YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3147
KARAR NO : 2022/7477
KARAR TARİHİ : 06.12.2022
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
KARAR : Davanın kısmen kabul,kısmen reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sapanca Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen suya elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairece, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, suya elatmanın önlenmesi talebi hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına; ecrimisil talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.12.2022 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Av. … … ile davalı vekili Av. …’in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 06.12.2022 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili, davalı şirketin maliki olduğu 113 ada 100 parsel sayılı taşınmaz içerisinde bulunan kaynak suyunun ticari faaliyete konu edilerek “Sırma Doğal Kaynak Suyu” markası ile satıldığını, ancak dava konusu suyun devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu ve özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, bu tür suların ticari amaçlı kullanımı için ilgili idareden kiralama yapılması gerektiğini ileri sürerek suya vaki müdahalenin meni ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre için belirlenecek ecrimisilin, tahakkuk dönemleri göz önüne alınarak kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz ve masrafları ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2. 10.07.2018 tarihli dilekçesiyle ise 6100 sayılı HMK’nın 180. maddesi uyarınca davayı tamamen ıslah ettiklerini belirterek 5.769.871,00 TL ecrimisil isteminde bulunmuş ve faiz başlangıcının her bir döneme ilişkin ayrı ayrı ve alacağın muaccel hale geldiği dönem sonu tarihlerinden başlamak üzere hüküm altına alınmasını istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili, dava konusu suyun müvekkiline ait taşınmazdan çıktığını, kaynak suyu olduğunu, kaynak suyunun arazinin bütünleyici parçası olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
2. 26.07.2018 tarihli dilekçesiyle ise davacının ıslah talebine karşı zamanaşımı def’inde bulunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Sapanca Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.07.2019 tarihli ve 2019/78 Esas, 396 sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile davalının 113 ada 100 parsel sayılı taşınmazdan çıkan suya müdahalesinin önlenmesine ve 2011 yılı için 740.217,37 TL, 2012 yılı için 758.352,70 TL, 2013 yılı için 811.209,88 TL, 2014 yılı için 862.802,83 TL, 2015 yılı için 912.068,87 TL olmak üzere toplam 4.084.651,65 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 25.10.2019 tarihli ve 2019/920 Esas, 899 sayılı kararıyla;
1. Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına;
2. Elatmanın önlenmesi talebinin kabulü ile davalının, 113 ada 100 sayılı parsel içerisinde bulunan ve fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 29.09.2016 tarihli raporda gösterilen su kaynağına yaptığı elatmanın önlenmesine;
3. Ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile 02.12.2015-02.12.2014 dönemi için 912.068,87 TL, 02.12.2014-02.12.2013 dönemi için 862.802,83 TL, 02.12.2013-02.12.2012 dönemi için 811.209,88 TL, 02.12.2012-02.12.2011 dönemi için 758.352,70 TL, 02.12.2011-02.12.2010 dönemi için 740.217,37 TL olmak üzere toplam 4.084.651,65 TL ecrimisilin her bir dönem için dönem sonundan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 12.10.2021 tarihli ve 2021/711 Esas, 1768 Karar sayılı ilamıyla;
a.Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre, davacı vekilinin tüm; davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiştir.
