Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/3468 E. 2023/5765 K. 28.11.2023 T.
Yayınlanma Tarihi: 23.01.2024 23:05
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3468
KARAR NO : 2023/5765
KARAR TARİHİ : 28.11.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1202 E., 2022/609 K.
DAVALILAR : ... vd. vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ :
KARAR : Esastan ret
TEMYİZ EDENLER : Davacı vekili ve davalılar vekili
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/52 E., 2020/90 K.
Taraflar arasındaki ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı duruşmalı olarak ve katılma yoluyla incelenmesi davalılar vekili, duruşmasız olarak da davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... Yoğurtçu geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin paydaşı olduğu dava konusu 63453 ada 13 parsel sayılı taşınmazda 06.10.2016 ve 12.12.2016 tarihli satış işlemleriyle davalılara satılan payların ön alım hakkı nedeniyle müvekkili adına tescilini talep etmiş ve ... satış bedelinin 304.788,00 TL olmasına rağmen ön alım hakkının kullanılmasını engellemek amacıyla resmî senetlerde satış bedelinin yüksek gösterildiğini belirterek bedelde muvazaa iddiasında bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın noter ihtarından itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, bedelde muvazaa iddiasını kabul etmediklerini, resmî senetteki satış bedeli ile harç ve masrafların depo edilmesi durumunda davayı kabul ettiklerini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamadığı, davalının kabul beyanının geçerli bir kabul beyanı niteliğinde olmadığı, davacının ön alım talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, taşınmazda davalılara ait payların iptali ile davacı adına tesciline, karar kesinleştiğinde depo edilen 189.664,77 TL'nin davalı ...'a 203.253,36 TL'sinin davalı ...'a nemalarıyla birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bedelde muvazaaya ilişkin iddialarının hatalı değerlendirildiğini, davalılar vekilinin satış bedelinin 335.000,00 TL olduğuna dair kabul beyanı karşısında bu değerden fazla ön alım bedeline hükmedilemeyeceğini, mahkemenin bu konudaki değerlendirmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; davacı taraftan kaynaklanan sebeplerle depo edilen bedelin ekonomik değerinin kalmadığını, satış tarihi ile ön alım bedelinin depo edildiği tarih arasında geçen değer farkını telafi edecek bedel farkının da depo edilmesi gerektiğini ve davayı kabul ettiklerini, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, bu nedenle yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamaları gerektiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bedelde muvazaa iddiası kanıtlanamadığından tapudaki satış bedeli üzerinden hüküm kurulmasında bir usulsüzlük olmadığı, kabul beyanının 06.10.2016 tarihli satış işlemine yönelik olduğu, tapudaki satış bedeli üzerinden kabul beyanının davayı kabul beyanı olarak değerlendirilemeyeceği, davalıların yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık olmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 734 üncü maddesi karşısında satış bedelinin değerinin düştüğü iddiasında bulunulamayacağı, bu iddainın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre açılacak bir davada ileri sürülebileceği gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdükleri sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdükleri nedenlerle, 6100 sayılı Kanun'un 329 uncu maddesinin uygulanması gerektiğini beyan ederek ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 5 ... ve 35 ... maddesi,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2, 732, 733 ve 734 üncü maddeleri,
3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 308, 309, 310, 311 ve 312 nci maddeleri,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun (492 sayılı Kanun) 22 nci maddesi,
5. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
Ön alım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Kural olarak önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibaret olup bu bedelin dava açılırken hazır edilmesi ve mahkemece makul süre içinde mahkeme veznesine depo edilmesiyle birlikte vadeli bir hesapta değerlendirilmesi gereklidir.
Mahkemelerce, ön inceleme aşamasında, satış bedeli ile tapu harç ve masraflarından ibaret ön alım bedelinin vadeli bir mevduat hesabında depo edilmesine karar verilerek yargılama sürecinin uzaması nedeniyle ön alım bedelinde meydana gelecek değer kaybının önüne geçilmesi sağlanmış olacaktır.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; İlk Derece Mahkemesince, 06.10.2016 ve 12.12.2016 tarihlerinde yapılan satışlar nedeniyle açılan eldeki ön alım davasında, satış bedeli ile tapu harç ve masrafları toplamından ibaret 392.918,13 TL’nin 19.12.2019 tarihinde depo edilmesine karar verildiği; davacı tarafça ön alım bedelinin 20.01.2020 tarihinde ... Adliye Sarayı Şubesinde açılan vadesiz mevduat hesabına yatırıldığı, 10.03.2020 tarihinde ön alım bedelinin vadeli hesaba aktarıldığı anlaşılmıştır.
Davalılar vekili; dava konusu payları müvekkillerinin satın aldığı tarihten sonra taşınmazın satış bedelinin ekonomik nedenlerle değerinin azaldığını, ön alım bedeli depo edilirken bu hususların Mahkemece dikkate alınmadığını belirterek hükmü temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, ön alım bedeli ön inceleme duruşması tarihi itibarıyla depo ettirilmemiş; satış tarihinden yaklaşık 3 yıl sonra ön alım bedelinin depo edilmesine karar verilerek satış bedelinin değerinde meydana gelen azalmanın önüne geçilmemiştir.
