Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/3314 E. 2023/849 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3314
KARAR NO : 2023/849
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın tazminat talebi yönünden kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.02.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belirlenen günde temyiz eden davalı taraftan gelen olmadı. Karşı taraftan davacı asil ve vekili Av. … geldiler. Davalılar vekili Av. …’ın 06.02.2023 tarihli mazeret dilekçesinin reddine karar verildi. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosya ve içeriğindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı dava dilekçesinde, davalıların murisi ve kendisinin de ağabeyi olan … Aksoy ile birlikte 1993 yılında 5.700 m2 alanlı araziyi 510.000,00 TL bedelle satın aldıklarını, satış bedelinin yarısını kendisinin ödediğini, ancak yürürlükteki mevzuat gereğince taşınmazın paylı olarak tescili mümkün olmadığından tamamının … adına tescil edildiğini, taşınmazın imar uygulaması sonucu ifraz ve tevhit işlemleri ile 3 ayrı taşınmaza dönüştüğünü ve … Mahallesi 1036 ada 5 parsel ve 1037 ada 4 parsel sayılı parsellerin oluştuğunu,

2. Davalıların 1037 ada 4 parsel sayılı taşınmaz için dava dışı yüklenici şirket ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlediğini, sözleşmeye göre … No.lu bağımsız bölümlerin arsa sahibi sıfatıyla davalılara isabet ettiğini, ana taşınmazın yarı hissesi kendisine ait olduğundan davalılara isabet edecek olan dairelerin yarı hissenin de kendisine ait olduğunu, bu durumun davalılardan…’in el yazısı ile yazdığı mektup ve bazı taşınmazların satışı için kendisine vekaletname vermesinden de anlaşılacağını,

3. Kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince, davalılara isabet eden taşınmazlardan kendisine verilmesi gereken payın A Blok 3 ve 21 No.lu bağımsız bölümler yönünden yerine getirildiğini, ancak 24, 25 ve 28 No.lu bağımsız bölümlerden, davalılar … ve …’un o sıralarda öğrenci olmaları nedeniyle ihtiyaçları bulunduğu belirtilerek pay verilmediğini, bunun yerine ileride 1036 ada 5 parsel ve 2378 ada 12 parsel sayılı taşınmazlar paylaşılırken daha fazla pay verileceğinin taahhüt edildiğini,

