Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/3281 E. 2023/495 K. 25.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3281
KARAR NO : 2023/495
KARAR TARİHİ : 25.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı, Okurcalar Köyü çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici bırakılan ayrı ayrı taşınmaz bölümleri hakkında irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak tescile karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı … davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince yapılan ilk yargılamada, davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Kapatılan Yargıtay 16. Hukuk Dairesince: “…Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olmadığı, ilgili kamu tüzel kişisi olarak Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya dahil edilmesi gerektiği; dava konu taşınmazın niteliği, geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı hususlarının yerel bilirkişi ve tanıklardan etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, zirai bilirkişiden, taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini belirtir ve önceki tarihli ziraatçi bilirkişi raporunu irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla ve hava fotoğraflarıyla denetlenmesi; jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişiden dava tarihinden 20-25 yıl önce çekilmiş stereoskopik 2 adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazın incelenen 2 adet hava fotoğrafına göre sınırlarının ve niteliğinin belirlenmesi; taşınmazı tüm yönleri ile gösterir fotoğraflarının çektirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme neticesinde karar verildiği…” gereğine değinilerek karar bozulmuştur.

3. İlk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

4. Kapatılan Yargıtay 16. Hukuk Dairesince: “…1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı Hazine vekilinin hükme asas alınan 06.04.2016 tarihli teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölüm hakkındaki temyiz itirazlarının reddiyle, bu bölüme ilişkin usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına, 2-Davalı Hazine vekilinin, teknik bilirkişinin 06.04.2016 tarihli raporunda (B) ve (C) harfleriyle gösterilen bölümler hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemece, çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde, davacılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır… Somut olayda; çekişmeli taşınmaz bölümleri çalılık vasfı ile tescil harici bırakılmış olup, bu niteliği itibariyle zilyetlikle iktisap edilebilmesi için imar-ihya edilmiş olması gerekir. İmar-ihyaya muhtaç taşınmazların üzerine sadece bina yapmak taşınmazın imar-ihya edildiği anlamına gelmeyeceği gibi, çekişmeli taşınmaz bölümlerdeki ağaçların ziraatçı bilirkişi raporunda belirtilen yaşları da dikkate alındığında, zilyetlik yoluyla iktisap için aranan 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin de dolmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; mahkemece, dava konusu taşınmaz bölümleri üzerinde davacı lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup…” gerekçesiyle karar bozulmuş, bozma ilamına karşı davacı ve davalı Hazine vekilleri karar düzeltme talebinde bulunmuş, karar düzeltme talepleri reddedilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, 06.04.2016 tarihli teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölüm yönünden hükmün onama ilamı ile kesinleştiğine, bilirkişinin 06/04/2016 tarihli rapor ve krokisinde B harfi ile gösterilen 398,53 m²’lik kısmın ve C harfi ile gösterilen 3537,98 m² kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, talep edilen tüm alanlarla ilgili imar-ihya koşullarının oluştuğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro çalışması sırasında çalılık vasfıyla tescil harici bırakılan taşınmazın imar ihyayla ve kazandırıcı zamanaşımıyla iktisabı talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Kural olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin olağanüstü zamanaşımı veya başka bir yoldan kazanılması ve tapu siciline tescil edilmeleri mümkün değildir. Ancak Devletin hüküm ve tassarrufu altındaki yerlerle ilgili düzenlemeye yer veren Türk Medeni Kanunu (TMK)’nın 715 inci maddesinin son fıkrasında, sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların kazanılması, bakımı, korunması, işletilmesi ve kullanılmasının özel kanun hükümlerine tabi olduğu açıklanmıştır.

Nitekim; 10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadasro Kanunu(KK)’nın 17. maddesinde imar ve ihya kurumuna yer verilmiş ve bu yoldan taşınmaz kazanılması imkanı getirilmiştir.

3402 sayılı Kanunun “ihya edilen taşınmaz mallar” başlığını taşıyan 17 nci maddesi: “Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir. İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz.” hükmünü içermektedir.

Anılan madde gereğince, orman sayılmayan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin, aynı Kanunun 14. maddesinde yazılı koşulların gerçekleşmesi halinde imar ve ihya yoluyla kazanılması mümkün bulunmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki; 3402 sayılı Kanunun 17 nci maddesi aynı Kanunun 33/3 maddesi gereğince genel hüküm niteliğinde olup Kadastro Kanununun uygulandığı yerler dışında bulunan taşınmazlar hakkında da uygulanır.

