YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3199
KARAR NO : 2022/7706
KARAR TARİHİ : 13.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16/09/2011 ve 04/02/2014 günlerinde verilen dilekçeler ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın davalı … yönünden reddine, davalı … mirasçıları yönünden kabulüne dair verilen 23/06/2016 günlü hükmün ve 28/03/2017 tarihli ek kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, tayin olunan 06/12/2022 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı … vekili Av. … … ile karşı taraftan davalı … vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, davalılar arasında noterde yapılan 19.09.1975 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davalı …’in, 388 ada 5 No.lu parsel üzerinde sahibi olduğu 298 m2’lik kısmı davalı …’e satmayı vadettiğini, davalı … ile aralarında noterde yaptıkları 07.04.1995 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle de davalının, …’den satın aldığı bu kısmı kendisine satmayı vadettiğini, satış bedeli olan 150.000.000 ETL’yi davalı …’e nakden ve peşinen ödediğini, taşınmazın sözleşme tarihinde kendisine teslim edildiğini, ancak 07.04.1995 tarihli satış vaadi sözleşmesinden önce yapılan kadastro çalışmaları sonucu taşınmazın tapuya kaydedilirken, mükerrer tapu kapsamına girdiğinden bahisle malik hanesinin boş bırakıldığını, bunun üzerine bir kısım hak sahipleri tarafından malik hanesine kendi isimlerinin yazılması talebiyle Eyüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/62 Esas sayılı dosyasıyla dava açıldığını, yargılama sırasında taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak 18 ayrı parsele ifraz edildiğini, Kadastro Mahkemesi sıfatıyla görülen davaya asli müdahil sıfatıyla katılmış ise de yapılan yargılama sonunda şahsına yönelik bir hüküm kurulmadığını, satış vaadine konu taşınmazın ifrazı sonucu oluşan 255 m2 alanlı ve 873 ada 9 No.lu parselin ise davalı … adına tesciline karar verildiğini, 05.05.2011 tarihli ve 2011/99 sayılı kararın derecattan geçerek 03.03.2015 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek, dava konusu 873 ada 9 No.lu parselin davalı … adına kayıtlı tapusunun iptali ile adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … duruşmadaki beyanlarında, dava konusu taşınmaz üzerinde oğluna ait bir ev bulunduğunu, buna ilişkin vergi kayıtlarının olduğunu, davacıya sattığı yerin aslında üzerinde ev bulunan başka bir kısma ilişkin olup oğluna ait evin bulunduğu kısmı satmadığını, davacı ile sonradan yaptıkları görüşmede oğluna da bir daire vereceğini söylediğini, ancak sonradan caydığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Satış vaadi borçlusu davalı …’ın ölü olduğunun anlaşılması üzerine davacı tarafça, temin edilen mirasçılık belgesine göre yasal mirasçıları aleyhinde İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/51 Esas sayılı dosyasıyla aynı hukuki sebeplere dayalı olarak tapu iptali ve tescil davası açılmış; mahkemece, aralarındaki fiili ve hukuki irtibat nedeniyle her iki davanın birleştirilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmazın ölü … adına kayıtlı olduğu anlaşıldığından davalı … yönünden davanın reddine; davalı … mirasçıları yönünden davanın kabulü ile dava konusu 873 ada 9 No.lu parselin … adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş; ayrıca hükmün, taraflara tebliğ edilmiş olup davalılar tarafından süresinde temyiz edilmediği, davacı vekilinin temyiz talebinde bulunmuş ise de 06.02.2017 tarihli dilekçesiyle temyizden feragat ettiği belirtilerek anılan tarihte kesinleştiğine dair 08.02.2017 tarihinde şerh verildiği anlaşılmıştır.
Davalı … 20.03.2017 tarihli temyiz dilekçesi ile gerekçeli karara ilişkin tebligatın, kendi adresinde şahsına tebliğ edilmeyip oğlu … …’un adresinde adı geçen oğluna tebliğ edildiğinden usulsüz olduğunu, kararı dosyadan fotokopi almak amacıyla mahkemeye başvurduğu 06.03.2017 tarihinde öğrendiğini belirterek usulsüz tebligat nedeniyle; duruşma sırasında yaşlılığı sebebiyle kendisini yeterince ifade edemediğini, davacıya taşınmazının bir kısmını satmış olup bir kısmını ise uhdesinde bıraktığını, yapılan keşif sırasında da fiili durumun tespit edildiğini ve eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek esasa ilişkin nedenlerle hükmü temyiz etmiş; mahkemece, 28.03.2017 tarihli ek karar ile davalı …’in yasal süresi içerisinde temyiz talebinde bulunmadığı gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş; davalı bu kez ek karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur.
1-Davalıya gönderilen gerekçeli karara ilişkin tebligat evrakının incelenmesinde; davalının oğlu … …’a ait “…” adresinde oğlu … imzasına tebliğ edildiği, davalı …’in ise aynı yer No:3’te ikamet etmekte olup merniste kayıtlı adresinin de “…” olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, gerekçeli karar davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğinden, hükmün kesinleştiğinden söz edilmesi de mümkün değildir.
Hal böyle olunca, davalının ek karara karşı temyiz itirazlarının kabulü ile 08.02.2017 tarihli kesinleşme şerhinin ve 28.03.2017 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve davalının asıl karara karşı temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
2-Davalı …’un asıl karara karşı temyiz itirazlarına gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davalının yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) No.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı …’un ek karara karşı temyiz itirazlarının kabulü ile mahkemenin 08.02.2017 tarihli kesinleşme şerhinin ve 28.03.2017 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA; (2) No.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalının asıl karara karşı temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.