Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/5086 E. 2023/5491 K. 09.11.2023 T.
Yayınlanma Tarihi: 22.01.2024 16:59
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5086
KARAR NO : 2023/5491
KARAR TARİHİ : 09.11.2023
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/869 E., 2022/1012 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/103 E., 2021/360 K.
Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin ve alacağın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; ... ili, Merkez ilçesi, Şifahane Mahallesi, 4251 ada 5 parsel sayılı taşınmazın ortaklığının giderilmesi için ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/1006 Esas sayılı dosyası üzerinden dava görülmekte olup taşınmaz üzerine müvekkilinin bodrum ve zemin kattan oluşan çatılı daire yaptırdığını, bu yapının müvekkilince 1999 yılında tamamlandığını, müvekkilinin dava dışı oğlu ...’ün isteği üzerine yapının çatısının kaldırılarak iki kat daha ilave edilmesine müvekkilinin ... gösterdiğini, ilave iki kat için gerekli inşaat ruhsatı, plan ve projelerin parasının müvekkilince ödendiğini, 2010 yılında iki kat ilave edildiğini, yapılan kat ilavesi nedeniyle dava konusu taşınmazın 2/3 payının müvekkili tarafından önce ... ... isimli kişiye devredildiğini, sonrasında ise bu payın dava dışı oğlu ...’ün gayrı resmî eşi olan davalı ...'e devredildiğini ileri sürerek; dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan bodrum ..., binaya ait çatının mülkiyetinin ve davalı tarafça inşa edilen birinci ve ikinci kata ait proje ve ruhsat bedellerinin müvekkiline ait olduğunun tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davacı taraf; davanın reddinin savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Davacının arsa sahibi olduğu, bodrum katın, zemin katın ve çatının davacı tarafından yaptırılarak 16 yıl boyunca bu evde ikamet ettiği, 1. ve 2. Katlara ilişkin proje yaptırdığı ancak üst katları kendisinin yaptıramaması üzerine oğlu ...'ün yaptırdığı, taşınmazın devrinin ... bir satış olmadığı, 13/12/1999 tarihinde alınan yapı kullanım izin belgesinde bodrum kat, zemin kat ve çatının mevcut olduğu ve bu dönemde davacının taşınmazın tamamının sahibi olduğu dolayısıyla da bu yapıların davacı tarafından yaptırıldığı, 1.ve 2. kat projelerinin de yine özellikle tanık ...'ün beyanında da "Projesini babam yaptırmıştı, zemin kat ve ilk katın ruhsatını babam almıştı." şeklinde belirtildiği üzere davacı tarafından yaptırıldığı..." gerekçesiyle; davanın kabulü ile ... ili, Merkez ilçesi, Şifahane Mahallesi, 4251 ada 5 parseldeki yapının (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 30.04.2019 tarihli ve 2019/196 Esas, 2019/312 Karar sayılı kararında da kabul edildiği üzere) davacı tarafından iddia edilen bodrum katının, zemin katının ve çatının davacı tarafından yapıldığının ve bodrum kat, zemin kat ve çatıya ilişkin muhdesatın davacı ...'e ait olduğunun tespitine, yapının 1 ve 2 nci kat projelerinin davacı ... tarafından yaptırıldığının, proje ve ruhsat işlemlerine ilişkin bedelin 15.000,00 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili; İlk Derece Mahkemesince, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, gerekçesinin taşınmazın devrinin ... bir satış olmadığına dayandığını; ancak davanın muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davası olmayıp mahkemenin talep edilmeyen bir hususta yeterli araştırma yapmadan satışın ... olmadığı sonucuna vararak yanlış ve çelişkili karar verdiğini, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2019/196 Esas ve 2019/312 Karar sayılı kararı ile ortaklığın giderilmesi davası hakkında verdiği istinaf kararıyla esasen uyuşmazlığın çözümünü tespit ettiğini, bu durumun İlk Derece Mahkemesince gözardı edilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tapu kayıtlarının incelenmesi neticesinde; davacı ...'ün taşınmazın tamamına malik iken 18.05.2010 tarihinde taşınmazın 2/3 payını ... ...'e sattığını, ... Girginin de 04.11.2010 tarihinde taşınmazdaki 1/3 payını ...'e, 1/3 payını da ... ...'e sattığını ve daha sonra ...'in ... ...'ün 1/3 payını alarak 2/3 paya sahip olduğunu, davacı ... ise birinci ve ikinci katların kendisi tarafından yapılmadığını açıkça beyan etmiş olup bu husustaki Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre, fiili kullanıma göre paylaşım yapılması hâlinde ivaz ilavesi ve eksiltilmesi yapılamayacağının göz önünde bulundurulması gerektiğini ileri sürerek; hükmü istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Somut olayda davacı ...'ün taşınmazın tamamına malik iken 18.05.2010 tarihinde taşınmazın 2/3 payını ... ...'e sattığı, ... ...'in de 04.11.2010 tarihinde taşınmazdaki 1/3 payını davalının oğlunun resmi eşi ... ...'e, 1/3 payını da ...'e sattığı, ...'in dava sırasında ... ...'ün 1/3 payını da alarak 2/3 paya sahip olduğu, davaya konu muhdesatın 18/05/2010 tarihinden önce yapıldığı dosya kapsamı ile sabittir.
