Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/2808 E. 2023/78 K. 10.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2808
KARAR NO : 2023/78
KARAR TARİHİ : 10.01.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil ya da tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın davalılar … ve … yönünden esastan reddine, davalı … yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.01.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belirlenen günde temyiz eden davacılar vekili Av. … ile karşı taraftan davalılar … ve … vekili Av. Muhterem İrkin geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili 03.11.2017 tarihli dava dilekçesinde; davacı … ile davalı …’ın babası, diğer davacıların dedesi olan muris …’nın 26.08.2017 tarihinde öldüğünü, murisin taraflar dışında … ve … adında iki mirasçısının daha bulunduğunu, murisin 25.06.2016 tarihinde akıl hastalığı ve yaşlılığı nedeniyle kısıtlandığını ve davacı kızı Eda’nın vasi olarak tayin edildiğini, daha sonra vasisinin kızı … olduğunu, davalı …’ın vasi olma talebinin ise aynı zamanda kardeşi …’nın vasisi olması ve kısıtlı babasının mal varlığı üzerinde kendi lehine tasarruflar yapması nedeniyle reddedildiğini, davacı …’nın vasinin değiştirilmesi için 13.09.2017 tarihinde dava açtığını ancak, yargılama sırasında murisin öldüğünü ve mahkemece karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, murisin sağlığında 25.01.2005 tarihli resmî senetle dava konusu 137, 518, 519 ve 597 parsel sayılı taşınmazları ölünceye kadar bakma akdiyle davalı …’a tapuda devrettiğini, davalı …’ın ise bu taşınmazlardan 137 No.lu parseli 12.05.2014 tarihinde davalı …’e; davalı …’in de 25.06.2014 tarihinde davalı …’ye satış yoluyla devrettiğini ancak, davalılara yapılan bu devirlerin muvazaalı olduğunu, murisin sağlığında vasisi olan kızı davacı …’ya davalı … aleyhine tapu iptali ve tescil davası açtırdığını ancak, davanın husumete izin alınmadığı gerekçesiyle usulden reddedildiğini, ölünceye kadar bakma akdinin düzenlendiği tarihte murisin fiil ehliyetinin olmadığını, davalı …’ın murisin bakımıyla ilgilenmediğini, muris tarafından davalı …’a yapılan devrin servet nakli niteliğinde olduğundan muvazaalı olduğunu belirterek, dava konusu taşınmazların tapu kaydının müvekkillerinin miras payları oranında iptali ile adlarına tescilini; dava konusu 137 parsel sayılı taşınmaz yönünden davalılar Metin ile Semih’in iyi niyetli olduklarının kabulü hâlinde taşınmazın rayiç değerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’dan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı … vekili, davacıların murisin bakımı ile ilgilenmediklerini, dava konusu 137 parsel sayılı taşınmazın ihtiyaç nedeniyle satıldığını, murisin başka taşınmazlarının da bulunduğunu, murisin ölene kadar 27 yıl boyunca müvekkili ile aynı ikâmeti paylaştığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı … vekili, zamanaşımı itirazında bulunmuş; müvekkilinin dava konusu 137 parsel sayılı taşınmazı 25.06.2014 tarihinde davalı …’e sattığını, bu nedenle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu taşınmazı kâr amacıyla satın almış olup iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, satış esnasında düzenlenen Tekirdağ 1. Noterliğinin 09.05.2014 tarih ve 3960 yevmiye numaralı feragatnamenin iyi niyetinin göstergesi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

3. Davalı … vekili, zamanaşımı itirazında bulunmuş; müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, dava konusu 137 parsel sayılı taşınmazı yatırım amaçlı satın aldığını, davalı …’ı bizzat tanımadığını, taşınmazı satın aldığı ilk yıl davalı …’ın ürünlerini almasına izin verdiğini, sonrasında taşınmazı kullanmasına rızası olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tüm dosya kapsamı ve özellikle tanık beyanlarına göre ölünceye kadar bakım akdinin muvazaalı olmadığı, davalı …’ın bakım borcunu yerine getirdiği ve akit tarihinde murisin ehliyetsiz olmadığı gerekçesiyle davalı … yönünden davanın esastan reddine; davalılar Metin ve Semih yönünden ise muvazaa iddiasını kanıtlamadığı gerekçesiyle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılar … ve … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 14.11.2019 tarih ve 2019/1741 Esas, 1645 Karar sayılı kararıyla;
“1. Muris …’nın dava konusu taşınmazları davalı …’ya devrettiği tarihte fiil ehliyetini haiz olduğu, bu tarihte 76 yaşında ise de murise vasi tayinine ilişkin yargılamada davalı …’ın vasilik talebinin reddedildiği, murisin bakımı ile kızı Necla’nın ilgilendiği ve murisin davalı … dışında fiil ehliyetini haiz olmayan … hariç erkek evladının olmadığı, tanık beyanlarıyla davalı …’ın bakım olgusunu ispatlayamadığı ve temlik edilen taşınmazların murisin tüm mal varlığına oranla makul seviyede kalmadığı, açıklanan nedenlerle temlikin muvazaalı olarak mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne;

