Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/2755 E. 2023/11 K. 09.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2755
KARAR NO : 2023/11
KARAR TARİHİ : 09.01.2023

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı …, 06.05.1963’te vefat eden muris …’na ait Rize Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/872-778 E. K., Kadıköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/1444-1562 E. K. sayılı mirasçılık belgeleri arasında çelişkinin bulunduğunu belirterek aradaki çelişkinin giderilerek yeni mirasçılık belgesi verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı … cevap dilekçesinde, murisin … ile 20.02.1926’da, … ile de 20.07.1934’te evlendiğini, Medeni Kanuna göre iki evliliğin mümkün olmamasına rağmen murisin iki evliliğinin de resmi olduğunu, murisin emekli maaşının …’na bağlandığını, Kadıköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/1444-1562 E. K. sayılı mirasçılık belgesinin doğru olduğunu beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.11.2019 tarihli ve 2017/49 Esas, 2019/334 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesince; mahkemece hiç bir araştırma yapılmadan denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verildiği mahkemece, murisin … ile 20.02.1926’da, … ile de 20.07.1934’te gerçekleştirdiği evlilik kayıtlarının, kişiler arasında boşanmaya ilişkin kayıt olup olmadığının ilgili nüfus müdürlüğünden gerekirse Nüfus ve Vatandaşlış İşleri Genel Müdürlüğünden sorulması gerekir. Tüm yazı cevapları mirasçılık belgeleriyle birlikte titizlikle incelenmeli, tarafların ileri sürdüğü deliller toplanmalı, re’sen araştırma ilkesi gereğince bütün araştırmalar yapılmalı, gerektiğinde konusunda uzman bilirkişiden denetime elverişli, rapor alındıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; muris …’nun iki evlilik yaptığı ve nüfus kaydında Yasime ve Fatuli’nin halihazırda murisin eşleri olarak gözüktüğü ve aralarında herhangi bir boşanma kaydı olmadığı, murisin iki evliliğinden de çocukları olduğundan; muris Osman’dan eşe geçecek 1/4 payın 2’ye bölünerek 1/8 pay Yasime’ye, 1/8 pay Fatuli’ye ait olmak üzere murisin mirasçılarının ve miras paylarının belirlenmesi ve davalı …’ın biyolojik anne ve babası davacı … ve … olduğundan evlatlığın biyolojik ailesindeki mirasçılığı da devam edeceğinden; hem Hasan Basri ve Saniye’ye mirasçı olacağı hemde …(muris Osman’ın oğlu Ahmet Kadir eşi) tarafından evlat edinilmesi nedeniyle …’ndan evlatlık olarak miras payı alacağına dikkat edilmesi suretiyle rapor tanzim edildiği, muris Osman’ın 20.02.1926 yılında Yasime ile yaptığı evlilik geçerli ve arada herhangi bir boşanma kaydı yok iken Fatuli ile 20.07.1934 yılında resmi bir evlilik yapması mümkün değil ise de evliliklerin çok eski yıllara dayalı olduğu da gözetilerek bir şekilde gerçekleşmiş ve iptal davası açılmamış ve iptal edilmemiş 2. evliliğin mevcut resmi kayıtlara göre geçerli olduğu (zira TMK 156 gereğince mutlak butlan halinde bile evlenme, hakimin kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur) anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı müvekkillerine dağıtılan miras payının hükme esas alınan bilirkişi raporunda gösterilenden daha fazla olması gerektiğini ileri sürerek hükmü temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2.1.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 29. maddesi hükmünde; bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimsenin iddiasını ispat etmek zorunda olduğu; TMK’nın 30. maddesinde doğum ve ölümün nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunabileceği, nüfus kütüklerinde kayıt bulunmaması veya bulunan kaydın doğru olmadığının anlaşılması halinde gerçek durumun her türlü delille kanıtlanabileceği açıklanmıştır. Hukukumuzda çekişmeli yargıya tabi davalarda “taraflarca hazırlama ilkesi” geçerlidir. Hakim tarafların talepleriyle bağlı olup talepte bulunan tarafın iddia ettiği olaylar ve ileri sürdüğü deliller ile yetinerek karar vermek zorundadır. Çekişmesiz yargıya tabi davalarda ise re’sen araştırma ilkesi egemendir. Hasımsız açılan ve çekişmesiz yargıya tabi olan davalarda verilen kararlar kesin hüküm teşkil etmediği gibi bu kararlar açılacak bir iptal davası sonucunda değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir.