4. Davalıların 1036 ada 5 parsel sayılı taşınmaz için de dava dışı başka bir yüklenici şirket ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını, sözleşmeye göre 1, 19, 22, 26, 39, 44, 53, 75, 76, 79, 81, 85 ve 86 bağımsız bölüm sayılı 13 adet taşınmazın davalılara isabet ettiğini, davalıların 1037 ada 4 parsel sayılı taşınmazda kendisine eksik pay verip bu eksiği 1036 ada 5 parsel ve 2378 ada 12 parsel sayılı taşınmazlarda fazla pay vererek telafi edeceklerini taahhüt etmelerine rağmen sözlerini yerine getirmediklerini, bunun üzerine 1036 ada 5 parsel ve 2378 ada 12 parsel sayılı taşınmazlardaki hakkını alabilmek için dava açtığını, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/308 Esas, 2018/387 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiğini ve hükmün temyiz edilmeksizin 01.08.2018 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek, anılan davaya konu edilmeyen 1037 ada 4 parseldeki A Blok 25 ile B Blok 24 ve 28 No.lu bağımsız bölümlerin davalılar adına kayıtlı 1/2’şer payının iptal edilerek adına tescilini; olmadığı taktirde dava tarihindeki değerlerinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davacının gerek 1037 ada 4 parselde kain A Blok 3 ve 21 No.lu bağımsız bölümlerin 05.01.2011 tarihinde tapuda kendisine devredilmesiyle gerekse…. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/308 Esas, 2018/387 Karar sayılı dosyasından verilen kararla hakkını tamamen aldığını, bahsi geçen davada fazlaya ilişkin hakkını da saklı tutmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında aynı hukuki nedene dayalı olarak …. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptal ve tescil davasındaki bozma ilamında; davalı …’un 2011 yılında kendi el yazısıyla yazdığı ıslak imzalı belgenin, 1993 yılında taraflar arasında düzenlenen inanç sözleşmesi için yazılı delil başlangıcı olarak kabul edildiğinden, taraflar arasında inanç sözleşmesi bulunduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu davada dinlenilen davacı tanıklarının da yeminli beyanlarında, ana taşınmazın, davacı ile davalıların murisi olan abisi … tarafından ortak para koyulmak suretiyle birlikte alındığını belirttikleri, özellikle tarafların babası olan …’un da aynı şekilde beyanda bulunduğu, …. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı gereğince davacıya A Blok 3 ve 21 No.lu bağımsız bölümler verildiğinden ve davalı tarafın üzerinde sadece B Blok 28 No.lu bağımsız bölüm kaldığı anlaşıldığından, davacı vekilinin son duruşmadaki beyanı da nazara alınarak, davalılar adına kayıtlı tek bağımsız bölümün keşfen saptanan bedeli üzerinden terditli tazminat talebinin kabulü ile 415.000,00 TL’nin 26.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının gerek 1037 ada 4 parselde kain A Blok 3 ve 21 No.lu bağımsız bölümlerin 05.01.2011 tarihinde tapuda kendisine devredilmesiyle gerekse …. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/308 Esas, 2018/387 Karar sayılı dosyasında verilen kararla hakkını tamamen aldığını, bahsi geçen davada fazlaya ilişkin hakkını da saklı tutmadığını, aynı konuda verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunduğunu, davacının iddialarını kanıtlayamadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının 2378 ada 12 parsel ve 1036 ada 5 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak …. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tapu iptali ve tescil davasında mahkemece, davanın reddine dair verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 2014/2104 Esas, 2014/2842 Karar sayılı ilamı ile; “davalıların davacıyı bazı taşınmazlar için vekil olarak tayin etmesi ile davalılar arasındaki akrabalık ve davalı …’in davacıya hitaben yazdığı belgenin yazılı delil başlangıcı olarak sayılması gerektiği” gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği; mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne dair verilen kararın bu kez davalılarca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 2017/2503 Esas, 2018/606 Karar sayılı ilamı ile; “2378 adadaki taşınmazın parsel numarasının 12 olarak değişmesine rağmen eski parsel numarası olan 7 parsel üzerinden hüküm kurulmasının ve 89 no.lu bağımsız bölümün dava dışı üçüncü kişi adına kayıtlı olup davalılar adına kayıtlı bağımsız bölümün 86 numaralı olduğu gözetilmeksizin 89 no.lu bağımsız bölüme yönelik hüküm kurulmasının hatalı olduğu ” gerekçesi ile bozulduğu, mahkemece, 2018/308 Esas, 2018/387 Karar sayılı kararla son bozma ilamı doğrultusunda, davanın kabulüne karar verildiği ve yasal yollara başvurulmaması nedeniyle 01.08.2018 tarihinde kararın kesinleştiği, böylelikle davalıların murisi ile davacı arasındaki inançlı işlemin sübut bulduğu, inançlı işleme konu 2378 ada 12 parsel ile 1036 ada 5 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacının hakkını anılan mahkeme kararı ile elde ettiği, 1037 ada 4 parsel sayılı taşınmazda davacıya eksik verilen payın ise istinaf incelemesine konu olan bu davaya konu edildiği ve …. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen kararıyla sübut bulan inançlı işlem gereğince eldeki davanın da ispatlanmış olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında aynı konuda verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunduğunu, davacının gerek 1037 ada 4 parselde kain A Blok 3 ve 21 No.lu bağımsız bölümlerin 05.01.2011 tarihinde tapuda kendisine devredilmesiyle gerekse …. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/308 Esas, 2018/387 Karar sayılı dosyasında verilen kararla hakkını tamamen aldığını, bahsi geçen davada fazlaya ilişkin hakkını da saklı tutmadığını, davacının taraflar arasında inançlı işlem bulunduğu yönündeki iddialarını kanıtlayamadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında aynı konuda verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunup bulunmadığı, davacının taraflar arasındaki inançlı işlem gereği tüm hakkını elde edip etmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine; kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.