2. Dava konusu 137 parsel sayılı taşınmaz yönünden dinlenen tanık beyanlarına göre, davalı …’ın bu taşınmazı satarak borçlarını ödediği ve kendisine ev aldığı, satış işleminin gerçek olup davalı alıcı Semih’in iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğu, bu nedenle adı geçen davalı yönünden davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken, pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle de davalı …’nin istinaf başvurusunun kabulüne ve İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına; davanın, davalı … yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle, davalı … yönünden esastan reddine; davalı … yönünden ise kabulüne” karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Davacılar vekili, 28.09.2021 tarihli dilekçesi ile dava konusu 137 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz taleplerinden vazgeçtiklerini belirterek, davaya konu diğer taşınmazlar yönünden hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

3. Dairemizin 28.09.2021 tarih ve 2021/5327 Esas, 2021/1188 Karar sayılı ilâmıyla; davacı tarafın ölünceye kadar bakma sözleşmesinin ehliyetsizlik nedeniyle iptaline yönelik iddiası yönünden; Adli Tıp Kurumunun 19.04.2019 tarihli raporunda, dava konusu taşınmazların davalı …’a ölünceye kadar bakma karşılığında devir tarihi olan 25.01.2005 tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğu belirtildiğinden, Bölge Adliye Mahkemesinin davacılar vekilinin bu husustaki istinaf başvurusunun yerinde olmadığına ilişkin gerekçesinin dosya kapsamıyla uyumlu olduğu; dava konusu 137 parsel sayılı taşınmazın davalılar Metin ve Semih’e muvazaalı olarak devredildiği iddiası bakımından ise tapu iptali ve tescil davaları kayıt malikine karşı açılabileceğinden, başka bir ifadeyle tapuda kim taşınmaza malik ise dava ona yöneltileceğinden ve dava konusu 137 parsel sayılı taşınmazda kayıt maliki davalı … olduğundan Bölge Adliye Mahkemesince adı geçen davalı yönünden davanın esastan reddine; davalı … yönünden ise davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı;

4. Davacıların muris muvazaası ve bakım koşullarının yerine getirilmediği iddiasına yönelik yapılan incelemede ise; davacı ve davalı tanıklarının beyanlarına göre, 1991 yılından itibaren davalı …’ın murisi babası ile birlikte yaşadığı, murisin ölümünden birkaç yıl önce bakıma muhtaç hâle geldiği, davalı …’ın 2014 yılında dava konusu 137 parsel sayılı taşınmazı satıp Tekirdağ’dan ev aldıktan sonra da köyde yaşayan babasının bakımıyla ilgilenmeye devam ettiği, murisin sağlığında akde aykırılık nedeniyle dava açmadığı, kısıtlandıktan sonra vasisi davacı … tarafından açılan davanın ise usulden reddedildiğinin anlaşıldığı; diğer taraftan, bakım borçlusunun temlik edenin oğlu olmasının kendisine bakım koşuluyla temlik yapılmasına mani olmadığı gibi, aksine yasal bir düzenlemenin de bulunmadığı; ayrıca, murisin davalı … dışında iki oğlunun daha olup temlik tarihinde ikisinin de sağ olduğu; öte yandan, kural olarak, tüm mal varlığının veya buna yakınının temlikinde muvazaadan söz edilebilir ise de ölünceye kadar bakım sözleşmesi kapsamında kalan taşınmazların değeri ile muris adına kayıtlı diğer taşınmazların değeri arasındaki orantısızlığın tek başına muvazaa iddiasını ispatlamaya yeterli olmadığı; davalı …’ın murisin vasisi olma talebinin reddedilmesinin de temlikin muvazaalı olarak yapıldığını göstermediği, kaldı ki somut olayda, murisin davacılardan mal kaçırmasını gerektiren bir olgunun ve sebebin varlığının da kanıtlanmış olmadığı; bu durumda, murisin davalı oğlu Yaşar’a yapmış olduğu temlikin bakım karşılığı olduğunun, mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olmadığının, başka bir ifadeyle işlemin gerçek iradeyi yansıttığının kabulü gerektiği,

5. Hâl böyle olunca, davalı … yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilâmında belirtilen gerekçelerle davanın, davalı … yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine; davalı … ve davalı … yönünden ise esastan reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; muris … tarafından davalı …’ya yapılan temliklerin diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını, ölünceye kadar bakım akdinin muvazaalı olması nedeniyle davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil ile ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 611 ve devamı maddeleri ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 8.400,00’er TL’nin davacılardan alınarak davalı … ve …’e ayrı ayrı verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.