Bir yerin imar-ihya ile kazanılabilmesi için öncelikle taşınmazın orman sayılmayan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan arazilerden olması gerekir. Kamu hizmetine tahsis, hukuken olabileceği gibi fiilen de olabilir. Kamu hizmetine tahsis edilmeyen, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık, orman sayılmayan çalılık, makilik ve fundalık gibi topraklar imar ve ihyaya müsait olan yerlerdir. Makilik ve fundalık yerler orman toprağı ise imar ve ihya ile kazanılması mümkün değildir. Zira kanun koyucu Anayasa’nın 169 ve 170 inci maddelerini gözeterek ormanların imar ve ihya ile kazanılmasını yasaklamıştır.

Aynı ilkenin bir sonucu olarak, 3402 sayılı Kanunun 16/A maddesinde belirtilen hizmet malları, 16/B maddesinde belirtilen orta malları, yollar, meydanlar ile 16/C ve 16/D maddelerinde belirtilen taşınmazların imar ve ihya ile kazanılması mümkün değildir.

Nitekim, nehir ve çay gibi akarsuların eski (terk edilmiş, metruk) yatakları, kural olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Ancak bu yerlerin koşulları oluştuğu takdirde imar ve ihya ile kazanılması mümkündür. Buna karşılık aktif nehir, çay yatakları etki alanında bulunan yerlerin imar ve ihya ile kazanılması mümkün değildir (HGK’nın 02.10.1996 gün ve 1996/20-429 E., 1996/643 K.; HGK’nın 18.02.1998 gün ve 1998/4-122 E., 1998/138 K. sayılı ilamları).

İmar ve ihya ile edinilebilecek taşınmazın niteliği yanında, tapu sicilinde kayıtlı olmaması da gerekmektedir. Tapuda Hazine yada gerçek ve tüzel kişiler adına kayıtlı taşınmazların imar ve ihya ile kazanılması mümkün değildir. Ayrıca il, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmazlar da imar ve ihya ile kazanılamazlar.

Bir yerin imar ve ihya ile kazanılması için taşınmazın emek ve para sarfedilerek tarım arazisi haline getirilmesi gerekir. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir taşınmazın tarım arazisi haline getirilmesi halinde imar ve ihyadan söz edilebilir. Ekime, dikime ve ürün yetiştirmeye müsait olmayan yerler ihya edilecek taşınmazlardır.

Emek ve masraf gerektirmeyen, zilyetliğin sürdürülmesi seviyesindeki, taşınmazın daha verimli hale getirilmesi gibi çalışmalar imar ve ihya sayılmaz.

Bu tür yerlerin imar-ihyaya gerek olmaksızın, TMK.’nın 713/1 ve KK.’nın 14. maddeleri gereğince kazanılmaları mümkündür.Bu tür yerlerin imar-ihyaya gerek olmaksızın, TMK.’nın 713/1 ve KK.’nın 14 üncü maddeleri gereğince kazanılmaları mümkündür.

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir yerin emek ve para sarf edilerek tarım toprağı haline getirdikten sonra güçlendimek amacıyla yapılan işlemler ihya olgusu içinde kabul edilmelidir.

Taşınmaza tarım arazisi niteliği kazandırmayan uğraşlar, meydana getirilen eserler KK.’nın 17 nci maddesi kapsamında imar ve ihya olarak kabul edilemez.

Maddi olgu olan imar ve ihya, her türlü delil ile kanıtlanabilir. Her somut olayın özelliğine göre yerel bilirkişi, tanık beyanları, teknik bilirkişi raporları gibi deliller imar ve ihyanın kanıtlanmasında kullanılabilir.

İmar ve ihya tek başına taşınmazın mülkiyetinin kazanılması için yeterli bir olgu değildir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17 nci maddesindeki yollama gereğince aynı Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen zilyetliğin nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla 20 yıldan fazla sürmesi gerekmektedir. 20 yıllık süre imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren hesaplanır.

3. Değerlendirme
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun özellikle son bozma kararında belirtildiği üzere (A) ile belirtilen alanla ilgili talebin kabulünün doğru olduğu, (B) ve (C) ile belirtilen alanlardaysa mevzuat hükümlerine göre iktisap koşullarının oluşmadığı gözetilerek verilen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

25.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.