Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/3810 E. 2023/310 K. 18.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3810
KARAR NO : 2023/310
KARAR TARİHİ : 18.01.2023

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince bozulmasına karar verilmiştir.
…Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
…Asliye Hukuk Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, davacı ile davalıların, ortak muris …’den kalan 313 ada, 4 parsel ile 384 ada, 10 parselin hissedarları olduğunu, taşınmazların paylaşımı konusunda Eğirdir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/227 Esas sayılı dosyasında izale-i şüyu davası açıldığını, … Mahallesinde bulunan taşınmazda davacı tarafından dikilen 18 adet anjeliko cinsi erik ağacı, 3 adet 6 yaşında armut ağacı, 18 adet şeftali ağacı, 5 adet yarıbodur kiraz ağacı, 3 adet cennet elması ağacı, 1 adet zeytin, 1 adet hünnap, 2 adet kivi, 2 adet nar, 1 adet ceviz, 1 adet vişne, 2 adet kayısı, 1 adet dut ağacı, davacı tarafından yaptırılan bahçede bulunan damlama sulama sistemi tesisatları, bir katlı ev bulunduğunu, Ağa Mahallesinde bulunan taşınmazda bulunan muristen kalan dubleks evde her iki kat için yapılan inşaat ve iyileştirmeler olduğunu, evin içindeki oda bölmelerin duvar ile örüldüğünü, sıva ve boyasının yapıldığını, evin kapı ve pencerelerinin, tüm taban ve tavanının, mutfak dolaplarının, elektrik tesisat döşeme işlerinin davacı tarafından yapıldığını ileri sürerek, muhdesatların ve iyileştirmelerin müvekkili tarafından yapıldığının değeriyle birlikte tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar …, …, …, … vekili, davacı yanın dava dilekçesinde belirttiği hususları kabul etmediklerini, miras bırakanın 2001 yılında vefat ettiğini, davacı yanın bu taşınmazları 14 yıldır kullandığını, taşınmazda bulunan evde oturduğunu, bahçede bulunan malları kendisinin toplayıp hasat ettiğini ve değerini aldığını, davalılara ne kira ne de mahsul geliri hiç birşey vermediğini, davalıların bu duruma rızalarının olmadığını, davacı tarafın iddia ettiği muhdesatların tespiti halinde murisin ölüm tarihinden itibaren davacının bu taşınmazlarda oturmasının, işgal etmesinin, hasat ettiği ürünlerden ayrı ayrı gelir elde etmesinin tespiti ile muhdesattan davacıya düşecek fazla miktardan elde ettiği zenginleşmenin hesaplanması ve tenziline karar verilmesini gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince, davanın kabulü ile 08/06/2015 hakim havale tarihli bilirkişi raporunda belirtilen Bağlar Mahallesi 384 ada, 10 parsel No.lu taşınmazın toplam 9.950,00 TL’lik meyve ağaçları ve 22.200,00 TL taşınmaz bedeli ile Ağa Mahallesi 313 ada, 4 No.lu parseldeki evde yapılan 3.512,07 TL’lik iyileştirmelerin davacı tarafça yaptığının tespitine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; iyileştirme bedelleri yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerekirken kabulü doğru olmamıştır, ayrıca Bağlar Mahallesi 384 ada, 10 parsel üzerindeki muhtesatlar yönünden hüküm fıkrasında kabul edilen muhdesatların ayrı ayrı nicelik ve nitelikleri açıklanmak suretiyle gösterilmesi gerekirken yazılı şekilde bedelleri belirtilmek suretiyle hüküm tesisi de usul veya yasaya aykırıdır…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davaya esas olan izale-i şuyu davasında 17/05/2017 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği ve kararın 09/06/2017 tarihinde kesinleştiği, mahkemede görülen davanın dava tarihinin 21/01/2015 tarihi olduğu ve Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen ortaklığın giderilmesi davası ile parsellerinin aynı olduğu, davaya konu talebin söz konusu parsellerdeki davacıya ait muhtesatların davacıya ait olduğunun tespitine ilişkin dava olduğu, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre muhtesatın aidiyetinin tespitinin davasının görülebilmesi için davaya sebep ve dayanak olan ortaklığın giderilmesi davasının olması ve bu davanın görülüyor olması, derdest olmasının zorunlu olduğu, aksi takdirde açılan davada hukuki yararın olmadığı ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği, derdest olan bir ortaklığın giderilmesi davası olmadığından davanın hukuki olarak görülmesinde yarar bulunmadığı, davalıların davanın açılmasına sebebiyet verdiklerinden yargılama gideri ve ücret-i vekaletten sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davada taraf teşkilinin sağlanmamış olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmalarının da hatalı olduğunu savunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, birarazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklindedikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespitdavası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)

3. Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.

3. Değerlendirme
Temyizen incelenen İlk derece mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, paydaşlar arasında görülen muhdesatın aidiyetinin tespiti davalarında yargılama yapılarak dosya esasında karar verilebilmesi için derdest ortaklığın giderilmesi davasının bulunması gerektiği; davalıların, dava açıldığı tarihte görülmekte olan izale-i şuyu davasında muhdesatın aidiyeti talebini kabul etmemiş olmaları hasebiyle eldeki davanın açılmasına sebebiyet vermeleri karşısında yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olmalarının doğru olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle bir kısım davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.