Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/5553 E. 2022/8107 K. 28.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5553
KARAR NO : 2022/8107
KARAR TARİHİ : 28.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.12.1012 gününde verilen dilekçe ile mirasçılık belgesinin iptali, yeni mirasçılık belgesi verilmesi talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31.03.2022 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, mirasçılık belgesinin iptali ile yeni mirasçılık belgesi verilmesi talebine ilişkindir.
Davacılar vekili, davacının eşi ve murisi olan …’in 24.02.1950 tarihinde ölen …’nin oğlu olmakla mirasçısı olduğunu ve buna dair İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.09.1950 tarihli ve 1950/1473 Esas, 1306 Karar sayılı hükmü ile mirasçılık belgesi alındığını, ancak davalı Hazine’nin İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.04.1998 tarihli ve 1997/1044 Esas, 1998/439 Karar sayılı ilamı ile …’nin tek mirasçısının Hazine olduğuna dair karar alındığını, bu karara dayanarak murise ait İstanbul Beyoğlu’unda kain 126 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, davacıların AHİM’e başvurarak mülkiyet hakkının ihlal edildiğine dair karar aldıklarını, bu nedenle İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/1044 Esas, 1998/ 439 Karar sayılı mirasçılık belgesinin iptali ile kök muris … Agnidis’in oğlu …’in mirasının davacılara ait olduğuna karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen ilk kararın davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 08.02.2017 tarih ve 2015/16049 Esas, 2017/ 825 Karar sayılı ilamı ile “muris …’in ölüm tarihi itibariyle Türkiye ile Yunanistan arasında karşılıklılığının bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna karar verilmesi gerektiği…” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kabulüne dair verilen ikinci kararın davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 07.10.2020 tarih ve 2020/454 Esas, 5953 Karar sayılı ilamı ile “…muris ve davacıların nüfus kayıtları ile dayanak belgeleri varsa tapu kayıtları,vergi kayıtları gibi tüm resmi kayıtlar getirtilerek tarafların gösterecekleri tüm deliller toplanmak suretiyle mirasbırakan ile mirasçı olduğunu iddia edilen kişiler arasındaki İrs ilişkisinin şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiği…” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı Hazine ile davalı İstanbul Vakıflar Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun;
1- “Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi” başlıklı 294. maddesinde açıklandığı üzere mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.
2- “Hükmün kapsamı” başlıklı 297. maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
3- “Hükmün yazılması” başlıklı 298. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Bu nedenle mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiştir.
Somut olayda mahkemece 31.03.2022 tarihinde tefhim edilen kısa kararda kök muris …’in mirası 4 pay kabul edilerek, tek mirasçısı … ölü olduğundan, kabul edilen 4 paylık miras hissesinin tamamının …’e isabetine dair karar verilmiş olduğu halde; gerekçeli kararda, kök muris …’in mirası 4 pay kabul edilerek, tek mirasçısı … ölü olduğundan, kabul edilen 4 paylık miras hissesinin 1/4’ünün … eşi olan …, kalan ¾ miras hissesinin ise …’e isabet ve intikaline karar verilmesi doğru görülmemiş, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkili olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine ile davalı İstanbul Vakıflar Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarını şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 28/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.