Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/528 E. 2023/1703 K. 23.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/528
KARAR NO : 2023/1703
KARAR TARİHİ : 23.03.2023

Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu 82 ada 7 parseldeki 4 numaralı bağımsız bölümü satın aldığı 06.06.2008 tarihinde davalının bu taşınmazda oturduğunu, buna karşılık davalının müvekkiline herhangi bir kira bedeli ödemediğini ve müvekkilinin davaya konu taşınmazı kullanmak istediğini belirterek davalının elatmasının önlenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı, cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmazın aslında kendisine ait olduğunu, bu taşınmazı 2008 yılında dava dışı Uğur Kaya isimli kişiden davacı taraftan 50.000,00 TL borç para alarak satın aldığını, taşınmazın üzerinde o tarihte birtakım hacizlerin bulunması sebebiyle davacı tarafa güvenerek onun adına taşınmazı tescil ettirdiğini ancak davacının daha sonra taşınmazı devre yanaşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Gümüşhane Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.05.2019 tarihli ve 2018/200 Esas, 2019/218 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 30.11.2021 tarihli ve 2019/1408 Esas, 2021/1430 Karar sayılı kararıyla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Satışın inanca dayalı olduğunu,

2. İddialarının ispatı bakımından tanık dinletme taleplerinin mahkemece haksız olarak reddedildiğini,

3. Ayrıca ilgili Tapu Müdürlüğünden devrin kim tarafından ve ne zaman davacıya yapıldığının araştırılması gerektiğini,

4. Taşınmazın değeri tespit edilirken müvekkili tarafından yapılan yararlandırmaların dikkate alınmadığını,

5. Yakın akrabalar arasında tesis edilen hukuki işlemlerde tanık dinletme olanağının yasal olarak bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü elatmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosyada bulunan tapu kaydında dava konusu taşınmaz malikinin … olduğu ve mülkiyeti 06.06.2008 tarihinde satış yoluyla elde ettiği görülmektedir. Bu nedenle, taşınmaz maliki olan davacının açtığı elatmanın önlenmesi davasının, “mülkiyet hakkına” dayandığı ortadadır.

2.1. Davalı, davacının iddiasının aksini inançlı işlem kavramına dayandırmıştır. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşme olup, özetle; inançlı işlem, inanan lehine şahsi bir hak yaratmaktadır.

2.2. Davalının bu şekildeki savunması karşısında, eldeki mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi davasında, başka bir dava ile temellendirilmemiş inançlı işlemin varlığına dair iddianın bir savunma nedeni olarak kullanılması, şahsî hakkın aynî hakka üstünlük sağlayamayacağı gerekçesiyle mümkün görülmemektedir.

3. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.