YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3768
KARAR NO : 2023/838
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki ecrimisil ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince; ecrimisil talebinin kısmen kabulüne, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.02.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde taraflardan gelen olmadı. Davalılar vekilinin 13.02.2023 tarihli mazeret dilekçesinin reddine karar verildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılar kooperatife üye olurken 26 No.lu bağımsız bölümün adlarına tahsis edildiğini, bağımsız bölümün Eylül 2002 yılında fiilen davalıların tasarrufuna geçtiğini, davalıların kooperatif üyeliğinden istifa ettiklerini, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/218 Esas, 2011/381 Karar sayılı ilâmıyla tapu kaydının iptali ile kooperatif adına tesciline ve davalıların taşınmaza müdahalesinin önlenmesine dair verilen kararın kesinleşmesini takiben 05.04.2013 tarihine kadar bağımsız bölümün davalıların fiilen tasarrufunda kaldığını, davalılar bu dönem içinde de kooperatif hizmetlerinden faydalandıkları hâlde kooperatif genel giderlerine katılmadıklarını, taşınmaz iade edilmediği için kooperatife yeni üye alamadıklarını ileri sürerek, toplam 82.355,52 TL ecrimisil ve alacak isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın yerinde olmadığını, davanın 5 yıllık yasal süresi içerisinde açılmadığını, müvekkilinin ödediği 51.842,90 TL’nin genel giderler düşüldükten sonra müvekkiline iadesine karar verildiğini ve faydalı masraf taleplerinin yerinde olmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.05.2013 tarih ve 2010/257 Esas, 2013/184 Karar sayılı kararıyla (özetle,) davalıların tapu iptali ve tescil kararının kesinleşme tarihi olan 28.02.2012’ye kadar iyi niyetli olduğu, 28.02.2012 tarihinden 05.04.2013 (tahliye) tarihine kadar 3.081,47 TL’den sorumlu bulunduğu, genel gider talebinin hukuka uygun olmadığı, hasar talebi isteminin ispatlanamadığı, elektrik ve su bedellerine yönelik var ise bir delil ve belge sunulmadığı, tapu masrafları, emlâk vergisi ve ceza ödemelerine ilişkin dava tarihinden sonra yapılmış masraflara rastlanıldığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.03.2008 tarih ve 2006/11199 Esas, 2008/3134 Karar sayılı ilâmında hükmedilen duruşma vekâlet ücretinin ilâmlı icra takibine konu edilebileceği, aynı mahkemenin 15.09.2009 tarih ve 2004/184 Esas, 2009/278 Karar sayılı kararında alınması gerekli 15,60 TL ilâm harcı çıkarıldıktan sonra, artan harcın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya geri verilmesine ve davacının sarf ettikleri giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına karar verildiği ve 575,00 TL maktu vekâlet ücretine ise davacı kooperatif lehine değil, davalılar lehine hükmedildiği gerekçesiyle ecrimisil talebinin kısmen kabulüne, diğer istemlerin ise reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde (özetle);
1. Tapu iptali ve tescil davasının kesinleşme tarihi olan 28.02.2012’ye kadar davalıların iyi niyetli olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını,
2. Bu yönü ile 28.02.2012 tarihinden öncesine yönelik ecrimisil talebinin kabulü gerektiğini,
3. Genel giderlerden davalıların sorumlu tutulması gerekirken bu istemin reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu,
4. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.03.2008 tarih ve 2006/11199 Esas, 2008/3134 Karar sayılı ilâmında davalılar lehine hükmedilen vekâlet ücretinin ödenmek zorunda kalındığını, kooperatif lehine verilen vekâlet ücreti olmaması nedeniyle ilâmlı takibe konu edilemeyeceğini,
5. Mahkemenin 15.09.2009 tarih ve 2004/184 Esas, 2009/278 Karar sayılı kararında alınması gereken harçlar ile ilgili ret kararının da doğru olmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, İlk Derece Mahkeme kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı, hükmün fer’ilerinde usul ve yasaya aykırılık bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 191 inci maddesi gereğince, borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür. Müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflâs ile kısıtlandığından, aynı Kanun’un 226 ncı maddesi uyarınca da masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir. Belirtilen hükümler gereğince; iflasın açılmasıyla taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK’nın 226, 229 uncu maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK’nın m. 218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi iflas dairesine aittir.
