YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4435
KARAR NO : 2023/345
KARAR TARİHİ : 19.01.2023
Taraflar arasında görülen asıl davada elatmanın önlemesi ve ecrimisil, birleştirilen davada ecrimisil istemleriyle ilgili olarak verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davada elatmanın önlemesi ve ecrimisil istemlerinin reddine, birleştirilen davada ecrimisil isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı/birleştirilen davada davacı … vekili ve davalı/birleştirilen davada davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalının babası olup, İstanbul ili, Kağıthane ilçesi, Çağlayan Mahallesi’nde, 5865 ada, 1 parseldeki binada bulunan toplam dokuz adet bağımsız bölümün müvekkiline ait olduğunu, zemin kattaki işyerinin ve son kattaki konutun sekiz yıldır davalı tarafça işgal edildiği gibi, diğer beş adet konutun da sekiz yıldır kiraya verilerek kira geliri sağlandığını, bina sahibi olan davacıya bir ödeme yapılmadığını beyan ederek; davalının işgal ettiği kısımlara elatmasının önlenmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 7.500,00 TL ecrimisilin işgal tarihi olan 01/06/2000 tarihinden başlayacak birer yıllık dönem sonları itibariyle yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2. İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/552 Esas, 2019/453 Karar sayılı birleştirilen dosyasında davacı vekili; asıl davacı ile aynı ismi taşıyan müvekkili …’nın davalı … ile kardeş olduklarını, diğer müvekkili …’nın ise davalının annesi olup toplam 9 konutlu dava konusu bina muris …’nın mülkiyetindeyken kendisinin 2013’te vefat ettiğini, binanın zemin katı ile 4, 5, 6, 7, 8, 9 numaralı bağımsız bölümleri davalının onaltı yıldır işgal ettiğini, kira geliri aldığı halde müvekkillerine kira gelirinden pay vermediğini beyan ederek; 20.000,00 TL tutarındaki ecrimisilin işgal tarihleri olan 18/07/2008 ile 13/05/2013 dönemi için birer yıllık dönem sonlarından itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, öte yandan ana taşınmazın Hazine adına kayıtlı olması nedeniyle mülkiyete dayalı elatmanın önlenmesi ve haksız işgal tazminatı davası açılamayacağını, müvekkilinin babası Hasan’ın iki dükkan ve üzerine birinci katta iki daire yaparak dış sıvaları olmayan binayı öylece bıraktığını, başladığı binayı bitirmesini müvekkilinden istediğini, binayı bitirdiği taktirde yirmi yıl bu binadan kira almasına izin verdiğini, son kattaki daireyi ise müvekkiline verdiğini, bu doğrultuda ikna olan ve 1996 yılından beri tekstil işiyle uğraşan müvekkilinin önce binanın güçlendirilmesini sağladıktan sonra 2003 yılında binayı büyük oranda bitirdiğini, ikamet ettiği çatı katını ise 2005 yılında evlendiği eşinin yardımlarıyla tamamlayabildiğini, 2003 yılından beri dairelerin birinde kız kardeşi Havva’nın ikamet ettiğini, diğer dört dairenin kirasını ise kendisinin aldığını beyan ederek; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.04.2013 tarihli ve 2008/310 E. – 2013/157 K. sayılı kararıyla; mülkiyeti Hazine’ye ait İstanbul ili, Kağıthane ilçesi, Merkez Mahallesi, 5865 ada, 1 parselde kain taşınmazda davacı …’a ait binanın zemin katındaki dükkanın tekstil atölyesi olarak, 4, 5, 6, 7, 8, 9 numaralı bağımsız bölümlerin ise kiralanmak suretiyle davalı tarafından işgal edildiği, çatı katındaki dokuz numaralı dairenin de yine davalı tarafından mesken olarak kullanıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asıl temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 27.05.2015 tarih ve 2015/6140 Esas, 2015/5887 Karar sayılı kararıyla;
“…Dosya içerisindeki mirasçılık belgesinden davacı …’nın mahkemece karar verildikten sonra 13.05.2015 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmaz tapuda Hazine adına kayıtlı olup beyanlar hanesinde üzerindeki muhdesatın davacı …’ya ait olduğu belirtilmiştir. Davacı vefat ettiğinden davalı, davacının mirasçısı olmuş, dolayısıyla dava konusu muhdesat üzerinde miras payı oranında hak sahibi haline gelmiştir. Oluşan bu yeni duruma göre elatmanın önlenmesi isteği paydaşın paydaş aleyhine açtığı elatmanın önlenmesi olarak nitelendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Davalı vekilinin ecrimisil talebine yönelik temyiz itirazlarına gelince; Ecrimisil kötüniyetli zilyedin taşınmazı kullanması nedeniyle talep edilen haksız işgal tazminatıdır. Somut olayda davalının, babası …’ya ait muhdesatı sekiz yıl gibi uzun bir süreden beri kullandığı, davacının ses çıkarmaması nedeniyle kullanmasının davacının muvafakatine dayalı olduğu dava açılmakla muvafakatin geri alındığı sabittir. Bu durumda davalı dava konusu taşınmazı davacının onayı ile kullandığına göre kötüniyetli sayılmasına olanak yoktur.
O halde ecrimisil isteği bakımından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Davalının dava konusu taşınmazı, muhdesatta hak sahibi olan babasının onayı ile kullandığı, kötüniyetli olmadığı gerekçesiyle; asıl dosya bakımından; davacıların ecrimisil taleplerinin reddine, davacı mirasçıların müdahalenin men’i talebinin kabulü ile; davalı …’ın dava konusu İstanbul ili, Kağıthane ilçesi, Çağlayan Mahallesi, 5865 ada, 1 parseldeki zemin katı ile 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 numaralı bağımsız bölümlere davacıların 29/32 miras payına yönelik müdahalesinin men’ine, birleştirilen dava bakımından; ecrimisil isteminin reddine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/birleştirilen davacı … vekili ve davalı/birleştirilen davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı-birleştirilen davacı vekili: Tarafların babasına ait olup davalı tarafça elatılan taşınmazlardan diğer mirasçıların yararlanamadıklarını, muhdesatta hak sahibi olan babalarının onayı ile taşınmazın kullanıldığı yönündeki mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını, daha önce açılmış elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemli davalar üzerine intifadan men koşulunun gerçekleştiğini, murisin rızası hilafına taşınmazın kullanıldığının davalı tarafından da ikrar edildiğini, miras payları oranında elatmanın önlenmesine yönelik kurulan hükmün infazı mümkün olmadığı gibi tahliyeye yönelik de hüküm kurulmadığını, malikin Hazine olması nedeniyle davanın konususnun arz olmayıp arzın üzerindeki muhdesat olduğunu beyan ederek; hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Davalı-birleştirilen davalı vekili: Taşınmazda kayden Hazinenin malik olup devam eden bir haksız müdahale bulunmadığından elatmanın önlenmesine yönelik şartın oluşmadığını, miras payları oranında elatmanın önlenmesine yönelik kurulan hükmün infazının mümkün olmadığını beyan ederek; hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, mülkiyeti Hazineye ait ana taşınmaz üzerindeki binada muhdesat sahibi olan davacı … tarafından açılan asıl dava elatmanın önlemesi ve ecrimisil; muhdesat sahibinin mirasçıları tarafından açılan birleşen dava ecrimisil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı/birleştirilen davacı … vekilinin ve davalı/birleştirilen davalı … vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
19.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.