Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/4514 E. 2023/4946 K. 23.10.2023 T.

Yayınlanma Tarihi: 22.01.2024 05:13


YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4514
KARAR NO : 2023/4946
KARAR TARİHİ : 23.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/37 E., 2021/405 K.
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılardan ...'ın 11.09.1983 tarihinde evlendiklerini, tarafların aralarındaki geçimsizlik nedeniyle ayrı yaşadıklarını ve boşanma davasının devam ettiğini, müvekkilinin Almanya’da işçi olarak çalıştığını, dava konusu 1033 parsel ... taşınmazı müvekkilinin birikimleriyle amcası ...’dan satın alarak üzerine ev inşa ettirdiğini, 1033 parselin muvazaalı bir şekilde müvekkilinin kayınpederi olan diğer davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek sırasıyla; arsa müvekkilinin olduğundan ve evin %80 oranında müvekkili tarafından yaptırıldığından davalı ...’nın evin yapımına olan cüz’i miktardaki katkısının tespiti ile bedeli davacı tarafından ödenmek suretiyle davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini, TMK m.724 hükmü gereğince tapu iptal ve tescil talebinin kabulü mümkün olmaz ise sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince tazminatın davalı ...’den tahsiline, bu taleplerinin hiçbirinin de mümkün olmaması halinde katkı payı alacağına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının iddialarının yersiz olduğunu, dava konusu taşınmazı davalı ...’nin 01.01.1990 tarihli satış mukavelesi ile arsa maliki ...’dan satın aldığını, davacının arsanın alımında ve evin inşasında bir katkısının olmadığını, yazılı delil sunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin verdiği aile mahkemesi sıfatıyla 30.09.2010 tarihli ve 2009/270 Esas, 2010/515 ... Kararı ile; tarafların halen evli oldukları, davanın ise evlilik birliğinin sona erdirilmesinden sonra açılması gereken davalardan olduğu, tasfiyeyi amaçladığı halde taraflar arasında evliliğin sürdüğü dikkate alınarak şu aşamada karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 30.09.2010 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 02.02.2012 tarihli ve 2011/1658 Esas, 2012/459 ... Kararıyla; taraflar arasında Almanya'da açılan boşanma davasının devam ettiği; Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/518 Esas ... boşanma davasının da derdest olduğu, boşanma davası derdest iken açılan mal rejimi davalarında boşanma davasının bekletici mesele kabul edilerek sonucunun beklenilmesi gerektiği; davacının talep ettiği tapu iptali ve tescil ile sebepsiz zenginleşme nedeniyle tazminat davalarında ise görevli mahkemelerin genel mahkemeler olduğu ve Aile Mahkemesinin görevli olmadığı, bu nedenle dava bakımından görevsizlik ve tefrik kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1. Mahkemece, davacının tapu iptal ve tescil talepleri ile sebepsiz zenginleşme nedeniyle tazminat talepleri için tefrik kararı verilerek 2014/37 Esas ile Asliye Hukuk Mahkemesinde yargılamaya devam edilmiştir.

2. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının mal rejiminden kaynaklanan alacak talebinin mahkemenin 2012/242 Esas ... dosyasında karara bağlanmasından dolayı bu talep hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına; davacının terditli olarak ileri sürdüğü tüm talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak, bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediğini, tanıklarının dinlenmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 ... Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

23.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.