Mahkemece, tespit edilen ön alım bedelinin makul süre içerisinde davacı tarafa depo ettirilmemesi nedeniyle pay satın ... davalı tarafı fakirleştirecek ve ön alım hakkını kullanan davacıyı amaç dışında zenginleştirecek yorum ve sonuçlardan kaçınılmalıdır. Hakkın kullanılması hiçbir zaman davalı tarafın zararına olmamalıdır. Dava konusu paylara yönelik ön alım davasının açıldığı tarih ile ön alım bedelinin depo edildiği tarih arasında (2 yıl 9 ay) ... bir zamanın geçtiği; bu süre göz önüne alındığında, ön alım bedelini zamanında depo etmeyerek kullanması nedeniyle davacının amacı dışında zenginleştiği, nemalandırılmayan satış tarihindeki miktarın depo edilmesi nedeniyle faiz getirisinden mahrum kalınması oranında davalıların da fakirleştiği, bir tarafın diğer taraf zararına azımsanmayacak derecede oransız bir çıkar sağladığı, bu durumun 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olacağı açıktır.
Bu durumda; İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, konusunda uzman bilirkişiden denetime elverişli şekilde rapor alınarak, satış bedeli ile tapu harç ve masrafları toplamı olan 392.918,13 TL'nin, ön inceleme tarihi olan 19.09.2017 tarihinden bilirkişi incelemesi yapılan tarihe kadar nemalandırılması hâlinde ulaşacağı değer belirlenerek, bu miktardan depo edilen ve bankada mevcut bulunan (nemalı veya nemasız) miktar çıkarılarak aradaki farkın da depo edilen ön alım bedeline ilavesi suretiyle karar vermektir. Davacı tarafından aradaki fark depo edildikten sonra işin esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Diğer taraftan; 4721 sayılı Kanun'un 734 üncü maddesinde, ön alım bedelinin tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamı olduğu düzenlenmiştir.
6100 sayılı Kanun'un 308 ... maddesinin birinci fıkrasına göre; davayı kabul, davalının, davacının davasında ileri sürdüğü talep sonucuna kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Aynı Kanun'un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ise kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.
Yine 6100 sayılı Kanun'un 312 ... maddesi uyarınca, davayı tamamen kabul eden davalı, davayı kaybetmiş gibi yargılama giderlerinin tamamını ödemeye mahkûm edilir. Bununla birlikte, davalı ilk duruşmada davayı kabul etmiş, hâl ve davranışlarıyla kendisine karşı dava açılmasına sebep olmamışsa yargılama giderlerine mahkûm edilmez.
492 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi uyarınca ise davalı, hâl ve davranışları ile kendi aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermekle birlikte, en geç ilk celsede davayı kabul etmiş ise karar ve ilâm harcının üçte birini, ilk celseden sonra kabul etmiş ise üçte ikisini ödemeye mahkûm edilir. Dava, ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar kabul edilirse, davalı aleyhine olarak, AAÜT hükümleriyle belirlenen vekâlet ücretinin yarısına; dava ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra kabul edilirse, vekâlet ücretinin tamamına hükmolunur (AAÜT m.6).
Dosya içeriğinden; davacının 06.10.2016 ve 12.12.2016 tarihli satışlara karşı 04.02.2017 tarihinde açtığı iş bu dava ile bedelde muvazaa iddiasında bulunarak ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talep ettiği; davalıların ise 28.02.2017 tarihli cevap dilekçesinde, 10.04.2017 tarihli ikinci cevap dilekçesinde ve 19.09.2017 tarihli ön inceleme duruşmasında resmî senetlerde yazılı olan satış bedelinin ... bedel olduğunu beyan ederek bu bedelin ödenmesi hâlinde davayı kabul ettikleri anlaşılmıştır.
Yukarıda anılan yasal düzenlemeler ve dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde; davalılar, davacının ön alım hakkına dayanan tapu iptali ve tescil talebini, tapuda gösterilen satış bedeli ile taraflarınca ödenen harç ve masrafların ödenmesi hâlinde kabul etmişlerdir. Davalıların ödemeyi kabul ettiği bu bedel, 4721 sayılı Kanun'un 734 üncü maddesinde düzenlenen ön alım bedelidir. Ön alım bedelinin muvazaalı olduğunu ileri sürerek bu konuda ihtilaf çıkaran davacı taraf olduğundan, yargılamaya ön alım bedelinin muvazaalı olup olmadığıyla sınırlı olarak devam olunmuş ve yargılama davacı tarafın iddialarının araştırılması nedeniyle uzamıştır.
