Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/4046 E. 2022/7473 K. 06.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4046
KARAR NO : 2022/7473
KARAR TARİHİ : 06.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tespit ve belediye kayıtlarının düzeltilmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı dahili davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR
Davacılar vekili, müvekkillerinin … adresindeki binanın 10.04.1999 tarihinde davalılardan …’tan satın aldığını, diğer davalı …’in ise, daha sonra ortak olmasına rağmen belediyedeki mülkiyet sicil kayıtlarını kendi adına yaptığını belirterek “… söz konusu taşınmaz üzerindeki zilyetliğin taraflarına payları oranında iadesine..” karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Bozma sonrası 02.06.2021 tarihli açıklama dilekçesi ile;
“İstanbul İli Sultanbeyli İlçesi … adresli” yapıdaki zemin katta bulunan 4 dükkandan 3C numaralı dükkanın … oğlu …’a, 1 nolu dükkanın … olma …’ya iki tanesinin (3A ve 3B nolu dükkan) … olma, …’ya
1. normal katta bulunan iki daireden 3 nolu daire … olma …’a 2 no’lu daire HURŞİTTEN OLMA …’ya
2. normal katta bulunan 2 daireden bir tanesi 5 no’lu daire … oğlu …’a diğerin 4 no’lu daire … olma …’ya
3. normal katta bulunan 2 daireden bir tanesi 6 no’lu daire … olma …’a diğeri 7 no’lu daire ise … çocukları … ile …’ya 1/2’şer hisse oranında ait olduğuna dair tespiti yapılan zilyetlik ve hak sahipliği dikkate alınarak Belediye kayıtlarının bu tespite göre düzeltilmesi ve Belediye kayıtlarında ilgili bağımsız bölümlerin müvekkil adlarına kaydının yapılmasına…” karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılardan …, davayı kabul etmiştir.

Davalılardan … vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece (ilk kararda), davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2016/20708 Esas, 2020/3167 Karar sayılı ilâmında belirtilen talebin açıklattırılması ve harcın tamamlanması gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma ilâmına uyulduktan sonra mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm, dahili davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 27/1 inci maddesinde; “Mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyalar mahkemesine re’sen devrolunur” şeklindeki düzenleme gereğince, bir bölgede kadastro çalışması yapılmaya başlandıktan sonra kadastro çalışması kapsamına giren taşınmazlarla ilgili uyuşmazlık konusu davalara bakan mahkeme, anılan özel düzenleme gereğince görevsizlik kararı vererek dosyanın görevli ve yetkili kadastro mahkemesine gönderilmesine karar vermelidir. Kadastro çalışması başladıktan sonra yerel mahkenin görevsizlik kararı vermeyip davayı sonuçlandırması ve verdiği kararın kesinleşmesi de esasen sonuca etkili değildir. Bu şekilde kesinleşen karar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Keza HMK’nın 1 inci maddesindeki “….göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.” şeklindeki düzenleme gereğince görev hususu yargılamanın her aşamasında ve kanun yolu incelemelerinde kendiliğinden gözetilir.

7143 sayılı Yasa’nın geçici 1 inci maddesi; “26.9.2011 tarihli ve 2011/2266 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli kroki ile sınırları gösterilen alanda bulunan ve iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamaları kapsamında bulunan taşınmazlar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamaları yapılarak fiili kullanıcılara devredilmek üzere talebi halinde tapuda ayni ve şahsi haklar ile temlik hakkını kısıtlayan veya yasaklayan şerhe ilişkin muvafakat aranmaksızın Sultanbeyli Belediyesi adına tescil edilir. Bu taşınmazlarla birlikte daha önce bu kapsamda Maliye Bakanlığınca Belediyeye devredilen taşınmazlar, zilyetleri veya fiili kullanıcıları tespit edilmek ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun ek 4 üncü maddesi hükümlerine göre kadastrosu yapılarak Belediye adına tescil edilir.” hükmünü içermektedir.

3402 sayılı Yasa’nın ek madde 4 “6831 sayılı Orman Kanunu’nun 20.6.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanun’la değişik 2 nci maddesi ile 23.9.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 5/6/1986 tarihli, 3302 sayılı Kanun’larla değişik 2 nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir. ” şeklindedir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmazı da kapsayan (6.011.503,00 m2 yüzölçümlü) 1561 parsel sayılı taşınmaza yönelik 7143 sayılı Kanun’un geçici 1 inci maddesi uyarınca 3402 sayılı Kanun’un ek 4 üncü maddesine göre kullanım kadastrosu yapıldığı, çalışma neticesinde 8310 ada 8 nolu parselin kullanıcı tespitlerinin belirlendiği, (müteveffa) davalı lehine muhdesat şerhi bulunduğu, davacılar tarafından (özetle), kullanıcı tespitlerinin düzeltilmesine yönelik mevcut davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, açıklanan kanun hükümleri uyarınca uyuşmazlık yönünden hükmü veren Mahkeme yargılama aşamasında yukarıda açıklanan kanun hükümleri uyarınca görevsiz hale geldiğinden, görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının görevli kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ
Yukarıda yazılı nedenlerle dahili davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,

Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

06.12.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.