Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/5151 E. 2022/7194 K. 24.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5151
KARAR NO : 2022/7194
KARAR TARİHİ : 24.11.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki paylı mülkiyete tabi taşınmazda kullanma ve yararlanma biçiminin tespiti davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 07.06.2022 gün ve 2021/5273 Esas-2022/4117 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Dava, paylı mülkiyete konu olan taşınmazda, kullanma ve yararlanma biçiminin tespiti istemine ilişkindir.
Davacı, dava konusu 1131, 1132, 1133, 1134, 1135, 1136, 1137, 1138, 1140, 1141, 1142, 1143, 1144, 1145, 1146, 1148, 1149, 1150 ve 1151 parsel sayılı taşınmazlarda davalı ile paydaş olduklarını, davalının mülkiyet hakkını kullanmasına engel davranışları sonucunda narenciye bahçesi vasfında olan taşınmazları kullanmakta, yararlanmada, malların idaresi ve korunması hususlarında ağır mağduriyet yaşadığını ileri sürerek Türk Medeni Kanunu’nun 691. ve 693. maddesi gereğince, taşınmazların kullanma ve yararlanma şeklinin belirlenmesini, uyuşmazlık sona erene kadar gerekli işlerin yürütülmesi için kayyım tayinini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazları kendisinin kullanmadığını, taşınmazlarda davacı ile kurdukları şirket tarafından limon yetiştirildiğini, davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda tarafların dava konusu taşınmazların kullanım şekilleri ayrı ayrı belirlenerek davanın kabulüne dair verilen ilk hükmün davalı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 09.01.2017 tarihli 2014/19093 E.-2017/94 K. sayılı ilamı ile “Ne varki; davacının dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak bir değer belirtmediği, yargılama sırasında da taşınmazların değeri konusunda bir açıklama yaptırılmadığı, keşfen değerin saptanmadığı ve harç tamamlatılmadan yargılamaya devam edildiği, hükümde de maktu karar ve ilam harcı alınmakla yetinildiği görülmektedir. Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bilindiği üzere; 492 sayılı Harçlar Yasası, harcın alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış, değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır. Anılan Yasanın 30. ve 32. maddelerinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmıştır. Hâl böyle olunca, öncelikle dava dilekçesinde davacı tarafından bir değer gösterilmediği gözetilerek, davacıya çekişme konusu taşınmazların değerinin sorularak açıklattırılması, değere itiraz edilmesi halinde mahkemece keşfen dava değerinin belirlenmesi ve belirlenecek dava değeri üzerinden nispi tarifeye göre peşin harcın tamamlatılması, bu koşul yerine getirildiği taktirde davaya devam edilerek işin esasına girilmesi, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak, davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 07.06.2022 tarih, 2021/5273 Esas ve 2022/4117 Karar sayılı ilamı ile onanmıştır.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda paylı mülkiyet, Kanun’un 688 ilâ 700. maddelerinde düzenlenmiş, genellikle 17.02.1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin hükümleri dikkate alınmış, “Yönetim ve Tasarrufa” ilişkin bazı konularda açıklık sağlanmış, bu arada 693. madde ile de önceki Yasa’dan farklı bir hüküm getirilmiştir. Sözü edilen maddede aynen “Paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir. Uyuşmazlık halinde yararlanma ve kullanma şeklini hâkim belirler. Bu belirleme, paylı malın kullanılmasının zaman veya yer itibarıyla paydaşlar arasında bölünmesi biçiminde de olabilir. Paydaşlardan her biri, bölünemeyen ortak menfaatlerin korunmasını diğer paydaşlara temsilen sağlayabilir” ifadelerine yer verilmiştir. Önceki Kanun’da bu maddeyi tam olarak karşılayan bir hüküm mevcut değildir. Özellikle, hükmün gerekçesinde değinildiği gibi, maddenin ikinci fıkrası ile paydaşlar arasında, paylı malı kullanma ve bu maldan yararlanma şekliyle ilgili olarak ortaya çıkacak uyuşmazlıkların çözümünde hâkimin yetkili olduğu; bu bölünmenin paylı malın kullanılmasının zaman veya yer itibariyle bölünme biçiminde mümkün olacağı dile getirilmiştir.
Somut olayda; uyuşmazlık taşınmazların aynına ilişkin olmayıp koruma ve kullanmaya yönelik olduğundan harcın maktu alınması ile yine vekalet ücretinin maktu olarak takdiri gerekirken, nispi olarak alınmasına yönelik tesis edilen hüküm isabetli bulunmadığından bozulması gerektiği halde bu yönler gözetilmeden, mahkeme kararının onanması maddi hataya dayalı olduğundan, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 07.06.2022 tarih, 2021/5273 Esas ve 2022/4117 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA, hükmün yukarıdaki gerekçe ile BOZULMASINA, peşin alınan harcın yatırana iadesine, 24.11.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.