YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4719
KARAR NO : 2022/7378
KARAR TARİHİ : 01.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.05.2001 gününde verilen dilekçe ile vasiyetnamenin iptali talebi üzerine mahkemece Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 09.07.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, vasiyetçinin düzenlediği vasiyetnamedeki imzanın vasiyetçi eli ürünü olmadığı ve o tarihte vasiyetçinin tasarruf ehliyeti bulunmadığını ileri sürerek vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen ilk hükmün davacı tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 08.04.2010 tarih ve 2010/18 Esas, 2010/6160 Karar sayılı ilâmı ile “Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, davacı, vasiyetnamenin ehliyet nedeniyle de iptalini talep etmiş olup bu hususta tanıklar da dinlenmiştir. Murisin, vasiyetnamenin düzenlenmesi sırasında hukuki ehliyetinin tesbiti uzmanlık gerektirir. O halde mahkemece dosyanın mevcut haliyle ve tümüyle Adli Tıp Kurumuna gönderilerek vasiyetçinin o tarihte ehliyeti bulunup bulunmadığı hususunda rapor alınıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının bu hususta delillerini bildirmediğinden söz edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde, “Davanın yöntemine uygun bir biçimde takip edilmemesi nedeniyle, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 150. maddesinin bir ve beşinci fıkraları gereği, davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,” karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Ülkemizin de tarafı olduğu ve Anayasa’nın 90. maddesi gereği iç hukukun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesinde … yargılanma hakkına yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesinde ise … yargılanma hakkının en önemli unsuru olarak hukuki dinlenilme … düzenlenmiş olup, bu hak yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini, kararların somut, açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.
Öte yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 150/1. maddesinde; ”Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir” düzenlemesi getirilmiş olup, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, bozma ilamına uyulduktan sonra devam eden yargılamada davacılar vekili 31.05.2012 tarihinde vekillikten istifa ettiğini bildirmiş, mahkemece davacı asillere istifa dilekçesi ile bir sonraki duruşma tarihini bildirir tebligat çıkarılmıştır. Ne var ki davacılara yapılan tebligatların 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır. Davacılardan …’e “adresten ayrıldığı” tespit edilmesine rağmen adres araştırması yapılmaksızın muhtara teslim suretiyle tebligat yapıldığı ve usulsüz olduğu, davacılardan … ve … …’e ise adreste bulunmama sebeplerinin geçici mi yoksa daimi mi olduğu belirtilmeksizin TK’nın 21/1. maddesi uyarınca tebligat yapıldığı ve usulsüz olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece usulüne uygun yapılmayan tebligatlara rağmen davacıların dosyayı takip etmediği belirtilerek HMK’nın 150. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın “Hukuki dinlenilme …” başlıklı 27. maddesi ihlal edilmek suretiyle tesis edildiğinden hükmün bozulması gerekmiştir
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 01.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.