Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/4994 E. 2023/839 K. 14.02.2023 T.
Yayınlanma Tarihi: 20.01.2024 19:03
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4994
KARAR NO : 2023/839
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/279 E., 2022/110 K.
KARAR : Davanın kısmen kabul, kısmen reddine
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; müdahalenin men'i davası yönünden daha önce verilen kararın kesinleşmiş olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil istemli davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.02.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden Asli müdahil vekili Avukat ... ile duruşmasız temyiz eden davacı vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin mülkiyetinde bulunan taşınmazın bir bölümünün davalı tarafından izinsiz bir şekilde servis alanı olarak kullanıldığını ileri sürerek, haksız elatmanın önlenmesi ile yıkıma ve davacının uğradığı zararın belirlenerek tahsiline karar verilmesini istemiştir.
2. Asli Müdahale talebine bulunan vekili, dava konusu 46543 ada 3 parsel üzerindeki ölçü krokisinde (B) ile gösterilen alandaki oto yıkama yapısının mülkiyetinin vekil edenine ait olduğunun tespiti ile bu kısma yönelik davanın reddini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 07.04.2011 tarihli ve 2011/17 Esas, 2011/127 Karar sayılı kararıyla yetkili mahkemenin taşınmazın bulunduğu yer olan Sincan Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin 18.09.2012 tarihli ve 2011/246 Esas, 2012/239 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Onama kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 2 nci kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 02.04.2013 tarihli ve 2012/15821 Esas, 2013/4669 Karar sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir.
B.Karar Düzeltme Kararı
1. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen ilamına karşı süresi içinde davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 09.12.2013 tarihli ve 2013/13861 Esas, 2013/17433 Karar sayılı ilamında; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, işin esasının hükme bağlanması doğru değildir gerekçesiyle onama kararı kaldırılarak yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
C. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2014 tarihli ve 2014/59 Esas, 2014/74 Karar sayılı kararıyla olayda uygulanması gereken kanun hükümlerinin yetkisizlik kararının kesinleştiği tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri olduğu, HUMK'nın 193 üncü maddesine göre yetkisizlik kararı üzerine dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi için yetkili (veya yetkisiz) mahkemeye yapılacak başvurunun kural olarak bir dilekçe ile yapılacağı, ancak başvurma dilekçesi için bir şeklin öngörülmediği, on günlük süre içerisinde yetkili (veya yetkisiz) mahkemeye başvurarak karşı tarafa yapılacak tebligat giderinin ödenmesinin de gerekli ve yeterli olduğu, tebligatın bu on günlük süre içinde yapılmasının şart olmayıp, gecikmiş olmasının davanın açılmamış sayılmasını gerektirmeyeceği, somut olayda da davacı tarafın yasal on günlük süre içerisinde mahkemeye başvurarak davetiye tebliğ giderini yatırdığı ve yasal düzenleme gereğini yerine getirdiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
D. Hukuk Genel Kurulu Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin direnme kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Hukuk Genel Kurulunun 09.05.2018 tarihli ve 2018/1-502 Esas, 2018/1049 Karar sayılı kararıyla; “...Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 07.04.2011 gün ve 2011/17 Esas, 2011/127 Karar sayılı yetkisizlik kararının 26.05.2011 tarihinde kesinleştiği, anılan mahkemenin 27.05.2011 tarihli yazısı ile dosyayı yetkili Sincan Asliye Hukuk Mahkemesine gönderdiği, davacı vekilince dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi talebini içeren bir dilekçe dava dosyası içerisinde bulunmamakta ise de, gönderme yazısı ekindeki açıklamadan karşı tarafa yetkili mahkemede tebligat yaptırmak için gerekli tebligat giderinin davacı tarafça yatırıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, HUMK'nun 193 üncü maddesinde öngörülen usul işleminin on günlük hak düşürücü süre içerisinde yerine getirildiği ve davanın açılmamış sayılması koşullarının oluşmadığı açıktır. Hâl böyle olunca, yukarıda açıklanan hususlara değinen ve HUMK'nun 193/son maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılması koşullarının oluşmadığını kabul eden direnme kararı yerindedir. Ne var ki, bozma nedenine göre davanın esasına yönelik diğer temyiz itirazları Özel Dairece incelenmediğinden, bu yönde inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir...” gerekçesiyle dosyanın Yargıtay 8. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
E. İkinci Bozma Kararı
