Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/3835 E. 2022/6807 K. 10.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3835
KARAR NO : 2022/6807
KARAR TARİHİ : 10.11.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.11.2012 tarihinde verilen dilekçe ile mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 11.05.2017 tarih, 2014/21917 E. ve 2017/2528 K. sayılı ilamıyla bozulması sonrasında mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 10.02.2022 günlü hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Davacı; kayden maliki olduğu 1204 parsel sayılı taşınmazın 19.674,69 m2’lik kısmına, davalı tarafından ekip biçmek suretiyle müdahale edildiğini ileri sürerek; elatmanın önlenmesini, geriye doğru 5 yıllık kullanım için 5.902,40 TL ecrimisile karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında ecrimisil talebini ıslah ederek 7.476,50 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı; babası öldükten sonra dava konusu taşınmazın yaklaşık onbir dönümüne karşılık gelen kısmını davadışı mirasçılar ile birlikte kullandıklarını, ancak 2012 yılında tarlayı ekmeyi bıraktıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonrasında; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 11.05.2017 tarih 2014/21917 E. ve 2017/2528 K. sayılı ilamı ile; “…Mahkemece, müdahalenin keşfen belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki, mahkemece yapılan araştırmanın hükme yeterli bulunduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, somut olayda; davacının kayden maliki olduğu dava konusu 1204 parsel sayılı taşınmazın 17.11.2011 tarihinde ifraz görmesi neticesinde 1216, 1217 ve 1218 parsellerin oluştuğu, bunlardan 1217 parselin yola ayrıldığı, diğer parsellerin ise davacı adına tescil edildiği, davacının, Bala Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/17 Değişik iş sayılı tespit dosyasında dava konusu 1204 parsel sayılı taşınmazda yapılan tespit sonucu düzenlenen 10.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna dayalı olarak eldeki davayı açtığı, mahkemece keşfin davalının yokluğunda yapıldığı, davalının keşif yapılan yerin dava konusu olan yer olmadığını savunduğu, dosya içerisinde yer alan 14.03.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda denetime elverişli olacak şekilde kroki düzenlenmediği, krokinin tespit dosyasında yer alan 10.11.2011 tarihli bilirkişi raporu ekindeki kroki gibi olduğunun belirtilmekle yetinildiği, dava konusu yerin hangi parsel içinde kaldığının, kullanım şeklinin, niteliğinin ve davalı tarafından kullanılan alanın miktarının hükme esas olacak şekilde saptanmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, mahallinde uzman bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılarak yukarıda belirtilen hususların tespitinin yapılması, bilirkişilerden uygulamayı gösterir denetime elverişli infazı mümkün kroki ve rapor alınması, davalının hangi taşınmazın hangi bölümüne ne kadar tecavüzü olduğunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyan mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davanın kabulü ile, dava konusu Ankara ili, Bala İlçesi, Büyükboyalık Mahallesi (1204 parsel sayılı taşınmazın ifrazı sonucu oluşan) 1216 parsel sayılı taşınmaza ziraat mühendisi ve fen bilirkişisinin müşterek hazırladıkları 05/11/2021 tarihli krokili raporlarında (A) harfiyle gösterilen 19.675,00 m²lik kısma davalının yapmış olduğu müdahalenin önlenmesine, davacının ecrimisil talebinin taleple bağlı kalınarak kabulüyle, 7.476,50 TL ecrimisil bedelinden 5.902,40 TL’si için dava tarihi olan 26/11/2012 tarihinden, 1.574,10 TL için ıslah tarihi olan 06/05/2014 tarihinden işletilecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
İncelenen dosya kapsamına göre; davacı vekili dava dilekçesinde ecrimisil ile birlikte müdahalenin önlenmesi talebinde de bulunmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 288/1. maddesi; “Hâkim, uyuşmazlık konusu hakkında bizzat duyu organları yardımıyla bulunduğu yerde veya mahkemede inceleme yaparak bilgi sahibi olmak amacıyla keşif yapılmasına karar verebilir.” hükmünü içermektedir.
