Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/4445 E. 2022/7375 K. 01.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4445
KARAR NO : 2022/7375
KARAR TARİHİ : 01.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.04.2011 gününde verilen dilekçe ile tenkis talebi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 07.12.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Dava, tenkis istemine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan babası …’nın maliki olduğu 102 ada 8 ve 128 ada 14 parsel sayılı taşınmazlarını İznik Noterliği’nin 29.01.2010 tarihli 00697 yevmiye numaralı vasiyetnamesi ile davalı eşine vasiyet ettiğini, anılan vasiyetname ile saklı payının zedelendiğini ileri sürerek, tenkise karar verilmesini istemiştir.
Davalı, iddiaların yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin ilk karar, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 25.09.2014 tarih ve 2014/91 Esas, 2014-14877 sayılı Kararında gösterilen; “…Somut olayda, mahkemece, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazlar dışında murisin başka taşınmazlarının olduğu belirlenmiş, ancak, mal varlığı içinde sayılabilecek başkaca hak ve menkulleri bulunup bulunmadığı, bankalarda mevduatı olup olmadığı araştırılmadığı gibi, tanık beyanına göre borcu olduğu söylenen murisin borcunun olup olmadığı da araştırılmamıştır. Öte yandan, murisin tüpgaz bayiliği yaptığı belirlendiği halde mahkemece, sadece işletmedeki demirbaşların değeri tespit edilmiş, anılan işletmenin şirket olup olmadığı, dolayısıyla niteliği belirlenmeden, başka bir deyişle ölüm tarihindeki murisin net terekesi usulüne uygun tespit edilmeden tenkis hesabı yapılarak sonuca gidildiği görülmektedir. O halde, noksan soruşturma ve hatalı bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesinin doğru olduğu söylenemez. Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan ilke ve olgular doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, murisin ölüm tarihi itibariyle net terekesi doğru şekilde belirlenmek suretiyle tenkis bilirkişiden dosya kapsamına uygun rapor alınması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir…” gerekçe ile bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda iddianın ispatlandığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu ikinci hükmün de temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 06.07.2020 tarih ve 2018/3032 Esas, 2020/3498 Karar sayılı ilamı ile; “Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1940 doğumlu mirasbırakan …’ın 16.02.2011 tarihinde vefatı ile geride mirasçı olarak davacı kızı …, davalı eşi … ile dava dışı kızları …, …, … ve …’nin kaldıkları, mirasbırakanın İznik Noterliğinin 29.01.2010 tarihli vasiyetnamesi ile 102 ada 8 parsel ve 128 ada 14 parsel sayılı taşınmazlarını davalı eşi …’ye, diğer taşınmazlarını ise beş kızına bıraktığı; mirasbırakanın davalı …’ye bıraktığı taşınmazlar haricinde 48 ada 22 parsel ile 48 ada 38 parsel sayılı taşınmazların kayden maliki olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; bozmaya uyan mahkemenin bozma kararında belirtildiği şekilde işlem yapmak ve orada gösterilen doğrultuda hareket etmek zorunluluğu bulunmaktadır. Bu durumda bozmaya uyulmakla taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğacağından artık mahkemece bozma gereklerini yerine getirme zorunluluğu doğar. Somut olayda, mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde; bozma doğrultusunda işlem ifa edilmeksizin, başka bir ifadeyle, bozmada belirtilen şekilde araştırma, inceleme ve soruşturma yapılmaksızın hüküm kurulmuştur. Şöyle ki; davalının tercih hakkını 24.01.2013 tarihinde bedel ödeme olarak kullandığı, kararın 10.04.2018 tarihinde verildiği, hükme esas alınan 29.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda ödenecek tenkis bedelinin tercih tarihi esas alınarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca süratle dava konusu taşınmazın karar tarihindeki veya karar tarihine en yakın tarihteki rayice göre değerini gösterir rapor alınması ve belirlenecek bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin hüküm altına alınması gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde “Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine” karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Tarafların, davanın görülmesi ve sonuçlandırılması için ödedikleri paraların tümüne yargılama giderleri denir. Keşif giderleri, tanık ve bilirkişiye ödenen ücret ve giderler, yargılama sırasında yapılan diğer tüm giderler, vekille takip edilen davalarda Kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti yargılama giderleri kapsamındadır (HMK m 323).
Kural olarak yargılama giderleri davada haksız çıkan yani aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir (HMK m 326). Yargılama giderlerine mahkemece resen hükmedilir. Yargılama gideri tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir ( HMK m. 332 / 1, 2 ).
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince, dava kısmen ret ile sonuçlandığına göre reddedilen değer üzerinden kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilirken tarifenin 13/2 maddesine göre hükmedilen vekalet ücretinin kabul edilen miktarı geçemeyeceğinin gözetilmemesi doğru görülmemiştir. Bu husus hükmün bozulmasını gerektirmiş ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; hükmün yedinci bendindeki “5.100,00 TL” ibaresi hükümden çıkarılarak yerine “2.226,25 TL” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün düzeltilmesine, hükmün DÜZELTİLMİŞ ve DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.12.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.