YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4324
KARAR NO : 2023/1946
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
KARAR : Kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ :Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen muhdesatın tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.04.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davalı vekili Av. … ile diğer taraftan davacı vekili Av. … geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların müşterek malik olduğu 5758 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında devam eden ortaklığın giderilmesi davası bulunduğunu açıklayarak, taşınmaz üzerindeki binanın vekil edenine aidiyetin tespitine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin üzerinde bina mevcut iken taşınmazda hisse satın aldığını, muhdesatın arza bağlı olması nedeniyle arsa üzerindeki muhdesat payının da aynı oranda satın alınmış olacağını beyanla davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.11.2017 tarihli ve 2015/421 Esas, 2017/534 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 28.09.2018 tarihli ve 2018/440 Esas, 2018/948 Karar sayılı kararıyla; davalı tarafın üzerindeki muhdesat meydana getirildikten sonra taşınmazda satın alma yoluyla paydaş olduğu, bu şekilde taşınmazın üzerindeki muhdesatın tamamına da payı oranında sahip bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden kararla davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 22.03.2021 tarihli ve 2019/1745 Esas, 2021/2557 Karar sayılı ilamında; “…dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu 5758 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında taraflar arasında Kartal 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/1013 Esas sayısına kayden görülen ortaklığın giderilmesi davasının derdest, taşınmazda tarafların paydaş ve muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin ihtilafsız olduğu, fakat davalının hisse satın aldığı tarihte taşınmaz üzerinde bulunan binanın davacıya ait olduğunu bilip bilmediği hususunda bir araştırmanın yapılmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, hisse satın aldığı tarihte taşınmaz üzerinde bulunan binanın davacıya ait olduğunu bilip bilmediği hususu araştırılmadan; İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü, salt davalının sonradan hisse satın aldığından bahisle Bölge Adliye Mahkemesinc davanın reddi doğru olmadığından; taraflara imkan tanınıp, bu yönde deliller toplandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi için Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesince (özetle), şuyuulandırma cetvelinde binanın gösterildiği, bina vergisinin davacı tarafından ödendiği, ilgili adreste bulunan aboneliklerin davacı üzerinde olduğu, taraflar arasında derdest ecrimisil dosyası kapsamıyla da, davalının binanın davacıya ait olduğunu bildiği gerekçesiyle davalı tarafın istinaf talebinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili özetle;
1. Bölge Adliye Mahkemesi kararının haksız ve yasaya aykırı olduğunu gibi hükümde çelişki oluştuğunu,
2. Dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın (temel+zemin +birinci katının) eski hissedar tarafından 1997 yılında inşaa edildiğini,
3. Davacının 2001 yılında 160/364 hisseyi satın alırken hissesi oranında muhdesatı da satın almış bulunduğunu,
4. Davalı müvekkil tarafından 2008 yılında dava dışı hissedardan 102/364 hisse satın alındığını ve satın alınan tarihte çekişme konusu binanın temel+zemin+3 kattan oluştuğunu,
5. Muhdesatın arza tabi olduğunu,
6. Davacının davalı müvekkilin hissesi olarak bahçeyi göstermesi ve binaya sokmamasından kaynaklı anlaşmazlıklar çıktığını, 2009 yılında davacının üçüncü hisseyi de satın alması üzerine müvekkili tarafından ortalığın giderilmesi ve ecrimisil davalarının açıldığını,
7. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan iyiniyet araştırmasının yerinde olmadığını,
8. Müvekkilin binanın vergisini ödemediği ve aboneliğinin bulunmadığı gerekçesiyle kötüniyetli addedilerek binanın tamamının davacı tarafından imal edildiğinin tespitine karar verilmesinin hak ve nesafete aykırılık teşkil ettiğini,
9. Tapuda muhdesatın davacıya ait olduğuna ilişkin şerhin bulunmadığını,
10. Binanın imar uygulamasıyla dava dışı eski hissedarlara hisseleri oranında geçtiğini,
11. Müvekkilin binayı satın alırken üç hissedar ve binada natamam üç kat olduğunu ve davacının sadece bir katı kullandığını,
12. Vekil edeninin davacının bu binayı kısmen imal ettiğini bilebilmesinin mümkün olmadığını ileri sürülmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muhdesatın tespitine ilişkin olup uyuşmazlık, kabul kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Bütünleyici parça” kenar başlıklı 684 üncü maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur…”
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Taşınmaz mülkiyetinin içeriği” ve “Kapsam” kenar başlıklı 684 üncü maddesi şöyledir:
“Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar.
Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.”
3. 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi; Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Kavak ve söğüt ağaçları, kendiliğinden yetişebilen ya da ekonomik amaçla yetiştirilen ve kesilip satılabilen ağaçlar olması nedeniyle muhdesat niteliğinde kabul edilmemiştir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK’nın mad. 722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
4. Taşınmaz üzerindeki muhdesatın kim tarafından meydana getirildiğinin tespitine ilişkin davalarda, mahkemece araştırılması gereken husus; muhdesatın kim tarafından, hangi gelirlerle ve özellikle kimin adına ve hesabına yaptırıldığıdır.
5. 6100 sayılı HMK’nın “İspat yükü” kenar başlıklı 190 ıncı maddesine göre;
“İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.”
6. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “İspat yükü” kenar başlıklı 6 ncı maddesine göre ise;
“Kural olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.”
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.