Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/4880 E. 2022/7582 K. 08.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4880
KARAR NO : 2022/7582
KARAR TARİHİ : 08.12.2022

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Zonguldak Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 16.04.2015 tarihli dilekçesi ile terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesi bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; terekenin resmen tasfiyesine dair verilen 02.12.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi alacaklı SGK vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Talep, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi istemine ilişkindir.
11.12.2015 havale tarihli dilekçe ile alacak kaydı talep eden Sosyal Güvenlik Kurumu vekili dilekçesinde; muris …’ın mirasının mirasçıları tarafından reddedildiğini, murisin terekesinde tasfiye masraflarını karşılayabilecek malvarlığı olmadığından adi tasfiye yapılması gerektiğini ve müvekkil kurumun da muristen alacaklı olduğunu belirterek borç kaydının yapılmasını istemiştir.
Mahkemece ilk hükümde, “yasal mirasçıların mirası reddettikleri, TMK’nın 632. maddesine göre mirasçılardan hiçbirinin resmi tasfiye talep etmedikleri, murisin ölüm tarihi olan 02/12/2014 tarihinden itibaren TMK’nın 633. maddesindeki üç aylık süre içinde alacaklıların resmi tasfiye talebinde bulunmadıkları, tasfiye memuru tarafından yaptırılan ilân sonucunda da alacaklı ve borçluların başvuruda bulunmadıkları bu aşamada resmî tasfiye koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından tasfiye hakkında karar verilmesine yer olmadığına” 17.12.2015 tarihli ek karar ile talep eden SGK vekilinin alacak kaydı talebinin reddine karar verilmiştir. Hüküm ve ek kararın talep eden Sosyal Güvenlik Kurumu vekili tarafından temyizi üzerine; Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 15.02.2021 tarih ve 2021/118 Esas-2021/938 Karar sayılı ilamı ile “4721 sayılı TMK’nın 612. maddesi ‘en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan mirasın sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edileceğini, tasfiye sonunda arta kalan bir değer varsa bunun mirasını reddetmemişler gibi hak sahiplerine verileceğini’ öngörmektedir. Buradaki ‘en yakın mirasçılar’ kavramıyla anlatılmak istenen, murisin ölümünde ilk bakışta ve doğrudan doğruya mirasçı sıfatına sahip olan yasal mirasçılardır. Her ikisi de terekenin (mirasın) tasfiyesini amaçlamakla birlikte; ‘terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi’ ve ‘terekenin resmen tasfiyesi’ farklı kurumlardır. Her şeyden önce, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi İcra ve İflas Kanuna göre (İİK. m. 180; 208 vd); terekenin resmi tasfiyesi ise, Medeni Kanun hükümlerine göre (TMK m. 632-635) gerçekleştirilmek durumundadır. 2004 sayılı İİK’nın 180. maddesi; reddolunan mirasın tasfiyesinin sekizinci bap (m. 208-256) hükümlerine göre; ait olduğu mahkemece yapılacağını hükme bağlamıştır. Öyleyse, mahkemece iflas masası teşkil edilip (m. 208), iflas dairesi oluşturulması, iflas dairesince tasfiyenin adi veya basit şekilde yapılmasına karar verildikten (m. 208/3) sonra seçilecek tasfiye yöntemine göre gerekli işlemlerin yapılmasının izlenmesi, terekeye (masaya) dahil hiçbir malvarlığı bulunmaz ise, iflas dairesince tasfiyenin tatiline karar verilip, bu hususun ilan edilmesi (m. 217), bu ilanda tereke alacaklıları tarafından otuz gün içinde iflasa müteallik muamelelerin tatbikine devam edilmesinin istenmemesi halinde iflasın kapatılacağının açıkça yazılması (m. 217); en son olarak da yürütülecek işlemlerin sonucuna göre iflasın kapanmasına (m. 254) karar verilebileceği gözönüne alınmalıdır. Somut olaya gelince; muris …’ın vefatı sonrasında, mirası en yakın yasal mirasçılarının tamamı tarafından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 605/1 ve 609. maddelerindeki prosedüre uygun olarak Zonguldak 1 ve 2. Sulh Hukuk Mahkemeleri kararlarıyla reddolunmuş ve bu kararlar kesinleşmiştir. Burada uygulanacak tasfiye usulü, “Terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi” usulüdür. Mahkemece, muris …’ın terekesinin re’sen tasfiyesine yönelik işlemler yapılması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle Sosyal Güvenlik Kurumu vekilinin talebinin reddine dair karar verilmesi doğru görülmemiştir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; “…’ın İİK’nın 180. maddesi ile aynı Yasanın 8. hükümleri gereğince TEREKESİNİN RESMEN TASFİYESİNE, tasfiye memuru olarak Kadastro Mahkemesi Yazı İşleri Müdürü … Sazak’ın atanmasına, tasfiye memuru ücretinin terekeden karşılanmasına, ücretin daha sonra tayinine, tereke defterinin tasfiye memurunca düzenlenmesine, İİK’nın 209. maddesi gereğince miras bırakan ile birlikte yaşayan mirasçıların, tasfiye memuru emrinde mallara hazır bulundurmalarının tasfiye memurunca kendilerine tebliğine, tereke malları hakkında İcra ve İflas Kanunu hükümlerince gerekli tedbirlerin alınmasına, tasfiye memurunun İİK ve Tüzüğü gereğince yapılacak olan işlemleri yapmasına ve vd.” karar verilmiştir.
Hükmü, alacaklı SGK vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda, mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde gerekleri yerine getirilmemiştir. Talep, en yakın mirasçılar tarafından reddedilen mirasın iflas hükümleri uyarınca tasfiyesine yönelik olduğu halde hükümde terekenin resmen tasfiyesine karar verilmiştir. Bozma öncesi ilamda gösterilen usulde, 2004 sayılı İİK’nın m. 180, 208 vd. maddelerine göre inceleme yapılmadan doğrudan bozma kararına uyularak hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. Oysaki, mahkemece iflas dairesi oluşturularak terekenin defterinin tutulması ve murisin kayden ve irsen taşınmaz maliki olup olmadığının usulünce araştırılması (somut olayda muris adına kayıtlı 2 adet taşınmaz ve 2 adet araç olduğu görülmüştür), borçlarının tespit edilmesi, iflas dairesince tasfiyenin adi veya basit şekilde yapılmasına karar verilerek seçilecek yönteme göre işlemlerin yapılması; terekeye (masaya) dahil hiçbir malvarlığı bulunmaz ise, iflas dairesince tasfiyenin tatiline karar verilip, bu hususun ilan edilmesi (md.217), bu ilanda tereke alacaklıları tarafından otuz gün içinde iflasa müteallik muamelelerin tatbikine devam edilmesinin istenmemesi halinde iflasın kapatılacağının açıkça yazılması (md.217) gerekirken anılan hususlar yerine getirilmeksizin eksik inceleme ve usulüne uygun olmayan biçimde ilan yapılarak, neticesinde terekenin resmen tasfiyesine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle alacaklı SGK vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.