Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/2954 E. 2023/4048 K. 21.09.2023 T.

Yayınlanma Tarihi: 22.01.2024 01:38


YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2954
KARAR NO : 2023/4048
KARAR TARİHİ : 21.09.2023


MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2181 E., 2022/487 K.
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kısmen kabulü, karşı davanın tümüyle reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/370 E., 2019/290 K.

Taraflar arasında asıl davada el atmanın önlenmesi ve ecrimisil, karşı davada tapu iptal ve tescil, tazminat, tespit ve el atmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, karşı davanın tümüyle reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı- karşı davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın tümüyle reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin paydaş olduğu taşınmaza davalının haksız el attığını ileri sürerek müdahalenin önlenmesini ve ecrimisil talep etmiştir.

II. CEVAP ve KARŞI DAVA
Davalı- karşı davacı ... vekili; dava konusu taşınmazı, daha arsa halinde iken bedelinin yarısını ödeyerek davacı ile müvekkilinin birlikte satın aldıklarını, fakat ağabeyi olan davacıya güvendiğinden tescilin davacı adına yapılıp taşınmaz üzerine zemin ve birinci kattan oluşan bina inşa edildiğini, bunun parasının yarısını da müvekkilinin ödediğini, zemin kata yerleşip dava tarihi itibariyle 22 yıldır da davacının rızası ile oturduğunu belirterek davanın reddini savunmuş; aynı gerekçelerle zemin kattaki dairenin de kendisine ait olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile 1/2 payın kendi adına tescilini, bunun mümkün olmaması halinde ise arsa ve yapı bedelinin yarısının güncellenerek kendisine ödenmesini karşı dava yoluyla talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Asıl davada el atmanın önlenmesi ve ecrimisil taleplerinin kabulüne, karşı davada tapu iptal-tescile ve terditli talep olan bedele yönelik davanın ise ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- karşı davacı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı-karşı davacı vekili; asıl davanın; haksız olup güvene dayanarak taşınmazın davacı adına tescil edildiğini, tarafların eşleri arasında yaşanan tartışmalar üzerine eldeki davanın açıldığını, öncesinde bir sorun yaşamadıklarını, yapının kaçak olup davacının hukuken korunabilir bir menfaatinin olmadığını, hem arsanın hem de yapının yarı parasının müvekkilince karşılanmış olup işgalin söz konusu olmadığını, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, hisseli mülkiyet durumu nedeniyle davacının tek başına dava açma yetkisi bulunmadığını, tüm taleplerinin reddi gerektiğini, abonelik tarihlerinin 2016 yılı öncesine dayandığını; karşı davada ise; hapis hakkı def'inde bulunulduğu halde bu talebin karara bağlanmadığını ve gerekçesinin de açıklanmadığını, taşınmazda rıza üzerine oturulduğuna dair davacının isticvabının bulunduğunu, davanın devamı sırasında İmar Kanunu'nun geçici 16 ncı maddesinde yapılan değişiklik üzerine dava konusu taşınmazdaki dairelere ayrı ayrı tapu düzenlenebilmesinin mümkün hale geldiğini, haksız bir müdahale olmadığı için ecrimisilin de yasal dayanağının bulunmadığını, asıl ve karşı dava yönünden hükmedilen vekalet ücretinin fahiş olduğunu ileri sürülerek; kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemece, davacının talebinde belirttiği şekilde iki yıllık ecrimisile hükmedilmişse de; davacı taraf, dava dilekçesinde geriye doğru iki yıl için ecrimisil talebinde bulunmuş, 05/06/2017 tarihli cevaba cevap dilekçesinde ise kardeşlik ilişkisinden dolayı davalı ile ailesine yardımcı olmak adına davalının kullanımına rıza gösterdiğini beyan ettiği görüldüğünden, davacının rızasının kalktığı tarihten itibaren ecrimisile hükmedilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

2. Davacı tarafça, haksız işgal nedeniyle tahliye etmesi için davalıya gönderilen ihtarnamenin 02/12/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davacının rızasının bu tarihte kalktığı, ecrimisil hesabının ihtarnamenin tebliğ edildiği 02/12/2016 ile davanın açıldığı 20/04/2017 tarihleri arasındaki dönem için hesaplanması gerektiği, rızanın daha önce kalktığı hususu davacı tarafça ispatlanmamasına rağmen dava tarihinden geriye iki yıl için ecrimisil hesabı yapılmasının yerinde olmadığı, dolayısı ile davalının ecrimisile yönelik istinafının kısmen yerinde olduğu anlaşılmıştır.

3. Davalı taraf karşı davada; dava konusu taşınmazın arsa vasfında iken parasının yarısını kendisinin ödediğini ve sonrasında da üzerine yapılan binanın masrafının da yarısını kendisinin karşıladığını ileri sürmüşse de, yukarıdaki ilkeler çerçevesinde davalı/karşı davacı tarafından yazılı delil veya delil başlangıcı niteliğinde belge sunulmadığı, yemin iddiasına dayanıldığı ve davacı/karşı davalının da karşı davalı sıfatı ile bu yemini yerine getirdiği görüldüğünden, karşı davanın ispatlanamadığı, dolayısıyla davalı/karşı davacının istinaf isteminin reddi gerektiği anlaşılmıştır.

4. Bu itibarla, "...davalı- karşı davacı ...'in, davacı-karşı davalı ...'in açtığı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davalarının reddi, tapu iptal-tescil ve bedelin tahsili davasının ise kabulü gerektiğine yönelik istinaf talebinin yerinde olmadığı, fakat ecrimisilin miktarı yönünden istinafın yerinde olduğu, davalı/karşı davacı ...'in istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiği, fakat bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nın 353/1-b-2 nci maddesi gereğince, ihtarname tebliğ tarihi olan 02/12/2016 ile davanın açıldığı 20/04/2017 tarihleri arasını kapsayacak şekilde ecrimisil hesaplanması gerektiği..." gerekçesiyle; "...asıl dava yönünden; el atmanın önlenmesine yönelik talebin kabulü ile davalı- karşı davacı ...'in, Bursa ili, Yıldırım ilçesi, Değirmenönü Mahallesi, 2783 ada 117 parsel üzerinde 8 adet kargir ev olan arsa niteliğindeki taşınmazda davacı- karşı davalı ...'in 141/4352 hissesine karşılık gelen hissede inşa edilen binanın zemin katına yönelik müdahalesinin önlenmesine, ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile ecrimisil alacağı olarak hesaplanan 2.114,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı- karşı davacı ...'den alınarak davacı- karşı davalı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karşı dava yönünden; davalı- karşı davacı ... tarafından açılan davaların reddine..." karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- karşı davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı - karşı davacı ... vekili; istinaf dilekçesindeki aynı başvuru nedenlerini ileri sürerek; hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada el atmanın önlenmesi ve ecrimisil, karşı davada tapu iptal ve tescil, tazminat, tespit ve el atmanın önlenmesi istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, "İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” kenar başlıklı 995 inci maddesi hükmüne göre; “Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.”

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” kenar başlıklı 683 üncü maddesinin 2 inci fıkrası hükmüne göre; “Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.”

3. 6100 sayılı HMK’nın "İspat yükü" kenar başlıklı 190 ıncı maddesine göre; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir."

4. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "İspat yükü" kenar başlıklı 6 ncı maddesine göre; "Kural olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür."

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle Bölge Adliye Mahkemesince kanunun somut olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği anlaşıldığından, bölge adliye mahkemesince kurulan hükümde isabetsizlik görülmemiş, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.