Yine aynı yasanın 259/2. maddesi; “Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekliyse, tanığın olayın gerçekleştiği veya şeyin bulunduğu yerde dinlenilmesine karar verebilir.” hükmünü, 290/2. maddesi ise; “Mahkeme keşif sırasında tanık ve bilirkişi dinleyebilir. Keşif sırasında, yapılan tüm işlemler ve beyanları içeren bir tutanak düzenlenir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/25 md.) Tutanağa, hâkimin keşif konusu ve mahalliyle ilgili gözlemleri de yazılır. Plan, çizim, fotoğraf gibi belgeler de tutanağa eklenir.” hükümlerini düzenlemektedir.
Ne var ki; yargılama aşamasında dava konusu taşınmaza haksız müdahale olup olmadığı hususunda dava konusu taşınmazın başında keşif yapılmamış, hüküm kurmaya elverişli yeterli araştırma yapılmamıştır. Tarafların gösterdikleri tanık beyanları, mahalli bilirkişi beyanları ve özellikle tarafların dava konusu yerin neresi olduğu, o yere ilişkin iddiaları mahkemece keşif mahallinde dinlenip tutanak altına alınması gerekirken bu yasal yükümlülük yerine getirilmemiştir. Öyle ki; 03.12.2019 tarihli fen ve ziraat bilirkişilerin ortak raporunda “Davalı … tarafından kullanılmış olduğu iddia edilen yerin 1216 (eski 1204) parsel içerisinde kalan 19.675 m2 yüzölçümlü 1204 ada 27 parsel olduğu belirlenmiştir. … tarafından kullanılmış olduğu iddia edilen 1204 ada 27 parsel, tespiti yapılan ve tanıklar tarafından yer gösterimi yapılan alandan yaklaşık 2,50 km uzakta ve tespiti yapılan alan ile aynı tarımsal özelliklere sahip olduğu tespit edilmiştir.” şeklinde mütalaa verdikleri ve mahkemece 03.12.2019 tarihli kök raporun ve kök rapora atıf yapan 05.11.2021 tarihli raporların hükme esas alındığı, bu cümleden olmak üzere mahkeme kararının gerekçesinde; “03/12/2019 tarihli fen bilirkişisi ve ziraat bilirkişisi tarafından hazırlanan rapora göre 808.148,00-m² yüzölçümlü alanın Büyükboyalık Mahallesi, 1216 numaralı parsel içerisinde kaldığı, bu alan içerisinde davalının kullanımının olmadığı, davalı tarafından 2012 yılından önce kullanılmış olduğu iddia edilen alanın yine 1216 parsel içerisinde ve yaklaşık 2.50 km uzaklıkta olan 19.675,00 m² ‘lik tarla vasıflı 1204 ada 27 parsel olduğunun tespit edildiği, davalı tarafından müdahale edilen 1216 parselin tarla vasıflı olduğu, 19.675 m² alanının krokide “A” harfiyle gösterildiği, bu alanın tamamına davalı tarafından müdahale edildiği gerekçesine yer verilerek hüküm kurulmuş olup, taşınmaz başında teknik bilirkişiler refakatinde yapılmayan keşif neticesinde usul ve yasaya aykırı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
O halde; haksız müdahale olgusunun tespiti için keşfin doğru yerde yapılıp yapılmadığı hususunun mahkemece de re’sen dikkate alınması gerektiğinden, HMK’nın 288. ve 290. maddeleri gereğince mahkeme hakimi huzurunda taşınmaz başında bilirkişilerin, tarafların ve tanıkların hazır bulundurulması suretiyle usulüne uygun keşfin yapılması gerekir. Ayrıca bu kapsamda; HMK 259/2 maddesi gereğince öncelikle yöreyi iyi bilen mahalli bilirkişi isimleri tespit edilmeli, sonrasında mahalli bilirkişiler ve tarafların gösterdikleri tanıklar yapılacak keşifte ve taşınmazın başında dinlenilmeli, taraf beyanları ve savunmaları alınıp, tarafların beyan ve savunmalarına ilişkin olarak mahkeme hakimince edinilen mahkeme gözlemi de tutanağa yazılarak, çelişkili beyanlar varsa giderilerek, keşif esnasında refakate alınan bilirkişilerden; keşfi izlemeye ve denetlemeye elverişli, dava konusu mahallin koordinatlarını denetlenebilir krokiye bağlamaları suretiyle rapor hazırlamaları istenmelidir. Tüm bu işlemlerin akabinde, dava konusu taşınmaza haksız bir müdahale olup olmadığı mahallinde tespit edilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Belirtilen hususlar yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 10.11.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.