Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/4230 E. 2023/2931 K. 29.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4230
KARAR NO : 2023/2931
KARAR TARİHİ : 29.05.2023

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki muhdesat tespiti davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı-birleştirilen davada davalı vekili ve davalı-birleştirilen davada davacı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asıl dava ve birleştirilen dava davacı vekillerinin istinaf başvurularının reddine, HMK’nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca anılan mahkeme kararının resen gözetilen sebeplerle gerekçesi düzeltilerek yeniden hüküm tesisine, asıl ve birleştirilen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-birleştirilen davada davacı vekili ve (duruşma istemli) davacı-birleştirilen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacı- birleştirilen davada davalı … …. gelmedi. Davalı-birleştirilen davada davacı … adına vekili Av….. geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenin sözlü açıklamaları dinlendi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Asıl dava davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların müşterek malik olduğu 99 ada 32 parsel sayılı taşınmaz hakkında devam eden ortaklığın giderilmesi davası bulunduğunu açıklayarak taşınmaz üzerindeki zemin kat dükkan, dükkan üzerinde bulunan beş büro ve ikinci kattaki 77,00 m2’lik dairenin müvekkiline ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

2. Birleştirilen dava davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların müşterek malik olduğu 99 ada 32 parsel sayılı taşınmaz hakkında devam eden ortaklığın giderilmesi davası bulunduğunu, Aksaray 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/352 Esas sayılı dosyasında 1. ve 2. katın vekil edeni adına tescil edilmesi olmadığı takdirde alacak talepli dava açıldığını, yargılama sonunda davanın alacak talebi yönünden kabulüne karar verildiğini, ilam sonrası icra takibi başlatılmadığını ve bu sebeple davalılardan bedelin tahsil edilemediğini açıklayarak taşınmaz üzerindeki 1. ve 2. katın mülkiyet hakkını tespitini istemiştir.

II. CEVAP
1. Asıl dava davalılar, cevap dilekçesi sunmamıştır.

2. Birleştirilen dava davalılar …, …, … ve … (özetle), kardeşleri …’ün izale şuyu davası açtığını, babalarından kendilerine intikal eden dava konusu taşınmazda 1996 yılından bugüne kadar davacının oturduğunu, gayrimenkulü istediği gibi kullandığını, kiraya verdiğini, kiralardan kendilerine düşen payların ödenmediğini, taşınmazın kendilerinin elinden alınmak istendiğini, kira bedelinden kendi hisselerine düşen payı talep ettiklerini, …’ün 1. ve 2. katları yaptırmadığını, aksine inşaatı başlatarak işi yarım bıraktığını, bahsi geçen taşınmazda üç adet dükkan bulunduğunu ileri sürerek taşınmazın satılmasını istemediklerini belirtmişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla (özetle);
1.Aksaray 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/352 Esas ve 2005/124 Karar sayılı ilamı ile … lehine alacağa hükmedildiği, bedelin bu şekilde tahsil edilme imkanı var iken tekrar dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı ve talep gibi karar verilmesi halinde de mükerrer ödeme oluşacağı,

