Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/5353 E. 2023/5799 K. 29.11.2023 T.

Yayınlanma Tarihi: 22.01.2024 19:19


YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5353
KARAR NO : 2023/5799
KARAR TARİHİ : 29.11.2023




İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/692 E., 2022/1169 K.

KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/115 E., 2021/278 K.

Taraflar arasındaki inançlı işlem hukuksal sebebine dayalı tapu iptali ve tescil ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı ile anlaşarak 1 numaralı bağımsız bölümü ... isimli müteahhit firmadan satın aldığını, 195.000,00 TL olarak belirlenen satım bedelinin 105.000,00 TL ve 30.000,00 TL olmak üzere toplam 135.000,00 TL'sinin davalı şirket adına banka kredisi çekilerek davacı tarafından ödendiğini, kalan 15.000,00 TL'nin tapu aşamasında, 45.000,00TL'nin ise senet olarak ödenmek üzere satıcı firma ile anlaşmaya varıldığını, satıcı firmanın tapuyu davalı şirket adına tescil ettiğini, müvekkilinin ödemeleri düzenli bir şekilde davalı şirketin gösterdiği çeşitli isimlerdeki hesap numaralarına yaptığını, dava konusu yerde davacının kızının oturduğunu, davalı şirket yetkilisinin bu durumu bildiğini, satın alma tarihinden itibaren elektrik, su ve doğalgaz aboneliklerinin davacı adına açıldığını, davacı bu taşınmazı satmak istediğinde ise davalı şirket yetkilisinin 300.000,00 TL borcu olduğunu söyleyerek taşınmazı boşaltması konusunda davacıya ihtarname gönderdiğini, davacının tüm ödemeleri yapmasına karşın davalı şirket yetkilisinin tapuyu devretmediğini ileri sürerek taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tescilini, ikinci kademede ödenen bedellerin iadesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacının kızına karşı ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebiyle açılan 2013/1024 Esas sayılı davadan sonra eldeki davanın açılmış olduğunu, davacının kızının, davalıya ticari ilişkiden kaynaklı borcu bulunduğunu, 2009 yılında kızının tutuklu olması nedeniyle ödemelerin davacının hesabından yapıldığını, davacı tarafından sunulan dekontların bu borca ilişkin olduğu, davacının kızının üçüncü kişilere olan borcunun da davalı tarafından ödendiğini, davacı ile davalı arasında ticari bir ilişkinin bulunmadığını, davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın ise davalı adına alınıp ödemelerinin davalı tarafından yapıldığını, davacının dilekçesinde belirtmiş olduğu üzere ... inşaata yapılacak ödemenin bir kısmı için senet düzenlendiğini, davacı ve kızı tarafından ödeme yapılmayınca kalan borcun icra dairesi kanalıyla davalı şirket tarafından ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "..taraflar arasında para alışverişi ve kefalet ilişkisi bulunduğu, herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığı, ödeme işlemleri ile ilgili dekontlarda ödemelerin inançlı işleme konu edildiğine dair bir ibareye rastlanmadığı, davacının toplam 219.354,15TL ödeme yaptığı, buna karşılık davalı tarafın 314.804,50 TL ödeme yaptığı, davacının dava konusu daire kadar ödeme yaptığı ancak davalıdan tahsil ettiği tutarın daha fazla olduğu gerekçesiyle davanın reddine " karar vermiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; davalı şirket vekillerinin husumet itirazlarının mahkeme tarafından değerlendirilerek karar verilmediğini, ödemeye ilişkin evrakların mahkemeye sunulduğunu, toplanılan belgeler sonucunda dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini ancak açıklayıcı bir rapor düzenlenmediğini, tanık deliline başvurulmadan hüküm kurulduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, Bölge Adliye Mahkemesinin bilirkişi raporuna itirazlarını değerlendirmediğini, inançlı işlemden hüküm kurduğunu, 3467 ada 11 parselde bulunan taşınmazın tapu kaydında 22.06.2011 tarih ve 12548 yevmiye numaralı işlemi ile Akmens Tekstil ve Kumaşçılık Sanayi Ticaret Limited Şirketi adına satış ve ipotek işlemi yapıldığını, hayatın olağan akışında bankadan çekilen kredi ile taşınmaza ipotek konulduğunda kredi ödemelerinin bir sonraki ay başlayacağını ancak bilirkişi raporlarında 22.06.2011 tarihinden önceki ödemeler ve ticari alışverişlerin de rapora eklendiğini, kafa karışıklığına yol açıldığını, 22.06.2011 tarihinden sonraki ödemeler göz önüne alınması gerekirken bilirkişilerin daha önceki ticari alışveriş kayıtlarını da dahil ettiklerini belirterek hükmün davacı lehine bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, inançlı işlem hukuksal sebebine dayalı tapu iptali ve tescil ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.

2. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.

3. İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.

4. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.

5. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.

6. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.

7. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli, 2014/14-516 E. 2015/2838 K. sayılı kararı da bu doğrultudadır.)

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.