Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/3133 E. 2022/6830 K. 14.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3133
KARAR NO : 2022/6830
KARAR TARİHİ : 14.11.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 15.01.2016 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.04.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, muris …’un 13.11.2014 tarihinde vefat ettiğini, murisin ortağı ve tasfiye memuru olduğu tasfiye halinde … … … İnşaat Turizm Otomotiv ve Sanayi ve Tic. Ltd. Şti’nin borçları sebebiyle murisin de borçlu olduğunu, murisin terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece ilk olarak davacıların vermiş oldukları veraset ve intikal beyannamesiyle murislerinden intikal eden hayat sigortası bedeli olan 22.446,98 TL’nin tahsilini birlikte sağladıklarını, bu durumda mirasın kabul edildiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 17.03.2019 tarih ve 2016/11166 Esas, 2019/5325 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TMK’nın 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanununun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanununun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur.
Yasal mirasçı, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işleri yapmamış olması veya terekeyi sahiplenmemiş bulunması halinde terekenin ölüm tarihinde borca batık olduğu yönünde tespit kararı verilmesini isteyebilir. Terekeyi sahiplenmiş olan veya sahiplenme anlamına gelen işleri yapan mirasçının, bundan sonra terekenin borca batık olduğunu ileri sürmesi Türk Medeni Kanununun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olur. Hakkın açıkça kötüye kullanılmasını da hukuk düzeni korumaz.
Somut olayda; muris …’un 99 pay ile ortaklığının bulunduğu Tas. Hal. … … … İnş. Turz. Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ne yönelik mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre murisin ölüm tarihindeki şirket defterleri üzerinde yapılan incelemede, şirketin 2.971.727,42 TL aktifinin, 577.991,78 TL pasifinin bulunduğu, buna göre şirketin öz sermayesinin 2.393.735,64 TL olduğu belirtilmiştir. Buna karşılık şirketin Ticari Defter Kayıtları arasında bulunmayan vergi borcunun 2.907.064,64 TL olduğu, kayda alınmayan vergi borcu hesaba katıldığında ise şirketin 513.329,00 TL borca batık olduğu sonucuna varılmıştır.
Ayrıca, muris …’un ölümü üzerine şirketteki 99 payının mirasçıları olan davacılar … ve …’a devredilmesine karar verildiği, bu kararın ise ticaret sicil müdürlüğüne tescil edildiği, şirketin 25.01.2017 tarihinde ise tasfiye edilerek kapatılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda dava konusu vergi borcunun şirket defterlerine kaydının yapılmadığı ve şirketin tasfiye olduğu bu halde şirketin öz sermayesinin 2.393.735,64 TL olarak gözüktüğü anlaşılmaktadır. Yine bilirkişi raporunda defterler üzerinde yapılan inceleme sonucu belirtildiği üzere 31.12.2014 tarihinde bilançoya göre kasada 2.551.580,66 TL olarak gösterilse de bu miktarın 01.01.2014 tarihli 2013 döneminden devreden miktar olduğu, bu kaydın gerçek bir kayıt olmayıp, fiktif bir kayıt olduğu belirtilerek, davacılara 28.640,40 TL’nin devredildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla mahkemece, Tas. Hal. … … … İnş. Turz. Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin fiili kasa mevcudu üzerinden öz sermayesinin gerçek tutarının belirlenmesi, dava konusu borcun şirket kayıtlarında yer almadığı da göz önünde tutularak şirketin tasfiyesi sırasında vergi borcunun kayda alınıp alınmadığı, alınmadı ise tasfiye sırasında … kalan bir miktar var ise davacı mirasçılara ödenip ödenmediği, şirket hisselerine yönelik devrin terekenin olağan yönetim kapsamında kalıp kalmadığının da üzerinde durulmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, davacıların terekeyi benimseme anlamına gelecek eylem ve işlemlerde bulunup bulunmadığı şüpheye yer bırakmayacak suretle araştırılmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.11.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.