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 23.02.2021 tarihli ve 2018/11798 Esas, 2021/1572 Karar sayılı ilamıyla; davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, mahkemece yeniden konusunda uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılarak, benzer yerlerin kira sözleşmeleri getirtilerek (resen emsal araştırması yapmak ya da taraflardan emsal göstermeleri istenmek suretiyle) araştırma ve inceleme yapılması, oluşacak sonuca göre belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma nedenlerine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
F. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, müdahalenin men’i davası yönünden daha önce mahkemece verilen kararın kesinleşmiş olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil istemli davanın kısmen kabul kısmen reddine, 9.175,39 TL haksız işgal tazminatının ilk davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı vekili ve asli müdahale talebinde bulunan vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde, objektif değerlendirmeler ışığında hazırlanan bilirkişi raporu ile toplam 129.756,00 TL ecrimisil bedeli tespit edilmesine rağmen 9.175,37 TL üzerinden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde, oto yıkama yeri ile vekil edeninin bir ilgisinin bulunmadığını, AVM niteliğinde olmayan müvekkilinin bağımsız bölümlerin hukuki ve maddi durumlarından sorumlu olmadığını, davanın husumet sebebi ile reddi gerektiğini ve belirlenen ecrimisil bedelinin tahmini olarak tespit edildiğini ileri sürmüştür.
3. Asli müdahale talep eden vekili temyiz dilekçesinde, men’i müdahale ve kal yönünden kesinleşmiş bir kararının bulunmadığını, asli müdahillik taleplerinin usule aykırı şekilde reddedildiğini, davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, vekil edeni tarafından oto yıkama yeri olarak işgal edilen yer ile ilgili yapı kayıt belgesi alınmış olup bu yerin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı lehine irifak hakkı kurulan kısımda kaldığını ve dava tarihi itibariyle Milli Eğitim Bakanlığının niza konusu yer ile ilgili tasarruf yetkisinin bulunmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2.1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 nci maddesi şöyledir:
“Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.
Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.”
2.2. 6100 sayılı HMK’nın 297 nci maddesi bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Bu düzenleme uyarınca bir mahkeme hükmünde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
3. Değerlendirme
3.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asli müdahale talebinde bulunan vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3.2. Somut olayda; davacı vekili, elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil talebinde bulunmuş olup, Mahkemece, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 23.02.2021 tarihli ve 2018/11798 Esas, 2021/1572 Karar sayılı bozma ilamından önce yapılan yargılamada 18.09.2012 tarihli ve 2011/246 Esas, 2012/239 Karar sayılı kararda direnilmesine, davacının davasının kısmen kabulüne, dava konusu 46543 ada 3 parsel sayılı taşınmaza davalının fen bilirkişisinin 21.03.2012 havale tarihli krokili raporunda (2) numara ile gösterilen 127 m²'lik alana vaki müdahalesinin men’i ile bu alandaki oto yıkama ünitesi, kabin ve idari binanın kal'ine, 4.500,00 TL fuzuli işgal tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş, anılan kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 23.02.2021 tarihli ve 2018/11798 Esas, 2021/1572 Karar sayılı bozma ilamı ile davacının sair temyiz itirazlarının reddine, yeniden konusunda uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılarak, benzer yerlerin kira sözleşmeleri getirtilerek (re'sen emsal araştırması yapmak ya da taraflardan emsal göstermeleri istenmek suretiyle) araştırma ve inceleme yapılması, oluşacak sonuca göre belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma nedenlerine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Anılan bozma ilamı ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazları incelenmediğinden bozma ilamı öncesindeki (oto yıkama yerine yönelik) men’i müdahale ve kal’e ilişkin kısım kesinleşmemiştir.
3.3. Hal böyle olunca bozma ilamı sonrasında oto yıkama yerine ilişkin men’i müdahale ve kal talebi yönünden de olumlu, olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ile müdahalenin men’i davası yönünden daha önce mahkemece verilen kararın kesinleşmiş olduğundan bahisle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmiş olması doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
1.Yukarıda (3.1.) numaralı bentte açıklanan asli müdahale talebinde bulunan vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. (3.2. ve 3.3.) No.lu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
3. Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400 TL’nin asli müdahale talebinde bulunandan alınarak davacı ve davalıya verilmesine,
Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
14.02.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.