YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3067
KARAR NO : 2023/2973
KARAR TARİHİ : 30.05.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki miras taksim sözleşmesine dayalı alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilince tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davalılar vekili avukat … ile diğer taraftan davacılar vekili avukat Mehmet Akif Yavuz geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; tarafların 02.07.2012 tarihinde vefat eden …’nın mirasçıları olduklarını, davacıların mirasbırakan …’nın ilk eşinden olma çocukları, davalıların ise mirasbırakanın ikinci eşi … ve ikinci eşinden olma çocukları olduklarını, mirasbırakanın vefatının ardından tarafların bir araya gelerek Gaziantep ….. Noterliği 13.07.2012 tarih ve …. yevmiye numaralı miras taksim sözleşmesi ile mirasbırakanın terekesine ait malvarlığını 1/5 oranında paylaşmayı kararlaştırdıklarını, tarafların 02.09.2013 tarihinde yeniden bir araya gelerek bir taksim sözleşmesi daha düzenleneceğinin kararlaştırıldığını, aynı tarihte avukat …’nun bürosunda mirasbırakana ait olup mirasçıların uhdesinde bulunan ancak kayıtlarda görünmeyen yüksek meblağdaki paranın daha sonra ortaya çıkarılması halinde parayı uhdesinde tutan kişinin herhangi bir hak iddia edemeyeceğine yönelik bir protokol düzenlendiğini, bu sözleşmenin düzenlenmesinden bir gün sonra ise tarafların yeniden bir araya geldiklerini, davalıların mirasbırakanın terekesinde görünmeyen mevcut bankalarda yer almayan, banka kasalarında bulunmayan 9.250.000,00 Euro tutarında altın, TL ve dövizlerin uhdelerinde olduğunu beyan etmeleri üzerine daha avukat … tarafından düzenlenen protokolün bertaraf edildiğini, miasbırakanın sağlığında davalı …’ya muvazaalı olarak devrettiği taşınmazlara ilişkin dava açılmamak koşuyla bir sözleşme daha düzenlendiğini, bu sözleşmeye göre mirasbırakanın terekesine ait olması gereken 9.250.000,00 Euro’nun %40’na isabet eden 3.700.000,00 Euro’nun davacılara ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ne var ki davalıların ödemeye yanaşmadıklarını beyan ederek 3.700.000,00 Euro’nun Türk Lirası karşılığı olan 11.840.000,00 TL’nin davalılardan alınarak davacılara ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davalıların “SÖZLEŞMEDİR” başlıklı belgeyi daha önce hiç görmediklerini, müvekkillerinin el ürünü olmadığını, davalı …’nın ayağının bu tarihlerde kırık olması nedeniyle alçıya alındığını, sözleşmede geçen bağ evinin şehir merkezine 25-30 km mesafesinin bulunması nedeniyle …’nın bu mesafeyi bozuk yollardan gitmesinin hayatın olağan akışına ve sağlık durumuna aykırı bulunduğunu, davalıların bir gün önce tereke paylaşım anlaşması yapmışken durup dururken hiç bir yerde kaydı olmayan 9.250.000,00 Euro’nun kendi uhdelerinde bulunduğunu söyleyerek ıssız bir bağ evinde sözleşme imzalamalarının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacıların mirasbırakanın vefatından sonra müvekkillerinin cenaze için Gaziantep’e geldikleri ilk günlerde belediye, vergi daireleri ve sair kurumlarda yapılacak acil idari iş ve işlemler için boş kağıtlara imza attırdıklarını, müvekkillerine imzalattığı boş kağıtlardan birisinin üzerini sonradan doldurarak alacak iddiasına dayanak yapılan 03.09.2013 tarihli “SÖZLEŞMEDİR” başlıklı belgeyi oluşturduklarını, tarafların miras uyuşmazlığını sonlandırmak amacıyla kirve dedikleri güvenilir kişi …. ‘a verilen imzalı boş belgenin iadesi için çekilen ihtardan sonra da müvekkillerine iade edilmeyip yada müvekkilleri huzurunda imha edilmediğini, bu nedenle davacıların alacak iddiasına dayanak yaptıkları 03.09.2013 tarihli “SÖZLEŞMEDİR” başlıklı belgenin bu imzalı boş belgenin üzerinin müvekkillerinin rızasına aykırı olarak sonradan doldurularak oluşturulma ihtimali de bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu Raporuna göre sözleşmedeki isim, yazı ve imzaların davalıların eli ürünü olduğunun belirlendiği, 03/09/2013 tarihli sözleşmenin geçerli olduğu, sözleşme içeriğinden 9.250.000 Euro’nun % 40’ına isabet eden 3.700.000 Euro’nun Türk lirası karşılığı olan 11.840.000,00 TL’nin davacılara bırakıldığı, davalıların bu paranın kendilerinde olduğunu beyan ettikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi ve yargılama aşamasındaki beyanlarını tekrar ederek; ihtiyati tedbir kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 398/1 inci maddesine aykırı olarak verildiğini, davaya konu 03/09/2013 tarihli belgenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 1 inci maddesine göre sözleşme olarak kabul edilemeyeceğini, Türk Hava Yolları tarafından 05.05.2017 tarihinde gönderilen müzekkere cevabı ile Gaziantep ….. Noterliğinin 14.07.2014 tarih ve 18376 yevmiye numaralı ihbarnamesinin kesin delil niteliği taşımasına rağmen sonuca etkileri tartışılmadan karar verildiğini, davalı …’nın 02/09/2013 tarihinde İstanbul’a uçakla dönmüş olup bu yönde gelen müzekkere cevabının kesin delil oluşturduğunu, davalının 03/09/2013 tarihinde Gaziantep’de imzalamasının da mümkün olmadığını, bu durumda diğer müvekkillerinin de anılan tarihte belgeyi yazıp imzalamalarının mümkün olmadığını, imzaların davalıların eli ürünü olsa dahi imzaların belgede yazan iradeden müstakil olduğunun somut olaydan açıkça anlaşıldığını, 02/09/2013 tarihli protokolü imzalayan müvekkillerinin ertesi gün tam aksi yönde irade belirtmelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalıların boş kağıda verdikleri imzanın davacılarla doldurulmak suretiyle dava konusu belgenin oluşturulduğunu, Adli Tıp Kurumu raporuna itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içeriğindeki Adli Tıp Kurumu raporuna göre 03/09/2013 tarihli sözleşme altındaki imzaların davalıların eli ürünü olduğunun tespit edildiği, sözleşme içeriğine göre tarafların ortak murisine ait olan paranın eşit olarak mirasçılar arasında paylaşımına karar verilip paranın davalılarda olduğu da belirtildiği, davalılar tarafından 03/09/2014 tarihine kadar davacılara ödeme taahhüdünde bulunulduğu, davalılar vekili tarafından imzalar müvekkillerine ait olsa dahi açığa imza atıldığı savunmasında bulunulsa da bu hususta davacılar veya dava dışı şahıs aleyhine herhangi bir ceza kovuşturması bulunduğuna yönelik ispata yarar delil sunulmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, miras taksim sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 676 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti olan 8.400,00 TL’nin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.