2. Müflisin, iflâsın açılması ile hak ehliyetini kaybetmediği gibi, dava ehliyetini de kaybettiği söylenemese de, müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflâs idaresine ait olacaktır. İflâs idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise, zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, İİK’nın 194 üncü maddesi gereğince müflisin davacı ve davalı bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durması öngörülmüştür.
3. İİK’nın 194 üncü maddesine göre; “Acele haller müstesna olmak üzere iflasın açılması ile kural olarak müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ancak alacaklıların ikinci toplantısından on gün sonra devam olunabilir.”
4. İflâsın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da hâlen derdest bulunan ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı açılmış olan davalardır. Davaların durduğu bu süre içinde, iflâs idaresi, duran davalar hakkında araştırma yapar ve bu davaların geleceği hakkında karar verir. Burada, müflisin davacı veya davalı olmasına göre usul işlemleri farklılık arz eder.
5. Müflisin davacı olduğu davalarda; iflâs idaresi bir davanın başarı şansı olduğu kanısına varırsa, masanın bu davayı takip etmesine karar verir; bu karar ikinci alacaklılar toplantısının uygun bulması ile kesinleşir ve ikinci alacaklılar toplantısından sonraki on günlük süre geçince, bundan böyle davaya, davacı olarak iflâs idaresi tarafından devam edilir. İflâs idaresi ve ikinci alacaklılar toplantısı, davanın başarı şansı olmadığı kanısına varırlarsa, masanın davayı takip etmemesine karar verirler. Bu hâlde o davayı takip yetkisi, isteyen alacaklıya devredilir (İİK md. 245). Hiçbir alacaklı davayı takip etmek istemezse, o zaman, müflisin dava takip yetkisi yeniden doğar ve müflis iflâsın kapanmasını beklemeden, davayı kendi adına devam ettirebilir.
6. Müflisin davalı olduğu davalarda ise; iflâs idaresi, alacakları tahkik ederken, (İİK md. 230 vd) müflise karşı dava açan alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı hakkında bir karar vermez; sadece, bu alacağı davalı çekişmeli alacak olarak sıra cetveline geçirir. Bu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkındaki kararı, ikinci alacaklılar toplantısında karar verilir. İkinci alacaklılar toplanması davaya devam edilmesine karar verirse, iflâs idaresi, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra davayı takip eder veya tayin edeceği bir avukat vasıtasıyla davayı takip ettirir. Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK’nın 194 üncü maddesi hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemenin asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplanmasında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise, konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, varılacak sonuç dairesinde bir karar vermesi gerekir.
3. Değerlendirme
1. Tüm dosya içeriği ve toplanan delilerden, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/604 Esas sayılı dosyasında, 25.04.2018 günü saat 10:43’ten itibaren davacı kooperatifin iflasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2. Somut olaya gelince; davanın 17.01.2010 tarihinde açıldığı, yargılama devam ederken davacı kooperatifin iflasına karar verildiği, müflis kooperatifin iflasla tüzel kişiliğinin sona erdiği ve davayı takip yetkisinin iflas idaresine geçtiği anlaşılmaktadır.
3 Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince; davacı müflis Kooperatif yönünden, iflas idaresine gerekli tebligatların yapılıp taraf teşkili sağlandıktan sonra yukarıda açıklanan usullere göre yargılamaya devam edilip, sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Yukarıda (3.1.,3.2. ve 3.3.,) No.lu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
2. Bozma nedenine göre, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.