b.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; somut olayda, dosya içeriğinden davacının maliki olduğu 113 ada 100 parsel sayılı taşınmazdan çıkan dava konusu suyun genel su niteliğinde olduğunun anlaşıldığı, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak şekilde çıkması halinde kaynağın artık özel mülkiyete konu olamayacağı, 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanununa, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununa, 167 sayılı Yeraltı Suları Kanununa ve dosya içerisinde yer alan yargısal kararlara göre, dava konusu suyu kiralama hakkının davacıya ait olduğu; bu durumda davacının, kiralama … kendisine ait suyla ilgili olarak ecrimisil talep etmesinde yasaya aykırı bir durum bulunmadığı, ancak yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere ecrimisil bakımından, zilyedin iyi veya kötü niyetli olup olmadığının, her somut olayın özelliği dikkate alınarak takdir edilmesi gerektiği;
c.Davacı tarafından düzenlenen 02.03.2015 tarihli yazı ile davalıya, Kaçak Su Tespiti ve Değerlendirme Komisyonu kararına istinaden ilgili kaynaklar için başvuru ve kiralama işlemleri yapılması gerektiğinin bildirildiği, ancak bu yazının davalıya hangi tarihte ulaştığının belirlenmediği; davalının ise 18.03.2015 tarihli cevabında, özel mülkiyete konu arazi üzerinde bulunan su kaynaklarının kullanımının kiralama gerektirmediğini, ilgili Bakanlık görüşlerinin de bu yönde olduğunu ve bu nedenle talebin yerine getirilmeyeceğini beyan ettiği; o halde, 02.03.2015 tarihli yazının davalıya ulaştığı tarih itibariyle davalının iyi niyetinin sona erdiğinin ve bu tarihten dava tarihine kadar olan kullanımlarının haksız ve kötü niyetli olduğunun kabulünün gerektiği;
d.Bu durumda mahkemece, bahse konu yazının davalı tarafa ulaştığı tarihin belirlenerek, bu tarihten itibaren davalı aleyhine ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile dava tarihinden geriye doğru 5 yıl için belirlenen ecrimisile hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçe gösterilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B.Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;
1. Davacı tarafından düzenlenen 02.03.2015 tarihli yazının davalı tarafa 04.03.2015 tarihinde ulaştığının tespit edildiği, bu tarih itibariyle davalının iyi niyetinin sona erdiği ve bu tarihten dava tarihine kadar olan kullanımlarının haksız ve kötü niyetli olduğunun kabulünün gerektiği gerekçesi ile bozma ilamına konu edilmeyen suya elatmanın önlenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına;
2. Ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile 10.03.2022 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda; davacı tarafından düzenlenen 02.03.2015 tarihli yazının davalıya ulaştığı 04.03.2015 tarihinden, davanın açıldığı 02.12.2015 tarihine kadarki dönem için belirlenen 679.679,04 TL ecrimisilin, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde, davalı şirketin kaynak suyuna müdahalesini durdurması konusunda yapılan 10.01.2011 tarihli ilk ihtarın davalı şirkete 14.01.2011 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının belirtilen tarihten itibaren kötüniyetli olduğunu, zilyedi kötüniyetli saymanın koşulu olarak aranan ihtarın, Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan kaynak ve haklar bakımından uygulama alanı bulunmadığını, davalı şirketin su şişeleme ve pazarlama alanında faaliyet gösteren bir tacir konumunda olup Türk Ticaret Kanununun 18’inci maddesinin 2’inci fıkrası uyarınca iştigal alanı ile ilgili mevzuatı bilmesi gerektiğini, bu nedenle ticaretinin merkezini oluşturan bir konu ile ilgili olarak ihtar edilinceye kadar iyiniyetli sayılmasının mümkün olmadığı; ecrimisil hesabına esas debi miktarının İl Halk Sağlığı Müdürlüğünden alınan kaynak suyu üretim izin belgesinde belirtildiği gibi 10 lt/sn olması gerektiğini, bu belgenin bizzat davalı tarafça yapılan başvuru ve bildirilen debi miktarına göre düzenlenen resmi nitelikte bir belge olduğunu; uygulanması gereken faiz türünün kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz olması ve her bir dönem sonundan itibaren işletilmesi gerektiğini; davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin fahiş olup karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini geçemeyeceğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu suyun müvekkiline ait taşınmazdan çıktığını, kaynak suyu niteliğinde olup arazinin bütünleyici parçası olduğunu, davacı tarafın özel mülkiyete tabi bir taşınmazdan çıkan kaynak suyuna ilişkin ecrimisil ya da herhangi bir nam altında bedel talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu; bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olup debinin en düşük olduğu dönemde ölçüm yapılması gerekirken, anlık verilere dayalı olarak ölçüm yapıldığı; benzer nitelikteki bir davada rakip firma lehine karar verildiğini, müvekkili aleyhine açılan davada farklı bir karar verilmesinin iki firma arasında haksız rekabete yol açacağını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
1. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.11.2000 tarihli ve 2000/3 Esas, 1341-1584 sayılı Kararı uyarınca ecrimisil; zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminattır. Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
2. Türk Medeni Kanununun 995. maddesinin birinci fıkrasında, iyi niyetli olmayan zilyedin geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun 371’inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Temyiz gideri davacıdan peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya; 8.400,00 TL’nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.