2.Davacı …’ın (inşaat yapmak için) taşınmazı kendi adına tescil ettirmesine rağmen yapıyı tamamlamadığı, bu yönü ile binadaki dükkan ve dairelerin kendi adına tescilini istemesinin adaletli olamayacağı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-birleştirilen dava davalı vekili ve davalı-birleştirilen dava davacı vekili ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı-birleştirilen dava davalı vekili özetle; yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, vekil edeni ile davalıların miras bırakanı… arasında satış vaadi ve daire karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, sözleşme kapsamında 100 m² dükkan, dükkan üstünde bulunan 5 büro ve aynı cephenin 2. katındaki 77,00 m²’lik dairenin müvekkili …’a ait olmak üzere anlaşıldığını, …’e verilecek yerlerin ise 50 m² dükkan, 22 m² büro ve ikinci kattaki 77,00 m² daire olduğunu, dükkanın tamamlanarak anahtar tesliminin gerçekleştirildiğini, büro ve dairenin karkas halinde teslim edildikten sonra geri kalanın … tarafından tamamlandığını, müvekkilinin sözleşmenin dışına çıkarak bir veya birkaç edimi ihlal ettiği yönünde hiçbir ispatın olmadığını, iyi niyetli olarak dava açıldığını, ret gerekçesinin yerinde bulunmadığını ve hatalı değerlendirme yapılarak hüküm verildiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı-birleştirilen dava davacı vekili özetle; dava konusu olan taşınmazın 1. katındaki bürolar ile 2. katındaki dairenin müvekkili tarafından yaptırıldığını, bu hususun dosya kapsamı ve tanık beyanları ile sabit olduğunu, ilk derece mahkemesi kararında taşınmaz üzerindeki 1. ve 2. katın …’e ait olduğunun tespit edildiğini, bu davaya ilişkin bedel ödemesinin müvekkili tarafından icra takibine konu edilmediğini, mezkur katların davacıya ait olduğunu her şekilde ispat edildiğini, ret gerekçesinin yerinde olmadığını, karşı tarafın hiçbir iddiasını ispatlayamadığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazlar ile ilgili bugüne kadar davalılardan herhangi bir tahsilat yapmadığını ve mükerrer bir ödemenin de söz konusu olmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…toplanan deliller, dosya kapsamı ve dinlenen tanık anlatımlarına göre, dava konu taşınmazın üstündeki ofis ve dükkanlar davacı ve birleştirilen dosya davacısı tarafından tek başlarına, kendi nam ve hesaplarına meydana getirildiği ispat edilemediğine göre her iki davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi yerinde olmamıştır. Kararın gerekçe yönünden kaldırılarak yeniden hüküm tesisine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur…” gerekçesiyle davacı-birleştirilen dava davalı vekili ve davalı-birleştirilen dava davacı vekilinin istinaf başvurularının reddine, HMK’nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca anılan mahkeme kararının resen gözetilen sebeplerle gerekçesi düzeltilerek yeniden hüküm tesisine, asıl ve birleştirilen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-birleştirilen dava davalı vekili ve davalı-birleştirilen dava davacı vekili ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı-birleştirilen dava davalı vekili özetle; dava dilekçesi, dosya kapsamı ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplere benzer sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesinin karar ve gerekçesinin yerinde olmadığını belirtilerek hükmün bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

2. Davalı-birleştirilen dava davacı vekili özetle; dava dilekçesi, dosya kapsamı ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplere benzer sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesinin karar ve gerekçesinin yerinde olmadığını belirtilerek hükmün bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilen dava muhdesat tespiti isteğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun, “Bütünleyici parça” kenar başlıklı 684 üncü maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur…”

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun, “Taşınmaz mülkiyetinin içeriği” ve “Kapsam” kenar başlıklı 684 üncü maddesi şöyledir:
“Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar.
Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.”

3. 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi; Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Kavak ve söğüt ağaçları, kendiliğinden yetişebilen ya da ekonomik amaçla yetiştirilen ve kesilip satılabilen ağaçlar olması nedeniyle muhdesat niteliğinde kabul edilmemiştir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK mad.722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

4. Taşınmaz üzerindeki muhdesatın kim tarafından meydana getirildiğinin tespitine ilişkin davalarda, mahkemece araştırılması gereken husus; muhdesatın kim tarafından, hangi gelirlerle ve özellikle kimin adına ve hesabına yaptırıldığıdır.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-birleştirilen dava davalı vekili ve davalı-birleştirilen dava davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 8.400,00 TL’nin davacı- birleştirilen dava davalısından alınarak davalı- birleştirilen dava davacısına verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

TL :
179,90 O.H.
80,70 P.H.
99,20 Kalan
Davacı