YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4039
KARAR NO : 2023/445
KARAR TARİHİ : 24.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki haksız fiil nedeniyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.01.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Av. … geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin alabalık üretim çiftliği işlettiğini, davalı şirketin Karayolları Genel Müdürlüğü yüklenicisi olarak yaptığı yol yapım çalışması sırasında dere yatağında inşa edilen duvarın harcına konulan kimyasal malzemelerin müvekkiline ait çiftlikte 3.250.000 adet balığın telef olmasına sebep olduğunu belirterek, müvekkilinin zararlarının tazmini için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 20.000,00 TL tazminatın zarar tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davada ileri sürdüğü sebeplerle, davanın kısmi dava olduğunu belirterek 300.000,00 TL tazminatın zarar tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tesiste ne kadar balık olduğunu ispatlayamadığını, balık ölümlerinin sebebinin de tespit edilemediğini, harca kimyasal madde konulmadığını, davacının işletmesinin ruhsatının ve su kullanma izninin olmadığını, müvekkilinin davacı şirkete tesisine temiz su borusu taşıması için boru temin ettiğini ancak davacının dereden su almaya devam ettiğini, davacının zararın oluşmasına kendisinin sebebiyet verdiğini, soruşturma dosyasında alınan rapora göre suda kimyasal madde olmadığının ve su kirlenmesinin olmadığının tespit edildiğini, davanın Karayolları Genel Müdürlüğüne, sigorta şirketine karşı açılması gerektiğini, uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
2. Birleştirilen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl davadaki savunmasını tekrarlamış, zamanaşımı ve derdestlik itirazlarında bulunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/300 Esas, 2015/277 Karar sayılı kararıyla; zayi olan balık miktarı bilindiğinden belirsiz alacak davası açılamayacağı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 20.10.2016 tarih, 2016/6947 Esas, 2016/8588 Karar sayılı ilamıyla, hakimin kullanacağı takdir yetkisi sonucu tazminat miktarının belirli hale geleceği durumlarda, davacının davanın açıldığı tarih itibariyle tazminat miktarını tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin mümkün olmadığının kabul edilmesi gerektiğinden işin esasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada balık ölümleri ile davalının eylemleri arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın esastan reddine; birleştirilen davanın ise derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alının bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, soruşturma dosyasında 2014 yılında alınan raporda, balık ölümlerinin karayolları çalışmaları nedeniyle alabalık tesisine gelen suda oluşan bulanıklık nedeniyle oksijen yetersizliğinden oluşmuş olabileceğine dair değerlendirme bulunduğunu beyan ederek ve re’sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız fiil nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 49 uncu maddesine göre, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”
2.Aynı Kanunun 50 inci maddesine göre de, “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa Hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.” Bir başka anlatımla haksız bir eylemin tazminat borcu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir.
3.Diğer yandan; bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6 ıncı maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde düzenlendiği gibi, usul hukukunun en önemli konularından biri olan ispat yükü kuralı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190 ıncı maddesinde de; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” şeklinde hüküm altına alınmıştır.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
24.01.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.