YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3437
KARAR NO : 2022/7130
KARAR TARİHİ : 23.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.09.2012 gününde verilen dilekçe ile suya vâki el atmanın önlenmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15.06.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
I-DAVA
Davacılar, Alucra ilçesi, Çakrak Köyü, Hızıralanı Mahallesi, … Mevkii’nde bulunan ve aynı adla bilinen kaynak suyunu kadimden bu yana Hınzıralanı Mahallesi sakinleri olarak kendileri tarafından içme ve kullanma suyu olarak kullanılmakta iken, davalılar tarafından suyun akış yönü değiştirilerek ve ayrı bir isale hattı ile yayla evlerine götürüldüğünü, dava konusu suyun murislerine ait 1288 tarih cilt 1/13 sayfa 33 ve sıra 231, 232, 233 sıra nolu tapu kayıtları kapsamında yer almakta olduğunu, davalıların dava konusu suya ve kadim kullanma ve kaynak haklarına vaki müdahale ve muarazaların menine, davalılar tarafından döşenen boruların kaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalılar, dava konusu kuşkaya suyunun ve kuşkaya mevkiinin Espiye ilçesine bağlı … Köyü hudutları içerisinde kaldığını bu nedenle mahkemenin yetkisiz olduğunu, dava miktar itibari ile Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girdiğini, kendi kullandıkları suyun … suyu ile bağlantısının olmayıp kullandıkları suyun Kuşkayadan gelmediğini beyan ederek davanın görev, yetki ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
III-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 30.11.2012 tarih ve 2012/134 Esas 2012/331 sayılı Kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
2. Davalı tarafın temyizi üzerine,Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 07/03/2013 tarih ve 2013/1806 Esas, 2013/3853 Karar sayılı ilamıyla yetkili mahkemenin belirlenmesi için yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğinden ve ayrıca kabule göre de, suyun genel su mu, özel su mu olduğu saptanmadan, tanık ve bilirkişilerden davacıların kadim kullanım şekli sorularak ve tarafların başka kaynaklar varsa onlar da nazara alınmak suretiyle dava konusu suya ihtiyaçları belirlenmeden, jeoloji mühendisi raporuna göre suyun fazlasının boşa aktığı, davalıların ise 15 yıldan beri içme ve kullanma suyu olarak kullandığı gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile müdahalenin menine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir
3.Mahkeme bozma ilamına uyarak 2012/134 Esas, 2012/331 Karar sayılı hükmü ile Espiye Asliye Hukuk Mahkemesine yetkisizlik kararı verilmiştir.
4.Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/1806 Esas, 2013/3853 Karar sayılı ilamı ile “Yargıtay idareden mülki sınırları içeren harita ve belgeler istenilerek, mahallinde yeniden keşif yapılmak, davaya konu kaynak suyunun hangi köyün sınırları içinde kaldığı belirlenerek, buna göre yetki itirazının değerlendirilmesi gerekirken, daha önceki keşifte idari sınırlar dikkate alınmaksızın, düzenlenen bilirkişi raporu kapsamına göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesi ile ikinci kez bozmuştur.
5. Bozma kararına uyularak “Genel sulardan herkes, kadim yada öncelikli kullanım haklarını engellememek koşuluyla ihtiyacı oranında yararlanabilir. Ziraat ve jeoloji mühendisi raporları ve mahalli bilirkişi beyanları tarafların kullanım durumları, suya olan ihtiyaçları ve su kaynağını kullanmada diğer köylüler gibi çıkan sudan yararlanma ve hakları bulunduğundan kuyuların kapatılması suretiyle müdahalenin engellenmesi genel sulardan herkesin ihtiyacına göre yararlanması gerektiği kuralı ile bağdaşmayacağından” gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuran
Hükmü davacılar vekili temyiz etmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Temyizinde, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre dava konusu suyun davacılar tarafından kadimden beri kullanıldığını, 1945-1950 yıllarında kurulan Boyacı Obası sakini davalıları 15-20 yıl önce açıktan … sularını isale hattı ile kendi obalarına götürdüğünü,başka su kaynakları olduğunu belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık
Uyuşmazlık suya vaki el atmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
Türk Medeni Kanununun 718. maddesi gereğince; Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki … ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.
Bu madde hükmüne paralel olarak düzenlenen Türk Medeni Kanununun 756. maddesi gereğince de; “Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak … olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yer altı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.”
Gerek Türk Medeni Kanununun 718. maddesi gerekse 756/2. maddesinde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır.
Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabi ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup, suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su kaynak niteliğini kazanmaz (Gürsoy/…/Cansel, Türk Eşya Hukuku, Ankara 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması halinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanununa tabidir.
Başka bir ifadeyle kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular da yararlanabilir. Bunun yanında kaynak suyu tapulu olmayan araziden (örneğin mera,orman vb) çıkıyorsa suyun debisine bakılmaksızın genel sudur. Bu sudan ise kadim ve öncelik … ihlal edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir.
3. Değerlendirme
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince;
Mahallinde 23.07.2018 tarihinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporlarına göre dava konusu suyun yaylak vasıflı taşınmazda olup genel su niteliğinde olduğu saptanmış ise de tarafların ihtiyacı belirlenmemiş, kullandıkları başka su bulunup bulunmadığı araştırılmamış eksik inceleme ile sonuca gidilmiştir.
Bu durumda mahkemece, suların en az olduğu dönemde mahallinde ziraatçi ve jeoloji mühendisi bilirkişiler hazır bulundurularak yeniden keşif yapılarak davacının suya ihtiyacı olup olmadığı bilimsel verilere uygun olarak tespit ettirilmeli, davalıların içme suyu ihtiyaçları olup olmadığı, bu ihtiyacı şebeke suyu veya başka kaynaktan karşılayıp karşılamadıkları araştırılmalı ve gerekirse içme suyu ihtiyacının sulama suyu ihtiyacına nazaran öncelikli olduğu da gözetilerek herkesin ihtiyaçları oranında yararlanabileceği bir su rejimi kurulması yoluna gidilmelidir. Değinilen yönler gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
V-SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarınının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
23.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.