Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/4955 E. 2023/5936 K. 04.12.2023 T.

Yayınlanma Tarihi: 22.01.2024 18:48


YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4955
KARAR NO : 2023/5936
KARAR TARİHİ : 04.12.2023

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1729 E., 2022/1055 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/347 E., 2017/405 K.

Taraflar arasındaki harici satış senedine dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan redine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.08.1976 tarihinde ...'den "Gayrimenkulün Zilyetlik Yolu ile Satışına Dair Senet" ile satın alarak zilyetliğini devraldığı 3,5 dönüm taşınmazın ... 165 parselde 10.140,05 m² olarak kayıtlı olduğunu, müvekkilinin 0,5 dönümlük kısmın satıldığını öğrendiğinden kalan 3 dönüm üzerinden talebi bulunduğunu, taşınmazın yıllarca ... tarafından müvekkili adına ekilip biçildiğini, müvekkilinin vergi ödemelerini yerine getirdiğini, ... köyü ... mevkiinin 1970 yılında kadastro gördüğünü, tespit sırasında doğusu ..., batısı ... kendisi, güneyi ... kendisi, kuzeyi ...ün kendisi olmak üzere 1,5 dönüm miktarındaki taşınmazın zilyetliğini 11.04.1976 tarihinde ...ün ...'e sattığını, yine ... köyü ... mevkiinde ... ve oğlu ... üzerlerine tahdidi yapılan doğuda Marmaris Bozburun yolu, batıda ..., güneyde ...'ün kendisi ve kuzeyde su arığı ile ondan sonra ... olmak üzere 3 dönüm miktarındaki taşınmazın zilyetliğinin ... tarafından ...'e satıldığını, müvekkilinin satın alma tarihinde tapu kaydı oluşmadığından yapılan satışın ve devir işleminin taşınmazın teslimi ile tamamlandığını, şu an dava konusu taşınmazın tapuda davalı olan ... mirasçıları adına kayıtlı olduğunu ileri sürerek, Marmaris ilçesi, Hisarönü Köyü 165 parselde kayıtlı taşınmazın davalılar adına olan kaydın iptali ile hissesi oranında davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; ...'ün müvekkillerinin murisinden yer almadığı gibi belirtilen tarihlerden sonra 165 parseli ekip biçmediğini, 1973 ve 1974 yıllarında taşınmazın tamamını kiralayıp bir yıl müvekkilinin kiracısı olarak ...'ün ekip biçtiğini, bunun dışında ekip biçmesinin olmadığını, parselin tamamının müvekkillerinin murisi tarafından ekilip biçildiğini, dava konusu taşınmazdan ...'e ve ...'a satılarak yer teslim edilmediğini, zilyetlik devir senetlerindeki imzanın murise ait olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte ...'ün müvekkilinden yer satın aldığı şeklinde düzenlenen birinci senette satılan yerin "tahminen üç dönüm miktarındaki" yazdığını, ...'ün davacıya yer satışı şeklinde düzenlenen senette ise satılan yerin "bir buçuk dönüm" yazdığını, müvekkillerinin murisinin yer sattığını kabul etmemekle birlikte sahte olarak düzenlenen senette bir buçuk dönüm olarak alımı yapıldığına dair gösterilen senede rağmen davacının 3,5 dönüm talebi ile dava açtığını, müvekkillerinin murisinin ve davacıya yer sattığı iddia edilen ...'ün yakın tarihte öldüğünü, bu kişiler hayatta iken satın aldığını iddia ettiği yeri sahiplenmeyen, dava da açmayan kişinin ...'ün vefatından sonra dava açmasının manidar olduğunu, bir kişinin 1976 yılında satın aldığını iddia ettiği yeri 40 yıl müddetle arayıp sormamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yerde ne Yaşar'ın ne de Recai'nin zilyetliğinin vaki olduğu, bunlar adına bir başkasının zilyet olarak bulunduğunun da kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aşamalardaki beyanları tekrarla dosya kapsamından anlaşılacağı üzere kanun maddelerine uygun bir şekilde zilyet geçişinin yapıldığını, geçerli senette zilyetliğin teslimi açıkça yazılmış ise bu husus için tanık dinletmeye gerek olmadan kanıtlandığının Yargıtay içtihatları ile kabul edildiğini, zilyetliğin teslim edildiğinin dayanak satış senetlerinde açıkça yazıldığını, müvekkilinin ayrıca malik olması nedeniyle vergi ödemelerinin 1990/1991 yıllarına ait suretlerini sundukları tahsilat makbuzları ile zilyetliğini kanıtladığını, bilirkişi raporunda 3 dönümlük kısmın 165 parsel içinde kaldığının belirtildiğini, raporda senetlerdeki bilgilerin zemine uygulandığında birebir örtüştüğünün tespit edildiğini, senette yer alan kuzeydeki su arığının varlığının tek başına davanın reddine temel alınamayacağı düşüncesinde olduklarını, su arığının zamanla yok olabilecek bir yapı olduğunu, su arkının kaybolabileceği ihtimalleri göz önünde bulundurularak 1976 yılı veyahut sonraki yıllara ait hava resmini, eskiye dair fotoğraflarla açıklığa kavuşturmadan hüküm kurulmasının doğru olmadığını, mahalli bilirkişilerin dava konusu yerin satışını bildiklerini söylemelerine rağmen mahkemece dikkate alınmadığını, bilirkişi raporuna itirazın sadece sulu ya da kuru arazi ayrımı yapılmadığı için olduğunu, dava konusu yere ilişkin bilirkişilerce sınır yerleri bulunduğu taktirde taraflara yeniden tanık dinletme olanağı sağlanması gerektiğini, belirtilen hudutların komşu parsel tutanakları ile denetlenmesi gerektiğini, en az iki ayrı tarihe ait hava fotoğrafı istenerek jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisi tarafından streoskopik aletli inceleme durumunda arazinin üç boyutlu görüntüsünün tespit edileceğini, mahalli bilirkişi beyanları dikkate alınmaksızın davalı tanığı ...ün beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmasının objektif olmadığını, ayrıca ...ün ...'le arasında problemler olup mahkemelik olduklarını beyan ettiğini, senetler arasındaki uyumsuzluğun açıklığa kavuşturulmadan hüküm kurulduğunu, 11.04.1976 tarihli senet ile 4 ay sonra düzenlenen senet arasında uyum olduğunu, gerek TMK'nın 713 üncü maddesi gerekse 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesinde belirtilen zilyetlik süresinin 20 yıl olduğuna dair maddenin açık bir şekilde belirttiği üzere müvekkilinin dava konusu yerin zilyetlik ve mülkiyetini kazandığını istinaf nedenleri olarak ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tespit sonrası fakat kesinleşme öncesi haricen satın alma ve eklemeli zilyetlik nedenine dayalı isteme ilişkin olarak; tapuda kayıtlı bulunmayan taşınmazlar TMK'nın 762 nci maddesi hükmüne göre menkul mal niteliğinde olduğu, satışının resmi şekle bağlı olmadığından adi yazılı senetle satışının mümkün olduğu, ancak dava konusu taşınmazda davacının zilyetliğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 70 inci, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 237, 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 89 uncu maddesi.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.