Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/321 E. 2023/3560 K. 22.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/321
KARAR NO : 2023/3560
KARAR TARİHİ : 22.06.2023

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1725 E., 2021/1449 K.
KARAR : İstinaf talebinin kabulü, kararın kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/181 E., 2021/204 K.

Taraflar arasındaki tapu kaydındaki haciz şerhinin terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Vergi İdaresi vekili ve davalı Tapu İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkilince, dava dışı …. Sistem ve Teknik Ürünleri San. Tic. A.Ş hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icrai takip başlattığını, takip işlemleri devam ederken dava dışı borçlu firmanın bankalara olan borçlarının ödenmesini teminen finansal yeniden yapılandırma sözleşmeleri doğrultusunda, dava konusu Kocaeli ili, …. ilçesi, …. Mahallesi, 1877 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde müvekkili bankanın ve T. İş Bankası A.Ş’nin ipotekleri haricinde başkaca bir takyidat olmaması kaydıyla taşınmazın 4489/5000 hissesinin T. İş Bankası A.Ş. ve 511/500 hissesinin davacı … Bank A.Ş. tarafından dava dışı firmanın borçlarına mahsuben tapuda 01.10.2012 tarihinde satış suretiyle devralındığını, satış işleminin öncesinde Gebze Tapu Sicil Müdürlüğü’ne yapılan yazılı başvuru üzerine “taşınmaz kaydında alacaklı bankaların dışında takyidat olmadığının” 20.09.2012 tarihli yazıyla müvekkili bankaya bildirildiğini, 27.11.2015 tarihinde davacı Bankanın sahip olduğu hisseyi dava dışı İş Bankası A.Ş.’ye devretmek istemesi üzerine tapu müdürlüğünce verilen cevabi yazıda “dava konusu taşınmaz üzerinde davalı İlyasbey Vergi Dairesinin 23.12.2010 tarihli haczi bulunduğunun” bildirildiğini ve bu nedenle satış işleminin yapılamadığını, oysaki taşınmaz hissesinin müvekkiline devredildiği işlemin öncesinde ve sonrasında taşınmazın kaydında herhangi bir takyidat olmayıp müvekkilinin 01.10.2012 tarihinde alacağına karşılık satın almak suretiyle iyiniyetle ve takyidatsız olarak taşınmazı kazandığını, ayni hakkının korunması gerektiğini beyan ederek; dava konusu 1877 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 23.12.2010 tarih ve …. yevmiye sayılı haciz şerhinin kaldırılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı Tapu İdaresi cevap dilekçesinde: davacı tarafın iddia ettiği bir zarar var ise bunu karşılamakla yükümlü olanın davadışı şirket olup zira vergi borcu bulunduğunu Bankadan sakladığını, satış sözleşmesinin tarafı olmayan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, vergi dairesi tarafından talep edilen haczin usulüne uygun olarak tapuya işlediğini, tapu sicilinin aleniliği ilkesi uyarınca davacı bankanın özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini bu nedenle de kendi ihmaline dayanarak bir hak talep edemeyeceğini, taşınmaz üzerindeki haciz şerhinin 23.12.2010 tarih ve 14127 yevmiye numarasıyla konulduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı Vergi İdaresi cevap dilekçesinde: dava konusu 1877 ada 3 parsel sayılı taşınmaz, dava dışı …. Teknik A.Ş. adına kayıtlı iken bu şirketin borcundan dolayı haciz şerhedildiğini, kamu haczinin terkini için hiçbir yasal dayanak bulunmadığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Davacı bankaca yapılacak etraflıca bir araştırmanın neticesinde, devir alma işleminin uygunluğuna kanaat getirildiği taktirde, üzerinde ipotek, haciz vb. kısıtlayıcı şerhlerin bulunup bulunmadığının araştırılması ve devir işleminden önce “özenli çalışma yükümlülüğü kapsamında” tapu kütüğünün yerinde incelenmesi gerekirken ve incelenmiş olması halinde devir alınmak istenilen taşınmazın üzerindeki haczin farkedebilecek iken, tacir bankadan beklenen ve olması gereken bir yaklaşım bu iken tapu kütüğü yerinde incelenmeyerek, “taşınmazların üzerinde takyidat bulunmadığı” yönündeki tapu müdürlüğü cevabına güvenilerek borca mahsuben taşınmazın devralınması, bir başka deyişle sadece bir belge ve beyan itibar edilmiş olması tapu siciline güven ilkesi kapsamında değerlendirilemeyecektir…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı idarece teftiş kurulu tarafından düzenlenen idari soruşturma raporunda ve mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde davalı idarenin kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkili banka tarafından yapılan satın alma işleminde gerek tapu kaydında ve gerekse de dosyasında olmayan bir haczin sonradan varmışcasına ve rızaları dışında tapuya şerh verilmesinin hem anayasal olarak mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, hem de tapuya verilecek olan şerhlerde illiyet bağı olmasına dair ilkeyi ihlal ettiğini, sonradan tapuya verilen şerh yolsuz tescil niteliğinde olmakla kaldırılması gerektiğini, şerh olmaksızın bankaları tarafından devir alınan taşınmazın kaydına sonradan resen konulan haciz şerhinin kaldırılması gerektiğini beyan ederek; hükmü istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “… Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmaz üzerinde ipotek alacaklısı olan davacı bankanın taşınmazın üzerinde herhangi bir takyidat bulunmaksızın taşınmazı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip sırasında (rızaen tapuda) edindiği, bilahare davalı tapu müdürlüğünce taşınmazın beyanlar hanesine “kamu haczi hakkında ilgili kamu idaresinden muvafakat alınmadan 01/10/2012 tarih ve 12907 yevmiyeli satış işlemi gerçekleştirilmiştir. (Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Dairesi Başkanlığının 25/03/20196 tarih ve 661045 sayılı yazısı)” şerhinin işlendiği, işlem tarihinin 15/04/2016 olduğu anlaşılmakla uyuşmazlığın dahili davalı Vergi Dairesi Başkanlığının lehtarı olduğu kamu haczinin davacı banka tarafından takyidatsız şekilde edinilen taşınmazın beyanlar hanesine daha sonradan konulan haciz şerhinin terkini isteminin yerinde olup olmadığı, davacı bankanın tapuda kayıtlı olmayan bir takyidatı araştırıp bulma yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.

