Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/5524 E. 2022/8053 K. 26.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5524
KARAR NO : 2022/8053
KARAR TARİHİ : 26.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.05.2014 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 24.05.2022 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, intifa hakkından kaynaklanan hasılat payı alacağı isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, Maliye Hazinesi adına tapuda kayıtlı 1026 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 13.07.2001 tarihli, 3263 yevmiyeli resmi senetle davalı … lehine 29 yıl müddetle intifa … tesis edildiğini, sözleşmenin üst … bedeli başlıklı 6. maddesinin hasılat payına ilişkin (B) bendinde, üst … tesis edilen taşınmaz mal üzerinde bulunan tesislerin hak lehtarınca bizzat işletmesi halinde, hak lehtarı tarafından bu tesislerin işletilmesinden elde edilen toplam yıllık hasılatın %1’i oranındaki payın ayrıca Hazineye yatırılacağının hüküm altına alındığını, davalının 2002-2007 yıllarına ait hasılat paylarını geç yatırdığını, bu döneme ait hasılat paylarının geç yatırılması nedeniyle hesaplanan gecikme zamlarının öncelikle yapılan ödemelerden mahsup edildiğini, bakiye 01.11.2013 vade tarihli 72.985,69 TL ve 30.11.2013 vade tarihli 174.770,51 TL tutarındaki hasılat payı bedelinin gecikme zammı ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, hasılat kiralarının Hazineye muntazaman ödendiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı idarenin, müvekkili tarafından yapılan ödemeleri ihtirazi kayıt koymadan kabul ettiğini, ödemelerin faize mahsup edildiğine dair hiçbir kayıt koymadan alındığını, bu tutumun ibra sayıldığını, 2002-2007 yıllarına ilişkin yapılan ödemelere karşılık davacı tarafından verilen dekontların üzerinde “%1 hasılat payı bedeli” yazdığını, dolayısıyla ödemelerin kayıtsız şartsız hasılat payı olarak kabul edildiğini, faize mahsup edildiği belirtilmediğinden asıl alacağa sayıldığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının ödenmemiş hasılat payı borcunun bulunmadığı, ödenmiş olan hasılat paylarından daha sonra gecikme zammının öncelikle tenzil edilerek kalan miktarın ana paradan düşülmesi şeklindeki bildirimin hakkaniyete aykırı olduğu, dava konusu olmayan gecikme zammı alacağı için davalının 6111 sayılı Kanun’dan yararlandırılmasının mümkün olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 18.04.2019 tarih, 2016/18122 Esas, 2019/3658 Karar sayılı ilamı ile; “…Davacı Hazine’den, kendisine yapılan ödemeleri kabul ederken ihtirazi kayıt koymasını beklemek mümkün görülmediğinden mahkemece yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamıştır. Bu sebeple mahkemece, 3 kişilik ehil bilirkişi kurulu vasıtasıyla yeniden araştırma ve inceleme yapılarak davacı Hazine’nin gecikme tazminatı alacağı düşüldükten sonra hasılat payı alacağı bulunup bulunmadığı tespit edilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir…” şeklindeki gerekçeyle hükmün, bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile 235.870,27 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hasılat payı bedellerine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılama, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
“Taleple bağlılık ilkesi” başlıklı HMK’nın 26. maddesinde; “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hakimin, tarafların talepleriyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda; davacı tarafın talebine konu ettiği gecikme zammı için yasal faiz istemi bulunmadığı halde, mahkemece taleple bağlılık ilkesi gözardı edilmek suretiyle, kabul edilen gecikme zammı miktarına, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz eklenerek tahsil edilmesine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu husus, bozmayı gerektirmiş ise de; yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden hükmün bu bölümünün Hukuk Usulü ve Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca gerekçeli kararın hüküm bölümünün (1) numaralı bendinin 2 paragrafında yer alan “dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte” ibarelerinin hükümden çıkarılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.