YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5595
KARAR NO : 2023/924
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi, yıkım, maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalıların murisi …’nin 4 ada 4 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olduklarını, davacının taşınmaz üzerine 1972 yılında betonarme üç katlı bina inşaa ettiğini, aynı taşınmaz üzerinde davalıların murisi Ramiz’in de 1985 yılında inşaata başladığını ancak bu inşaatı fenne ve tekniğe aykırı olarak ve ruhsatsız, kaçak olarak yaptığını, bu durumun daha önce açılan tespit ve tazminat davalarında bilirkişi raporları ile sabit olduğunu ve encümen kararı ile davalı inşaatının yıkımına karar verildiğini, ancak söz konusu yıkım kararına rağmen inşaatın yapımına devam edildiğini, davalıların murisinin inşaatı nedeniyle müvekkiline ait binada çatlaklar, eğilme ve kaymaların meydana geldiğini, müvekkilince açılan men’i müdahale ve kal davasının 1990 yılında kabul edildiğini ancak bu kararın gereğinin ilgililerince yerine getirilmediğini, bu nedenle de müvekkilinin can ve mal emniyeti açısından evi terk etmek zorunda kaldığını, ilk iki katta oturan kiracıların da can ve mal emniyeti açısından evi terk etmek zorunda kaldıklarını, bu şekilde vekil edenin kira gelirinden de yoksun kaldığını, 1985 yılında tazminat davası açıldığını ve 1995 yılı arasındaki zararların tazmin edilerek giderildiğini, arz ettiği tehlike nedeniyle belediye encümenince müvekkiline ait binanın yıkımına ilişkin 15.01.1998 tarihinde karar alındığını ancak binanın tamamen yıkılmadığını, sadece tavanlar ile tabanlar yıkılarak binanın oturulamaz hale getirildiğini, müvekkiline ait binaya yaslanarak ayakta kalan davalı tarafın binası nedeniyle müvekkilinin onca zamandır binasını tamir edemediğini ve yıkamadığı gibi başka bir amaç için de kullanamadığını ileri sürerek davalı tarafa ait binanın yıkılmasını, başka amaçla kullanmaması nedeniyle müvekkilinin binasının tamamen yıkılmasını, müvekkilinin binasının oturulamaz hale gelmesi sonucu belediye ekiplerince yıkılması neticesinde uğranılan maddi zararlar ile yeni binanın inşaası için gereken masraflar sonucu uğranılan maddi zararın karşılığında şimdilik 10.000,00 TL’nin yasal faiziyle ödenmesini, binanın 1998 yılınan bu yana kullanılamamasından kaynaklanan zararlar ile mahrum kalınan kira geliri nedeniyle son tazminat ilamı tarihinden itibaren dava tarihine kadar geçen süre için şimdilik 5.000,00 TL’nin kanuni faizi ile birlikte tahsilini, yıkım tarihinden itibaren müvekkilinin ödediği kira bedelleri sebebiyle uğradığı zararların tazmini niteliğinde şimdilik 5.000,00 TL’nin yasal faizi ile birlikte tahsilini, yıkım anında müvekkiline ait ev eşyalarının gördüğü zarar sonucu uğranılan maddi zararın giderilmesi amacıyla şimdilik 5.000,00 TL’nin yasal faizi ile birlikte tahsilini, müvekkilinin duyduğu elem ve ızdırap nedeniyle 30.000,00 TL manevi zarara hükmedilmesini talep ve dava etmiş, 28.12.2015 tarihinde verdiği ıslah dilekçesiyle dava dilekçesindeki 1 ve 3 numarasında belirtilen taleplerin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, 4 numarada belirtilen maddi tazminat taleplerini 194.072,75 TL, 5 numarada belirtilen maddi tazminat taleplerini 103.700,96 TL olmak üzere toplam 282.773,71 TL olarak ıslah ettiğini belirterek, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar …, … ve … vekili; dava dilekçesinde ileri sürülen iddialarla ilgili olarak daha evvel yargılamalar yapıldığını ve karar verilerek kesinleştiğini, bu nedenle kesin hüküm bulunduğunu bildirmiş, iddiaların zamanaşımına uğradığını, olay tarihinden bu yana 18 yıl