2.2.Mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davada irs ilişkisi kural olarak nüfus kayıtları ile ispat olunur. Nüfus kayıtları belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça herhangi bir şekle tabi değildir. (TMK md.7) Hakim çekismesiz yargıda re’sen araştırma ilkesi uyarınca, davanın ispatı için gerekli bütün delillere başvurabilir.

2.3.Borçlar Hukukumuzda, hukuki işlemlerin geçerlilik şartlarından, kamu düzenini ilgilendirecek düzeyde olanların eksikliği halinde, anılan işlemin butlanından söz edilir ki, bu durum, işlemin, kendiliğinden ve baştan itibaren (geçmişe etkili olarak) geçersiz olmasına, hiç bir hüküm ve sonuç doğuramamasına yol açar. İşlemin geçersiz olması için herhangi bir dava açmaya gerek bulunmayıp, işlem taraf iradesi ile yahut belirli bir sürenin geçmesiyle de geçerlilik kazanmaz. Ancak, taraflar isterlerse işlemin batıl olup olmadığını bir tespit davası ile tespit ettirebilirler. Öte yandan, kural olarak, mahkeme, herhangi bir işlemin batıl olduğunu tespit ederse; bu karar ileriye etkili (ex nunc) olduğu kadar geçmişe de etki eder (makable de şamil olur). Yani, böyle bir işlem, hiç bir zaman yapılmamış sayılır. Ne var ki, “Aile Hukuku’nda, “Borçlar Hukuku”ndaki bu kuraldan ayrık ve özel bir düzenleme getirilmiştir. Şöyle ki: Geçerli şekilde kurulmayan evlilikler yok hükmündedir. Buna karşılık, butlan hallerinde, evlilik kurulmuştur, fakat geçerli bir şekilde kurulmamıştır. Geçersiz şekilde kurulan evlilik kendiliğinden sonlanmamaktadır. Bunun için, mutlaka bir mahkeme kararı gereklidir.

2.4.Eş anlatımla, evlenmenin batıl olduğu hallerde evlenme, bu geçersizliğe rağmen kurulmuştur; sonradan bir dava ile ortadan kaldırılmadıkça varlığını sürdürür. Batıl bir evlilik, hâkim kararı ile ortadan kaldırılıncaya kadar, geçerli bir evliliğin doğurduğu hukuki sonuçları tümüyle doğurur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)’nun 156. maddesinde: “Mutlak butlan halinde bile evlenme, hâkim kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur.” düzenlemesi yer almakta; mutlak butlanın söz konusu olduğu halde dahi hakim kararına kadar, bu evliliğin geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğuracağı açıkça kabul edilmektedir.

3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesinin (IV/B)’de sayılan gerekçesi ile birlikte muris Osman’ın Yasime ve Fatuli ile gerçekleştirdikleri evliliklerde boşanma kaydının bulunmaması, bir şekilde gerçekleştirilmiş olan bu iki evliliğin (V/C/2/2.3-2.4)’de açıklanan nedenlerle mutlak butlana tabi bulunsa da mahkeme kararı ile iptal edilmediği sürece geçerli bir evliliğin hüküm ve sonuçlarının doğuracağı açık olduğu gibi mahkemece hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna dayanarak miras paylarının dağıtılmasına karar verilmesinde hukuka ve yasaya aykırılık görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Uyulan bozma kararı gereğince tesis edilmiş İlk Derece Mahkemesi kararında hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik olmamasına göre yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.