Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/4784 E. 2022/7406 K. 01.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4784
KARAR NO : 2022/7406
KARAR TARİHİ : 01.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.12.2013 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 19.01.2022 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Dava, önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı; davaya konu İstanbul ili, Tuzla ilçesi, Merkez Mahallesi, 2860 parsel sayılı taşınmazın 2/3 hissesinin maliki olduğunu, diğer 1/3 hissesine malik olan dava dışı … …’ın 14/11/2013 tarihinde hissesini 100.000,00 TL bedelle davalıya sattığını, satıştan 21/12/2013 tarihinde haberdar olduğunu, haberi olmadan ve rızası alınmaksızın gerçekleştirilen satış nedeniyle önalım hakkına sahip olduğunu beyan ederek; davalı adına kayıtlı 1/3 hissenin iptalini ve adına tapuya tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; satılan yerin zemin kattaki dükkan olduğunu ve satan kişinin burayı kasap dükkanı olarak işlettiğini, paylı mülkiyete konu taşınmazda paydaşlar tarafından yapılmış fiili taksim bulunduğundan önalım hakkının kullanılamayacağını iddia ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece “davanın kabulüne” dair verilen ilk hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 27.03.2019 gün ve 2016/4966 Esas, 2019/2851 Karar sayılı bozma ilamı ile; “…Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz.
Kötüniyet iddiası 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, fiili taksim iddiası hakkında mahkemece yeterli araştırma yapılmamıştır. Fen bilirkişisi keşif sonucu düzenlediği rapor ve krokisinde dava konusu taşınmazda paydaşların fiilen kullandıkları yerleri göstermemiştir. Tanıkların bir kısmı dinlenmemiş, dinlenen tanıklar ise taşınmaz başında değil, duruşmada dinlenmişlerdir.
Bu durumda mahkemece, mahallinde yeniden keşif yapılarak HMK 259/2 maddesi gereğince tarafların tanıkları taşınmaz başında dinlenerek tüm taraf delilleri toplanıp taraf tanıklarından ve dinlenmeyen mahalli bilirkişiler de dinlenerek davacı ve davalıya pay satanlar tarafından ayrı ayrı kullanıldığını söyledikleri yerleri taşınmaz üzerinde göstermelerinin istenmesi, göstermeleri halinde uzman fen bilirkişiden fiili kullanım hususunu gösterir krokili denetime elverişli rapor alınması, eylemli paylaşım olup olmadığı tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyan mahkemece yapılan yargılama neticesinde; eldeki davanın yargılaması devam ederken İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07/10/2021 tarih ve 2021/342 Esas, 2021/750 sayılı Kararı gereğince dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaliyle … …’ın (önceki malikin) mirasçıları adına tapuya tesciline karar verildiği gerekçesiyle; “…Açılan dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına…” karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Tasarruf yetkisi gereğince; dava açıldıktan sonra da dava konusu olan hak veya malın üçüncü kişilere devri mümkündür. Bu durumda bir dava şartı olan davayı takip yetkisi ortadan kalkmış olduğundan davanın açıldığı haliyle devam etmesi düşünülemez. Mahkemece, dava konusunun üçüncü kişiye temliki re’sen dikkate alınacaktır. Ancak hakim, dava şartının ortadan kalkması nedeniyle davayı reddetmeyip davayı veya savunmayı değiştirme yasağının bir istisnası olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 125. maddesi uyarınca seçimlik hakkını kullanmak üzere diğer tarafa süre (önel) verecektir.
Anılan maddenin 1. fıkrası uyarınca ;
“Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:
a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.”
Yukarıda da belirtildiği üzere dava açıldıktan sonra müddeabihin temliki halinde diğer taraf dilerse temlik edenle, olan davasından vazgeçerek müddeabihi devralmış yeni malike karşı davaya devam eder, dilerse temlik eden davalıya karşı açmış olduğu davasını tazminata dönüştürür.
İncelenen dosya kapsamına göre; dava dışı … … tarafından davalı …’e yapılan 14/11/2013 tarihli satış nedeniyle eldeki önalım davası açılmış, yargılama sırasında İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07/10/2021 tarih ve 2021/342 Esas, 2021/750 sayılı Kararı gereğince davalı … adına kayıtlı hissesinin iptal edilerek önceki malik … … mirasçıları adına tesciline karar verilmiştir. O halde;
1- Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda öncelikle davacının tercih … belirlenmelidir. Davacının tercih hakkının belirlenmesi kapsamında mahkemece, önalım hakkını yeni maliklere yöneltip yöneltmeyeceği, HMK’nın 125. maddesi gereğince tercih hakkını kullanıp kullanmayacağı hususlarının davacıya sorularak sonrasında oluşacak sonuca göre işlem yapılması gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır..
2- Öte yandan; İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/342 Esas ve 2021/750 Karar sayılı dosyası üzerinden önceki malik … …’ın mirasçıları tarafından muris muvazaası iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil davası açılmış, davalı … ise belirtilen davada herhangi bir uyuşmazlık çıkarmaksızın cevap dilekçesiyle davayı kabul etmiştir. Belirtilen dava dosyasındaki kabulün, davacının önalım hakkını bertaraf etmeye yönelik bir işlem olup olmadığı hususunun mahkemesince değerlendirilmeden dava konusu payın salt önceki malike döndüğünden bahisle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 01.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.