İlk derece mahkemesince, tacir olan davacı bankanın basiretli bir tacir gibi davranarak devir işlemi öncesinde kısıtlayıcı şerh bulunup bulunmadığını araştırması gerekirken tapu müdürlüğü cevabına güvenerek özenli çalışma yükümlülüğüne aykırı davrandığından davanın reddine karar verildiği görülmüştür.

Taşınmaz mülkiyetini veya diğer bir ayni hakkı iyiniyetle iktisap eden 3. kişi TMK’nın 1023 üncü maddesinden yararlanır. Kanun hükmünde sözü edilen iyiniyet anılan TMK’nın 3 üncü maddesindeki objektif iyiniyettir. Başka bir anlatımla şayet 3. kişi asgari özeni gösterse idi adına yapılan tescilin yolsuz tescil olduğunu bilebilecek durumda ise iyiniyetli olduğu kabul edilemez. TMK’nın 1024 üncü maddesi uyarınca da ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş sayılacağından bunu bilen ya da bilmesi gereken malik iyiniyet savunmasına dayanamaz ve davacı kaydın terkinini isteyebilir.

Bu açıklamalara göre yapılan değerlendirme sonucunda; dava konusu taşınmazın tapu kaydında bulunmayan bir takyidatın satış sonrasında tapu idaresince dahili davalı kurum lehine konulan usulsüz bir şerh olduğu, iyi niyetin korunamayacağı, bu nedenle şerhin kaldırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Ne var ki, ilk derece mahkemesince bu hususun dikkate alınmaması doğru değil ise de bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; HMK’nın 353/1-b-3 maddesi gereğince, ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi gerekmiştir…” gerekçesiyle;

HMK’nın 353/1-b.3 üncü maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, buna göre yeniden hüküm tesisine; davanın kabulüne, Kocaeli ili, …. ilçesi, …. Mahallesi, 1877 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kayıtlı bulunan 23.12.2010 tarih ve 14127 yevmiye numaralı haciz şerhinin kaldırılmasına dair yeniden hüküm kurulmuştur.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Vergi İdaresi vekili ve davalı Tapu İdaresi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Vergi İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; müvekkil Vergi İdaresinden muvafakat alındıktan ya da haciz şerhi terkin edildikten sonra taşınmazın satışı yoluna gidilmesi gerekirken bu husus gözardı edilmiştir. Satış işlemine ilişkin resmi senette, işlemi kontrol eden ilgili tapu müdür yardımcısının imzası yoktur. İdaremiz lehine olan haciz işlemi kütükte olduğu halde TAKBİS’yer almamıştır. Hacizden sonraki bir tarihte davacı Bankaca taşınmaz devralınmıştır. Bilirkişi raporlarına göre tapu yetkililerinin ağır kusurları vardır. Haczin kaldırılması için hiçbir yasal neden yoktur. Davacı banka basiretli davranma yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Davacı taraf zararını tazminat hükümleri kapsamında işlemi yapan kurumdan istemelidir, şeklinde beyanda bulunarak hükmü temyiz etmiştir.

2. Davalı Tapu İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; davalı idare, işlemin tarafı değildir, davanın husumetten reddi gereklidir. Hazine’nin hasım olarak gösterilmesi gerekirken tapu idaresinin hasım gösterilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Satış işleminin geçersizliği ileri sürülmüş ise de bu iddia yersizdir. Davacı Banka özenli davranma yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Dava dışı şirket ise vergi borcunun bulunduğunu bildiği halde durumu davacıdan gizlemiştir. Haciz şerhi sonradan değil, derhal işlenmiştir, şeklinde beyanda bulunarak hükmü temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; tapu kaydındaki haciz şerhinin terkini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1009 uncu maddesi uyarınca; “…şerhedilebileceği kanunlarda açıkça öngörülen diğer haklar tapu kütüğüne şerhedilebilir. Bunlar şerh verilmekle o taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir.”

2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1023 üncü maddesi uyarınca; “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.”

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Dava konusu taşınmazın davacı banka tarafından 01.10.2012 tarihli 12907 yevmiye sayılı rızai satış işlemiyle edinilmesine ilişkin tapu dairesinde imzalanan resmi senet aslı incelendiğinde, işlemin yapıldığı tarihte taşınmaz üzerinde İlyasbey Vergi Dairesinin davaya konu 23.12.2010 tarihli 14127 yevmiye sayılı haciz şerhinin bulunmadığı ve dava konusu haciz şerhinden ari olarak taşınmazın davacı banka tarafından devralındığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

3.Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları, bölge adliye mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı kurumlar harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.