Hâl böyle olunca; davalı, dava konusu edilen payları satın almakla davanın açılmasına sebebiyet ... olduğundan, davalının yargılama giderleriyle sorumlu kılınması doğrudur. Ön alım hakkını kullanan davacı paydaş, kapsam ve şartları dava dışı satıcı ile davalı alıcı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bu satım ilişkisini kabul eden bir dava açmadığı gözetilerek davalıların ön inceleme tutanağı imzalanmadan önce resmî satış sözleşmesindeki kapsam ve şartlarla davayı kabul etmeleri nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6 ncı maddesi hükmü gereğince 1/2 oranında nisbi vekâlet ücretine hükmedilmesi ve 492 sayılı Kanunu'nun 22 nci maddesi hükmü gereğince de davalıların en geç ilk celsede davayı kabul ettikleri gözetilerek hüküm tarihindeki nispi karar ilâm harcının 1/3'üne hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle vekâlet ücreti ve karar ilâm harcına yönelik yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru olmamıştır.
Bunlarla birlikte; 6100 sayılı Kanun'un 297 ... maddesinin ikinci fıkrası gereğince; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bunların yanında hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, hükümde davalılar adına kayıtlı olup iptaline karar verilen pay oranları açıkça belirtilemeyerek infaza elverişsiz hüküm kurulması da doğru değildir.
Mahkemece, değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekili ve davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 17.100,00 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
(Karşı Oy)
K A R Ş I O Y
Dava, bedelde muvazaa iddiası içeren ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince bedelde muvazaa iddiası ispatlanamadığı, davalının kabul beyanının şarta bağlı olduğu için geçerli olmadığı gerekçesiyle akit tablosundaki bedel üzerinden ön alım davasının kabulüne karar verilmiş, davacının istinaf isteği Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddedilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, iptal edilen pay miktarının hüküm yerinde gösterilmemesi ve aradan geçen zaman nazara alınmaksızın ön alım bedelinin nemalandırılmaması nedeniyle kararın bozulması yönündeki Dairenin ... çoğunluğu ile aramızda görüş aykırılığı bulunmamaktadır.
Ancak, ... çoğunluk davalının cevap dilekçesi ve duruşmadaki "davacının iddia ettiği bedeli kabul etmedikleri, tapudaki bedel üzerinden davayı kabul ettikleri" yönündeki açıklamalarının davayı kabul niteliğinde olduğu, harç ve vekâlet ücretinin buna göre belirlenmesi gerektiği yönündeki görüşüne katılmıyoruz.
Şöyle ki; HMK'nın 308 ... maddesinde düzenlendiği üzere davayı kabul, davacının talep sonucuna davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Burada kısmen muvafakt edilebilirlikten anlaşılması gereken husus talebin bölünebilirliği ile ilgilidir. Davalının ... taraflı beyanı ile yapılıp tamamlanan kabul, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmaksızın sonuç doğurmaktadır. Tam kabul davayı bütünüyle sona erdirirken, kısmi kabul hâlinde kabul edilen kısım yönünden dava sonlanır, kabul dışında kalan kısım içinse dava devam eder. Davanın tam kabulü durumunda, taraflar arasındaki uyuşmazlık son bulacağından mahkemenin kabul nedeniyle davanın kabulüne karar vermesi gerekmektedir. Zira kabul maddi anlamda kesin hüküm sonucunu doğurur. Bu nedenle kabul gereğince kabulüne karar verilen uyuşmazlık taraflarca ... bir davaya konu edilemez, aksi hâlde kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilir.
Maddi hukuka yönelik bir işlem olan kabulün, davaya son veren bir taraf işlemi olarak hüküm ifade etmesi için irade beyanında hiçbir tereddüdün bulunmaması gerekir. Bu husus, HMK'nın 309/4 üncü maddesinde “Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır” şeklinde ifade edilmiştir. Kabul, kesin hüküm gibi hukukî sonuç doğurduğundan (HMK m.311) kabul beyanı açık ve şartsız olmalıdır. Kabul ile dava konusu uyuşmazlık esastan sona erdiğinden, davalının ... amacının davayı kabul etmek olduğu açıkça anlaşılmalıdır. Beyanından amacının davanın tamamı ya da bir kısmını koşulsuz şekilde kabul etmek olduğu anlaşılmıyor ise mahkemenin davalıya amacının ne olduğunu açıklatması (HMK m. 31) ve beyanını ona göre değerlendirmesi gerekmektedir. Kayıt ve şarta bağlanmış beyanlarda, ihtilafın ... anlamda sona erdiğinden söz edilemeyeceğinden kabul beyanı geçerli olmayacaktır. Diğer bir anlatımla şarta bağlı kabul ile davanın sona erdiği kabul edilemez.
Somut olayda, ön alım isteyen davacı bedelde muvazaa iddiasını ileri sürmüş, davalı taraf bedelde muvazaa iddiasını reddederek tapudaki bedel üzerinden kullanılması hâlinde davayı kabul ettiklerini bildirmiştir. Görüldüğü gibi davacının talebi bölünebilir nitelikte olmadığı gibi taraflar arasında bedel konusunda uyuşmazlık devam etmektedir. Böyle bir durumda kabulün "kayıtsız ve şartsız" olduğunu söyleyebilmek imkanı yoktur.
Hâl böyle olunca; davalının geçerli bir "kabul" beyanı bulunduğu gerekçesiyle buna göre harç ve vekâlet ücretinin belirlenmesi gerektiği yönündeki bozma kararına katılmıyoruz.