların halen terekeden alacağı olduğu ve paylaşım bitmemişken davalılar aleyhine açılan davanın usulsüz olduğunu, kaldı ki paylaşım davaları ile birlikte düşünüldüğünde davalıların takas mahsup talebinde bulunmalarına rağmen mahkemece taleplerini dikkate almadığını, davalıların mahkemece verilen yasal bir mirasçılık belgesine göre para çekmeleri karşısında yine kabul anlamına gelmemek üzere paranın tahsil tarihinden itibaren faize hükmedilemeyeceğini, nitekim davalılara ihtar da çekilmemiş olduğundan temerrüde düşmediklerini, davalıların ve davacıların miras paylarının belli olduğunu, bu sebeple mahkemece alacağın müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermesinin yerinde olmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

1.Davada yetkili olan mahkemenin miras bırakanın yerleşim yeri mahkemesi olduğundan davalıların yetkiye yönelik istinaf itirazları yerinde olmadığını,

2.Dosya içeriğinde vergi dairesi müdürlüğünün 28.02.2020 tarihli yazısında 5002-5004 numaralı hesaplarda toplam 1.108.232,36 TL olduğunu belirtilse de, banka hesap hareketlerine göre çekilen miktarın 5002 numaralı hesapta toplam 1.060.763,16 ve 5004 numaralı hesapta 59.908,96 TL olduğu anlaşıldığından davalıların miktara yönelik istinaf itirazlarının yerinde olmadığını,

3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 117 nci maddesine göre davalıların faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf itirazlarının da yerinde olmadığını,

4.Terekenin henüz paylaşılmadığı, davacılar uhdesinde tereke malı olmadığı görüldüğünden davalıların takas mahsup taleplerine yönelik itirazlarının da yerinde olmadığını,

5.Vergi Dairesine yatırılan harçlarla ilgili talebin cevap dilekçesinde ileri sürülmediği, terekenin ise tümüyle taksim edilmediğinden müşterek-müteselsil tahsil talep ve kararının usule aykırı olmadığı gerekçesiyle davacıların ve davalıların istinaf başvuru dilekçelerinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalılar vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, mirasta istihkak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesi ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davalılar vekilince dava konusu bankadan çekilen para için vergi dairesine yatırılan harcın düşülmesi gerektiği itirazına yönelik Bölge Adliye Mahkemesince talebin cevap dilekçesinde ileri sürülmediği gerekçesiyle istinaf itirazının reddine karar verilmiş ise de davalılar vekilinin 16.11.2018 tarihli cevap dilekçesinde bu itirazını ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Nitekim dosya içerisinde mevcut ….. Vergi Dairesi Müdürlüğünün 03.03.2020 havale tarihli müzekkere cevabında mirasçılar …,…,…,… ve … tarafından verilen beyannamede mirasbırakan …’nin Ziraat Bankası …. Şubesi …. ve ….. numaralı hesaplarında 1.108.232,36 TL mevduatı olduğu bildirilerek, mirasçılardan … ve …. için 4.903,76 TL, mirasçılardan … ve … için 4.926,61 TL olmak üzere toplamda 19.660,74 TL tahsil edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davalılar vergi beyannamesinde bankadan çektikleri miktarı 1.108.232,36 TL olarak bildirmiş iseler de, banka hesap hareketlerine göre 5002 numaralı hesaptan toplam 1.060.763,16 TL ve 5004 numaralı hesaptan 59.908,96 TL çektikleri görüldüğünden, davalıların alacağın miktarına yönelik temyiz itirazlarına itibar edilmemiştir. Davalıların ödedikleri vergi harcının alacak miktarından düşülmesi gerektiğine yönelik temyiz itirazlarına yönelik olarak İlk Derece Mahkemesince alacak miktarı olarak belirlenen 747.114,75 TL’den davalılar tarafından ödenen verginin toplamı 19.660,74 TL’nin düşülmesi suretiyle 727.454,01 TL alacağa hükmedilmesi gerekirken 747.114,75 TL alacak miktarına hükmedilmesi doğru görülmediğinden bu husus bozmayı gerektirir.

3. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının başvurunun esastan reddine ilişkin kararın kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

3. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine
ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

Davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının birinci hüküm fıkrasının ikinci paragrafının altıncı satırında yer alan “747.114,75 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “727.454,01 TL” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Yargıtay duruşma vekalet ücreti olan 8.400 TL’nin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,

İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.