YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5007
KARAR NO : 2023/740
KARAR TARİHİ : 08.02.2023
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen paydaşlar arasında ecrimisil alacağından kaynaklanan menfi tespit ve istirdat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalının Recep Kulüp’ün mirasçıları olup, dava konusu 16 parsel sayılı taşınmazın 1/2 hissesinin muris adına kayıtlı olduğunu, taşınmaz üzerinde yer alan binanın bir katında müvekkillerinden …’ün, diğer katında ise diğer müvekkillerinin murisi Behlül Kulüp’ün oturduğunu, müvekkillerin bu yerlerde tüm mirasçıların rızası ile oturmakta iken davalı tarafça keşide edilen ihtarname ile Şubat 2008 tarihinden geçerli olmak üzere ecrimisil talep edildiğini, davalının müvekkileri aleyhine takip başlattığını, davacıların ayrı ayrı katları kullandıklarını, bu nedenle herkesin kendi kullanımından sorumlu olacağını ileri sürerek, müvekkillerinin davalıya 9.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, takip dosyasının bu miktar için iptaline, fazla ödenen miktarın istirdatına, borçlu olunmayan kısım için yapılan takip haksız ve kötüniyetli olduğundan davalının bu miktar üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davacıların söz konusu taşınmazları kesintisiz olarak kullandıklarını, müvekkili tarafından ihtarnameden yıllar önce de davacılara yararlanma isteğinin iletildiğini açıklayarak, davanın reddi ile müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davacı Behlül Kulüp ve …’ün davalıya 2.148,86’şar TL tutarında borçlu olduğunun tespitine, Bursa 16. İcra Müdürlüğünün 2012/10335 Esas sayılı takip dosyasında kendileri aleyhine yürütülen fazla miktar tutarında borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasının 2.148,86’şar TL üzerinden devamına ve bu icra dosyası üzerinde fazladan ödemiş oldukları miktarların istirdatına ve her biri için davalının 6.851,14 TL’nin %20’si oranında ayrı ayrı kötüniyet tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince karar: “…bozma neden ve şekline göre davacılar vekili ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 6100 sayılı HMK’nın 297/2 nci maddesine göre, Mahkeme kararında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur. Somut uyuşmazlıkta dava, İİK’nin 72 nci maddesi gereğince menfi tespit ve istirdat istemine ilişkin olup, bu durumda mahkemece kurulacak hükmün olumsuz, bir başka deyişle borçlu olunmayan kısmın tespiti şeklinde olması gerektiği gözetilerek, HMK’nın 27 nci maddesi uyarınca taleple bağlılık kuralı gereği davacıların borçluluk durumu saptanarak menfi tespit hükmü kurulması gerekmektedir. Davacıların 9.000,00 TL yönünden borçlu olmadıklarına yönelik talepleri karşısında, mahkemece, 2.148,86’şar TL’lik kısmı yönünden borçlu olduklarının tespitine, miktarı ve hangi davacı tarafından fazladan ödendiği belirtilmeksizin “ …bu icra dosyası üzerinde fazladan ödemiş oldukları miktarların istirdatına..” karar verilmiş olması, HMK’nın 297/2 nci maddesi hükmüne de aykırıdır. O halde, mahkemece, davacıların talebi üzerinde durularak, borçlu olmadıkları miktar yönünden menfi tespit hükmü, yine borçlu olunmadığı halde ödendiği tespit olunan miktar yönünden de istirdat hükmü kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda: “…davacılar tarafından Bursa 16. İcra Müdürlüğünün 2012/10335 sayılı icra takip dosyasına 1.500,00 TL ödeme yapıldığı, dosyada alınan bilirkişi raporu doğrultusunda,davacıların her birinin, 2.351,14 TL borçlu olmadığı, fazladan yapılan ödeme olmadığı, dava konusu taşınmazın (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması nedeniyle intifadan men koşulu aranmayacağından…” gerekçesiyle, bilirkişi raporu doğrultusunda belirlenen rakamlar üzerinden, bozma ilamı doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; intifadan men edilmediğini müvekkillerinin, ihtarın 2012 yılında çekilmesine karşın ecrimisil hesabının 2008 yılından itibaren yapıldığını, kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin mağdur edildiğini, vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, paydaşlar arası ecrimisil alacağına dayalı menfi tespit ve istirdat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bilindiği üzere ecrimisil; malikin, kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir nevi haksız işgal tazminatıdır.
2. Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
3. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
4. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
5. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı)
6. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kabul-red nispetinde yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiği, ecrimisil talepli davalarda icra inkar tazminatına ve kötüniyet tazminatına hükmedilemeyeceği gözetilerek, bozma ilamında belirtildiği üzere borçlu olunmayan meblağ tespit edilerek karar verildiği, tarafların annelerinin ölüm tarihinden itibaren davacıların, davalı tarafın taşınmazı kullanımına engel olduğu tespit edilerek verilen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.