Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/4028 E. 2022/7659 K. 12.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4028
KARAR NO : 2022/7659
KARAR TARİHİ : 12.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15/07/2014 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/02/2022 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 1973 ada 224 parsel sayılı taşınmazda müvekkiline ait tapu tahsis belgesi bulunduğunu, bedelinin ödendiğini iddia ederek, dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.
Davalı vekili, davaya bakmaya idare mahkemesinin görevli olduğunu, zamanaşımının dolduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu uyuşmazlığa bakmaya idare mahkemesinin görevli olduğundan bahisle davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmiş, hükmün, davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 14.11.2018 tarihli 2016/8806 Esas, 2018/7764 Karar sayılı ilamı ile tapu kayıtları üzerinde mülkiyet değişikliğine neden olacak bu gibi davaların adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile 11120 ada, 223 parsel, sayılı taşınmazda davalı adına kayıtlı tapunun iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine, depo edilen 60.060,00 TL bedelin, kararın kesinleşmesine müteakip davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
Hükmü davacı ve davalı vekilleri temyiz etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04/12/1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için;
– Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması,
– Tahsise konu yerde 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı Yasa ile Değişik 2981 sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,
– İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,
– Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,
– Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,
– Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması.
İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı Yasa ile Değişik 2981 sayılı Yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir,
Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 sayılı Yasa ile Değişik 2981 sayılı Yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının (DOP) davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.
Somut olaya gelince; dava,tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali tescil istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nun 297/2. maddesi gereğince; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”.
Dava dilekçesinde dayanılan tapu tahsis belgesine göre davacıya 1971 ada 218 parselde (yeni 11120 ada 223 parsel) 356 m2 yer tahsis edilmiştir. Bu nedenle 356 m2 üzerinden (DOP) düşüldükten sonra kalan 274,67 m2 yere tekabül eden hisse miktarı tespit edilerek hissenin iptali ile davacı adına tescili ve kalan 21,81 m2 yere tekabül eden hisse miktarı tespit edilerek bu kısmın davalı üzerinde bırakılması gerekirken, dava konusu taşınmazın 21,81 m2 kısmının değeri tespit edilerek, tespit edilen bu bedelin davacıya depo ettirilip 11120 ada 223 parsel sayılı taşınmazın tamamının davacı adına tesciline karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.12.2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.