YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4506
KARAR NO : 2023/1032
KARAR TARİHİ : 21.02.2023
Taraflar arasındaki önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede aldatma, yanıltma ve muvazaa hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Yargıtay 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.02.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacılar vekili Av. … geldi. Diğer taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu 1545 ada 44 parselde kayıtlı taşınmazın 3/16 payının, müvekkillerinin kardeşi davalı … tarafından diğer davalı …’na 17.12.1996 günü tapuda 85.000.000.000 ETL bedelle satıldığını, bedelin önalım hakkının kullanılmasını engellemek amacıyla yüksek gösterildiğini, gerçek satış bedelinin 17.500.000.000 ETL olduğunu, davalı … ile dava dışı Osman Akgün aleyhine Eyüp 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.07.1999 tarihli dava dilekçesi ile 1995/226 Esas sayılı dosyasında “…tapunun iptali ile yeniden murisleri adına tescili…” istemli dava açıldığını, davalı …’nun eşi Azmi Ofluoğlu’nun taşınmazda kiracı olduğunu, bu nedenlerle öncelikle önalım hakkını kullanmaları nedeniyle, gerçek bedel üzerinden davalı … adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına tesciline, önalım talepleri kabul edilmediği takdirde, davalı … ile müvekkilleri arasında dava konusu olan ve üçüncü şahıslara devrinin önlenmesi için üzerinde tedbir bulunan, fakat tedbirin hata ve hile ile kaldırtıp muvazaalı olarak davalı … adına yapılan yolsuz tescilin iptali ile yeniden … adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacılar vekili 01.12.2021 tarihli dilekçesinde; davalıya ait payın tüm takyidatlardan arındırılmış şekilde müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde ve beyan dilekçelerinde; davalı … aleyhine bu davanın açılamayacağını, konuları ayrı olan iki davanın tefrik edilmesi gerektiğini, satış bedelinde muvazaa olmadığını, taşınmazın bugünkü değerinden veya satış bedelinin bugünkü karşılığı olan 2.058,394,18 TL üzerinden önalım bedelinin depo edilmesi gerektiğini, ayrıca munzam zararlarının tazmini için dava açtıklarını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.06.2017 tarihli ve 1999/298 Esas, 2017/271 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, depo edilen 44.540,00 TL’nin davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 23.06.2017 tarih ve 1999/298 Esas, 2017/271 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 27.02.2018 tarih ve 2017/4874 Esas, 2018/1459 Karar sayılı ilâmıyla satış tarihi ile karar tarihi arasında 21 yıl gibi uzunca bir sürenin geçmesi nedeniyle aradan geçen zaman içinde taşınmazın değerinde meydana gelen objektif artışlar ile enflasyon olgusunun önalım bedelinin belirlenmesine etkisi de kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle dava konusu payın değerinin belirlenmesi bakımından, bilirkişiler marifeti ile taşınmaz başında keşif yapılarak, aradan geçen zaman içinde taşınmazın değerinde meydana gelen objektif artışlar ile enflasyon olgusu da gözetilerek bilirkişilerden denetime elverişli şekilde rapor alınması, günümüze uyarlanmış olan bedelin depo edildikten sonra sonucuna göre bir hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmı doğrultusunda belirlenen önalım bedelinin depo edildiği, şerhin terkini talebinin haciz lehtarlarının da taraf olduğu başka bir davada değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 5289 ada 3 parsel sayılı taşınmazda davalı … adına kayıtlı bulunan 3/32 payın iptali ile 3/128’er oranda her bir davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, önalım bedeli olarak depo edilen 2.901.668,82 TL’nin karar kesinleştiğinde davalı …’na ödenmesine; davacının ilk talebi kabul edildiğinden terditli talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. 03.06.2022 tarihli ek karar ile nispi temyiz karar harcının verilen kesin süre içerisinde tamamlanmadığı gerekçesiyle davalı … vekilinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava açıldıktan sonra davalı …’nun payına konulmuş olan haciz şerhlerinin önalım hakkının kullanılmasını engellemek amacına yönelik olduğunu, dava konusu payın haciz şerhleri ile yükümlü tutulmadan müvekkili adına tescil edilmesi gerektiğini, haciz lehtarlarına yönelik ayrı bir dava açılmasının usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil; ikinci kademede aldatma, yanıltma ve muvazaa hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 659 uncu maddesi.
2. 6100 sayılı Kanun’un “İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi” kenar başlıklı 141 inci maddesi şöyledir:
“(1) (Değişik:22/7/2020-7251/15 md.)Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.
(2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.”
3. Aynı Kanun’un altıncı ayırımında “Islah ve Maddi Hataların Düzeltilmesi” üst başlıklığı altında düzenlenen “Kapsamı ve sayısı” kenar başlıklı 176 ıncı maddesi ise şöyledir:
“(1) Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir.
(2) Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.”
3. Değerlendirme
1. Davacılar tarafından dava dilekçesinde talep konusu edilmeyen, taşınmazın takyidatsız olarak tescili ile ilgili talebin 01.12.2021 tarihli beyan dilekçesiyle talep konusu edilmesi iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında kalmakta olup, bu konuda karşı tarafın açık muvafakati bulunmamaktadır.
2. Öte yandan; davacı tarafın sunduğu 01.12.2021 tarihli dilekçede istem, her ne kadar ıslah talebi olarak nitelendirilmese de, talebin ıslah talebi olduğunun kabulünde dahi; yargılaması devam eden bir dava içinde, ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Dolayısıyla ıslahla, dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınması mümkün değildir.
3. Bunlarla birlikte; şerhinin terkini istemine ilişkin davalarda, tüm şerh lehtarlarının davada davalı olarak yer alması zorunlu olup, Mahkemece davacıların takyidatların terkinine ilişkin istemlerinin lehtarların da bulunduğu bir davada değerlendirilmesi gerektiğine yönelik gerekçesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
4. Bu nedenlerle; incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.