Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/3598 E. 2023/5763 K. 28.11.2023 T.
Yayınlanma Tarihi: 22.01.2024 20:01
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3598
KARAR NO : 2023/5763
KARAR TARİHİ : 28.11.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/456 E., 2022/687 K.
KARAR : Davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/430 E., 2021/841 K.
Taraflar arasındaki hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil veya tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Avukat ... ... ile karşı taraftan davalı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının evlenme kararı aldıklarını, davalının müvekkilinden evlenecekleri için kendisine bir ev almasını istediğini, ev alındığında resmi nikah kıyacaklarını söylediğini, müvekkilinin evlenecekleri için davalının bu talebini kabul ettiğini, dava konusu 1319 ada 29 parsel sayılı taşınmazın ... alım sözleşmesinin müvekkili adına yapıldığını, tapu devrinden önce taraflar arasında dini nikah kıyıldığını ve sonrasında tarafların henüz tapusu devredilmeyen eve yerleştiklerini, taşınmazın satış bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini ancak müvekkilinin tarafların evleneceklerine olan inancı nedeniyle tapusunun davalı üzerine yapıldığını, sonrasında davalının davranışlarının değiştiğini, davalının müvekkilini kandırdığını, taraflar arasında evliliğin gerçekleşmediğini belirterek; dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline mümkün olmaması halinde bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının evlenme vaadiyle müvekkilini gayri resmi birliktelik yaşamaya ikna ettiğini ve bu birlikteliği sağlamak için müvekkilinin ev almasına yardım ettiğini, müvekkiline "içimden geldi, bu ev sana hediyem olacak senle birlikte olmasak bile ev senin olacak" şeklinde beyanda bulunduğunu ve müvekkili ile resmi nikah kıymaya yanaşmayarak gayri resmi birlikteliği sürdürmek istediğini, hukuka ve ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şeyin geri istenemeyeceğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hile sebebine dayalı tapu iptali ve tescil ile ikinci kademede tazminat davası olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin bağışlama sözleşmesi olduğu, davacının taşınmazın bedelini davalıya bağışladığı, dava konusu taşınmazın davacı tarafından davalıya devredilmediği, 14.10.2019 tarihinde 3 üncü kişi tarafından devredildiği, herhangi bir yolsuz tescil olmadığı, bu nedenle tapu iptali ve tescil talebinin reddinin gerektiği, dosya kapsamına göre davalının evlenme vaadiyle taşınmazın bedelini davalıya ödettiği ve davacının evlenme beklentisini boşa çıkarttığı, hile vakasının ... olduğu, davacının bağışlama iradesinin fesada uğratıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 183.500 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talep ile tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; tapu iptali ve tescil isteminin kabul edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ... alım sözleşmesinde taşınmazı satın ... kişinin müvekkili olduğunun belirtildiğini, satış bedelini de müvekkilinin ödediğini ve tazminat talebinin kısmen kabulünün hatalı olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesini ve diğer beyanlarını tekrarlayarak, davacının iddiasını ispatlayamadığını, tanık anlatımlarının duyuma dayalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin ciddi ve samimi tanık beyanlarını görmezden geldiğini, hukuka ve ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şeyin geri istenemeyeceğini, telefon kayıtlarının incelenmesi talebinin değerlendirilmediğini, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle karar verildiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkin olduğu, davacının inanç sözleşmesi sunmadığı ancak 10.01.2019 tarihli ... alım sözleşmesi ve tanık beyanları ile davacının inançlı işleme ilişkin iddiasını ispatladığı, ne var ki; 6098 sayılı Kanun'un 81 ... maddesi uyarınca davaya konu taşınmazın gayri resmi evliliğin teminin sağlamak için davalıya temlik edilmesi nedeniyle eldeki davanın tümden reddinin gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne kararın kaldırılarak yeniden hüküm tesisine ve davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, taşınmazın bedelinin tamamını müvekkilinin ödediğini, resmi nikahın gerçekleştirileceği inancı ile müvekkilinin iradesinin fesada uğratılarak taşınmazın tapusunun davalı üzerine yapıldığını, hile iddialarının ispatlandığını beyan ederek ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, aldatma (hile) hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 33 üncü maddesi ile 190 uncu maddesinin birinci fıkrası,
2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi,
3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK, 6098 sayılı Kanun) 36 ıncı maddesi [mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun, BK) 28 ... maddesi ) ]
3. Değerlendirme
1. Dosya içeriğinden, davacının dava konusu 1319 ada 29 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 1. kat 4 numaralı bağımsız bölümü, davalının kendisiyle evleneceği inancıyla satın alarak davalı adına tescil ettirdiğini ancak evliliğin gerçekleşmediğini ve davalının kendisini kandırdığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil mümkün olmaması halinde tazminat istemiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır.
2. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince davanın hukuki sebebi inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat olarak nitelenmiş ise de; iddianın ileri sürülüş biçimi, taraf anlatımları ve dosya kapsamı itibariyle dava, aldatma (hile) hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
3. Aldatma (hile), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, aldatmada (hilede) ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable ...) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
4. Öte yandan, aldatma (hile) her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Aldatmanın (hilenin) öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
5. 4721 sayılı Kanun'un 6 ıncı maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür",
6. 6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı maddesinin birinci fıkrasında; "İspat yükü, kanunda ... bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir" düzenlemeleri mevcuttur.
7. Somut olayda; dava konusu 1319 ada 29 parsel sayılı taşınmazın 14.10.2019 tarihli satış işlemiyle davalı ... adına tescil edildiği kayden sabittir. Davacı, satış bedelinin tamamının kendisi tarafından ödenmesine rağmen iradesinin hile ile fesada uğratılarak taşınmazın davalı adına tescil edildiğini iddia etmiş ise de; tanık beyanları ve davacının dayandığı diğer deliller değerlendirildiğinde 6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı ve 4721 sayılı Kanun'un 6 ıncı maddesi gereği davacının iddialarını kanıtlayamadığı anlaşılmaktadır.
8. Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince davanın aldatma(hile) hukuksal nedenine dayalı olduğu ve davacının, iddiasını ispatlayamayadığı gerekçeleriyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Ne var ki; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek hükmün onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle 6100 sayılı Kanun'un 370 ... maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 17.100,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.