Davalı taraf taşınmaz üzerindeki muhdesat meydana getirildikten sonra satın alma yolu ile taşınmazda paydaş olduğuna ve satış işleminin iptaline yönelik açılan dava reddedilerek kesinleştiğine göre, davalının bu satın alma ile üzerindeki muhdesatın da bedelini ödeyerek taşınmaza sahip olduğu tartışmasızdır...
Hal böyle olunca; açıklanan nedenlerle muhdesat aidiyetinin tespitine ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin taktirinde yanılgıya düşülerek ve yasal düzenlemeler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 106. maddesinin 2. fıkrasında “Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.” denilmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114. maddesinin (h) bendine göre, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartıdır. Aynı Kanunun 115. maddesi uyarınca mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır ve dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verir.
Somut olayda; davacı tarafın ruhsat ve proje bedellerine ilişkin eda davası niteliğinde alacak davası açma olanağı varken ruhsat ve proje bedellerine ilişkin alacağın varlığının tespitini istemede hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı tarafın ruhsat ve proje bedellerine ilişkin alacağın varlığının tespitine yönelik davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir..." gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b.2 nci maddesi uyarınca anılan mahkeme kararının kaldırılarak, kaldırılan kararın yerine yeniden hüküm tesisine;
1. Davacının Muhdesat aidiyetinin tespitine ilişkin davanın reddine,
2. Davacının ruhsat ve proje bedellerine ilişkin alacağın varlığının tespitine yönelik davasının hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; muhdesatın temelini, çatısını ve bodrum katını müvekkilinin yaptırdığının tanık beyanları ile ... olduğunu, davalının bu iddiayı ortaklığın giderilmesine ilişkin davada da kabul ettiğini, asliye hukuk mahkemesinde görülen diğer bir davada da müvekkilinin para almadan devir yaptığının ... olduğunu, 1999 yılında oturuma tamamen hazır olan binaya davalı tarafından iki kat daha ilave edildiğini, muhdesatın müvekkilince kendi ad ve hesabına yaptırıldığını, hiçbir zaman satma ve devir yönünde bir gayesi bulunmadığını ileri sürerek, hükmü temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesat aidiyetinin ve alacak bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371inci maddeleri.
2. Bilindiği üzere ve kural olarak tespit davalarında; tespit davası açanın hukuki yararının varlığı gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106 ncı maddesinin 2 nci fıkrasında “tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.” denilmektedir.
3. 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin (h) bendine göre, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartıdır. Aynı Kanun'un 115 ... maddesi uyarınca mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır ve dava şartı noksanlığının tespiti hâlinde davanın usulden reddine karar verir.
4. Öğretide ve Yargıtay’n devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesat aidiyetinin tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
5. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddeleri şöyledir:
“A. Taşınmaz mülkiyetinin içeriği
III. Arazideki yapılar
1. Arazi ve yapı malzemesi
b. Tazminat
Madde 723- Malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür.
Yapıyı yaptıran arazi maliki iyiniyetli değilse hâkim, malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamının tazmin edilmesine karar verebilir.
Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hâkimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.
IV. Araziye dikilen fidanlar
Madde 729- Bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine ya da kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının arazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar hakkında da uygulanır. Ağaçlar ve ormanlar üst hakkına konu olamaz.”
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile özellkile bölge adliye mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.