Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/4057 E. 2022/7089 K. 22.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4057
KARAR NO : 2022/7089
KARAR TARİHİ : 22.11.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01/12/2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 15/02/2022 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve dahili davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, TMK’nun 677. maddesi uyarınca açılan miras payının devri sözleşmesine dayalı pay iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, dava konusu 131, 132 ve 149 parsel sayılı taşınmazlarda davalıya ait hisselerin 22.03.1991 tarihli harici satış senediyle vekil edenine devredildiğini açıklayarak; TMK’nun 677. maddesi gereğince dava konusu taşınmazlarda davalı adına kayıtlı hisselerin iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; zamanaşımının dolduğunu, davalının okur-yazar olmaması nedeniyle davaya konu senedin yasaya uygun şartlarını içermediğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece (ilk kararda), davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı bulunan hisselerden 131 parselde 1050/33600, 132 parselde 3/120 ve 149 parselde ise 3/24 payın iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2017/14285 Esas, 2017/13056 Karar sayılı ilamı ile, davalı vekilinin dava konusu 131 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının reddine, diğer taşınmazlar yönünden ise, “…dava konusu 132 ve 149 parsel sayılı taşınmazların, miras payının devri sözleşmesinin yapıldığı tarihten sonra, bir kısım mirasçıların verdikleri vekaletname, davacının ise bizzat katılımıyla 14.01.2011 tarih 183 yevmiye numaralı işlem ile tapuda resmi şekilde elbirliği mülkiyeti, müşterek mülkiyete çevrilerek taraflar adına tescil edildiğine göre, miras payı devri sözleşmesinden dönülüp dönülmediğinin değerlendirilmesi gereklidir. Yine karar tarihinden sonra dava konusu 149 parsel sayılı taşınmazda davalı payının kamulaştırma nedeniyle DSİ Genel Müdürlüğü adına tescil edildiği görüldüğünden, davacıdan seçimlik hakkının sorulması, davasını mülkiyete yönelttiği taktirde, davalının payını satın alan malike davanın yöneltilmesi, öncelikle miras payı devri sözleşmesinden dönülüp dönülmediğinin değerlendirilmesi, taraf delillerinin toplanması, tazminat (bedel) hakkını seçmeleri halinde davanın bulunduğu haliyle yürütülmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, davacı vekilinin karar düzeltme talebi reddedilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen ikinci kararda, davanın kısmen kabulüne, 131 parselde 1050/33600 payın iptaliyle davacı adına tesciline, 132 parselde “..davalı müteveffa … hissesine isabet eden 412.566,44 TL kamulaştırma bedelinin 3/24’üne tekabül edecek 206.283,22 TL bedelin, davalı müteveffa …’ın Anamur Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/381 Esas, 2021/414 Karar sayılı veraset ilamında yer alan mirasçılarından hissesi oranında alınarak davacıya verilmesine” ve 132 parsele yönelik davanın ise reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ve dahili davalılar vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacı vekilinin tüm, dahili davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş, bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dahili davalılar vekilinin dava konusu 149 parsel sayılı taşınmaz hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
TMK’nin 677/1 maddesi hükmüne göre; terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır. Mirasçılar arasındaki devirler için söz konusu olan bu yazılı şeklin adi yazılı olarak yapılması yeterlidir. Ortak mirasbırakan ya da elbirliği şeklinde tüm mirasçılar adına kayıtlı bulunan tapulu taşınmazlardaki miras paylarının, mirasçılar arasında harici olarak yazılı senetle satışı geçerli bulunmakta ise de; söz konusu satış senedine dayanılarak iptal ve tescil davasının açılabilmesi için, başlangıçta geçerli olarak yapılan mirasçılar arasındaki harici satış senedinin geçerliliğini koruyor olması gerekir. Başka bir anlatımla, mirasçılar arasında yapılan harici satış sözleşmesinden dönülmemiş olması gerekir.
Dosya kapsamından; 1977 yılında yapılan tapulama çalışmalarında dava konusu 149 parsel sayılı taşınmazın tamamının belgesizden intikalen ve taksimen zilyetlik nedeni ile tarafların ortak mirasbırakanı … adına tespit edildiği, taşınmazın 22.04.1983 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edildiği, dava konusu taşınmazda muris … …’dan intikal eden hisselerin 25.06.2007 tarih 2867 yevmiye nolu resmi senet ile verasette iştirak halinde mirasçılarına intikal ettirildiği, yine aynı taşınmazda muris …’a ait hissenin ise 14.01.2011 tarih 183 yevmiye nolu senet ile paylı olarak intikal ettirildiği ve muris …’dan intikal eden hisse ile birleştirilerek taraflar adına paylı olarak tescil edildiği, taşınmazın tamamının 04.05.2016 tarihinde kamulaştırma nedeniyle DSİ Genel Müdürlüğü adına tescil edildiği anlaşılmıştır.
Temyize konu davanın açılmasından sonra (2011 yılında) davacı (müteveffa) …’ın da katılımıyla tapuda yapılan intikal işlemi ile taşınmaz paylı mülkiyete dönüştürülmüş; böylece miras ortaklığı bu taşınmaz yönünden sona ermiştir. Bu işlem tarafların oybirliğiyle miras payının devrine ilişkin 22.03.1991 tarihli sözleşmeden dönme niteliğindedir. Buna göre miras payının devri sözleşmesinin bozulduğunun ve artık hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybetmiş olduğunun kabulü gereklidir. Bu nedenle bu sözleşmeye dayanılarak hak istenemez.
Hal böyle olunca, Mahkemesince (22.03.1991 tarihli sözleşmeye dayanılarak) 149 parsel sayılı taşınmaza yönelik açılan davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; mahkemece, dava konusu 149 parsel yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, gerekçeli kararda “… bozma ilamı neticesinde davacı tarafından seçimlik hakkının tazminat bedeline hasrederek kamulaştırma bedelini talep ettiği anlaşılmakta birlikte miras payının devrine ilişkin sözleşmeye değer verilebilmesi için terekenin kısmen veya tamamen tasfiye edilmemiş (paylaşılmamış) olması gerektiği halde sehven miras payının devrine ilişkin bulunan dayanak sözleşme hatalı değerlendirme sonucu geçerli ve sonuç doğurduğu kabul edilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiş ise de; davaya konu iş bu taşınmaz yönünden miras payının devri sözleşmesinin bozulduğu ve artık hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybetmiş olduğu kabul edilmesi gerekmektedir.” şeklinde ifadeye yer verilmiş olup, gerekçe ile karar arasında çelişki oluşturulmuştur. Hükmün bu nedenle de bozulması gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, dahili davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle dahili davalılar vekilinin vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.11.2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.