Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/4477 E. 2023/5246 K. 01.11.2023 T.

Yayınlanma Tarihi: 22.01.2024 04:06


YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4477
KARAR NO : 2023/5246
KARAR TARİHİ : 01.11.2023

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1335 E., 2022/860 K.
KARAR : Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/399 E., 2019/330 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile terditli alacak talepli davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın tapu iptali ve tescil yönünden reddine, kısmen şerh verilmesi yönünden kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:


I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların İzmir ili, Narlıdere ilçesi, ... Mahallesi, 8005 ada 5 parsel ... taşınmaz üzerinde konutlarının olduğunu, 30 yılı aşkın süredir konutlarını nizasız şekilde kullandıklarını, taşınmazın öncesinde Hazine'ye ait olduğunu, ancak Narlıdere ilçesinde tapu kayıtlarında düzenleme yapılarak ada ve paftaların değiştirildiğini, özel mülke konu arazi kayıtlarının davacıların konutlarının olduğu yere kaydırıldığını, taşınmazın ortaklığın giderilmesi davası neticesinde satışına karar verildiğini, satış dosyasında davalıya satıldığını belirterek inşaata tecavüz eden kısmının kurulu bulunduğu davalı taşınmazına ait parçanın uygun bedel karşılığında tapuya tescil edilmesini, olmaması halinde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davacıların taşınmaz bedellerinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı süresinde sunduğu cevap dilekçesinde; taşınmazı satış dosyasından gecekondu, müştemilat ve muhdesatlarıyla birlikte satın aldığını, bunların arzın mütemmim cüzleri olduğunu, davacıların işgalci konumda olduklarını, muhdesat sahibinin hakkının sadece şahsi hak sağlayacağını, satış dosyasındaki bilirkişi raporlarında yapıların arsa değerine artı bir değer katmadığı, enkaz bedellerinin yıkım ve nakliye bedellerini karşılayamayacak olması nedeni ile yapılara maddi değerlendirme yapıldığını, taşınmazın arsa vasfı ile değerlendirildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davacıların evlerinin kaçak, plansız, projesiz ve gecekondu niteliğinde olduğu, davalının bu taşınmazı ihaleden üzerindeki muhtesatlarla birlikte iktisap ettiği, yapılan ihalede muhdesat bedellerinin hesaba katılmadığı, davalının açık artırma sonucu taşınmazı iktisap ettiği parselin imar uygulaması ile oluştuğu, parselin öncesi hazine arazisi olup, davacıların binalarının da kaçak ve gecekondu niteliğinde olduğu, bu durumda temliken tescil yada olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle tapu iptal ve tescil davasının koşulları ile terditli olarak açılan tazminat davasının koşullarının oluşmadığı, her ne kadar davacılar muhdesatların tapuya şerh verilmesi yönünde beyanda bulunmamış iseler de, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların ekonomik değerinin olması, ileride taşınmazın 3. kişilere satılması halinde davalı yanın bundan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre faydalanacak olması hususları değerlendirildiğinde bu muhdesatların tapu kütüğünde davacılara ait olduğuna dair şerh verilmesi gerekli olduğu" gerekçeleriyle davacılara ait bulunan yapıların beyanlar hanesinde şerh olarak gösterilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların konutlarının Hazine arazisi üzerinde iken tapu kayıtlarındaki değişiklik ile özel mülke arazi kayıtlarının konutların olduğu yere kaydırıldığını, kazandırıcı zamanaşımı yolu ile tescil imkanlarının ellerinden alındığını, davalı adına tescil edilen taşınmazın üzerine yapılmış şekilde tapu kayıtlarında görünmesinde davacıların kusurunun olmadığını, konutlarının bulunduğu arsanın bedelleri ödenmeksizin davalı tarafından satın alındığını, konutların bedellerinin tespit edilmediği ve bedellerinin ödenmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece talep aşılarak karar verildiğini, muhdesatın tapu kütüğüne şerh verilmesi davasının müstakil ve bağımsız bir dava olduğunu, davacıların bu yönde taleplerinin bulunmadığını, mahkemece muhdesatların aidiyetlerine yönelik araştırma yapılmaksızın bu kararın verildiğini, taşınmaz üzerindeki yapıların değerinin olmadığının satış dosyasındaki raporlarda belirlendiğini, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde malzeme sahibinin yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet ... sahibinden isteyebileceği, 4721 yılı ... Medeni Kanunu'nun 724 üncü maddesinde yapı sahibine tanınan bu hakkın kişisel hak niteliğinde olduğu, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşulun iyiniyet olduğu, olay ve karinelerden durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunamayacağı, bu nedenlerle dava konusu taşınmazı ihale ile ve mütemmim cüzleri ile birlikte satın alan davalı aleyhine tescil olmadığı takdirde bedel istemine yönelik davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, tapu kaydının beyanlar hanesinde muhdesat sahiplerinin zaten gösterildiği, şerhte adı geçenlerden ikisi dışındakilerin davada da yer almadığı, buna rağmen onların hukuki durumunu etkileyecek şekilde yokluklarında ve HMK'nın taleple bağlılık ilkesini düzenleyen 26 ncı maddesi ile açıklanan yasal düzenlemelere aykırı olarak, "çoğun içinde azı da vardır" ilkesinden bahisle yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya uygun bulunmadığı gerekçeleriyle davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kazandırıcı zamanaşımı yolu ile tescil imkanlarının ellerinden alındığını, konutlarının bulunduğu arsanın bedelleri ödenmeksizin davalı tarafından satın alındığını, konutların bedellerinin tespit edilmediği ve bedellerinin ödenmediğini yapıların ekonomik değerleri dikkate alındığında 3 üncü kişilere satılması halinde sebepsiz zenginleşmenin olacağını, davanın reddine karar verilmekle tüm davacılar aleyhinde ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, davanın tek parsele ilişkin olduğunu tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil ile terditli alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 ... ... Medeni Kanunu'nun 725 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 ... Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,


Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.