geçtiğini, davacının müvekkillerinden herhangi bir talepte bulunmasının mümkün olmadığını, davacının evinin yasaya aykırı ve yığma olup tüm sorumluluğun davacının kendisine ait olduğunu, davacının davaya konu evi hakkında yıkım kararı olup güvenlik açısından oturulamaz kaydı olduğunu bu nedenle de kullanılan bir evmiş gibi kira ve bunun gibi taleplerde bulunmasının yasaya aykırı olduğunu, Eyüp Belediyesi’nin davaya konu binalar yönünden yıkım kararı verdiğini bu nedenle konunun idare hukuku alanına girdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalılar …, …, …, Elif Mavi, …, …, … duruşmada; dava konusu taşınmazı hiç bir zaman kullanmadıklarını, babalarının sözlü vasiyeti nedeniyle oradan hak iddia etmediklerini, babalarının taşınmazı İsmet, Kemal, Aziz ve Muzaffer’e verdiğini, o tarihte üzerinde gecekondu olduğunu, bu dört kişinin gecekondunun yerine dava konusu binayı yaparak kullandığını, kendilerinin herhangi bir sorumluluklarının olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
3. Davalı … son celsede; şu anda taşınmazların ikisinin de yıkılmış durumda olduğunu, belediyeden kaynaklanan bir durumun mevcut olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2016 tarihli ve 2007/245 Esas, 2016/74 Karar sayılı kararıyla; “Muarazanın men-i ve kal talepleri açısından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, kira kaybı açısından davanın ıslah dilekçesine göre kısmen kabulü ile 83.971,09 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminat talebi açısından davanın kısmen kabulü ile 8.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, bunun dışındaki tüm taleplerin reddine” karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 23.11.2018 tarihli ve 2016/19216 Esas, 2018/8117 Karar sayılı kararıyla; “… Dosya içeriğine göre davacı ile davalıların murisi …’nin 4 ada 4 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğu, paydaş oldukları bu taşınmaz üzerinde önce davacının, daha sonra davalıların murisinin bina yaptığı, yapılan imar çalışması nedeniyle davacının yaptığı binanın 20 parsel sayılı taşınmazda, muris …’nin yaptığı binanın 19 parsel sayılı taşınmazda kaldığı, davalıların murisinin yaptığı binadan sonra davacının binasında çatlama, eğilme ve kaymalar meydana geldiği, tehlike nedeniyle 15.01.1998 tarihli encümen kararıyla davacının binasının yıkımına karar verildiği, ancak bu kararla davacının binasının tamamen yıkılmadığı, sadece oturulamaz hale getirildiği, davalıların murisinin yaptığı bina için de 1989 tarihli yıkım kararı bulunduğu ancak yıkım gerçekleşmeden 2000 yılında binaya güçlendirme ruhsatı verildiği, daha sonra bu ruhsatın iptal edildiği, öte yandan her iki binanın da ruhsatsız ve kaçak olduğu, yargılama aşamasında davaya konu binaların belediye tarafından yıkıldığının dosyaya bildirildiği anlaşılmıştır. Eski Eyüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/363 Esas sayılı dosyasında davacı …’in dava konusu olayla ilgili olarak davalıların murisi …’ye yönelik elatmanın önlenmesi, kal davası açtığı, mahkemece, davalının inşaatının davacının binasına vaki müdahalesinin önlenmesine, davacının binasına yapışan davalıya ait betonların kırılması suretiyle kal’ine karar verildiği, kararın 10.07.1990 tarihinde kesinleştiği; icra dosyasında, binaların yıkılması söz konusu olacağından ilamın infazının yerine getirilemediği, ilamın infazının davalı tarafın binasının temel takviyesi ile ancak yerine getirilebileceğinin belirtildiği görülmüştür. Eski Eyüp 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/739 Esas sayılı dosyasında, davacı …’in dava konusu olayla ilgili olarak davalıların murisi …’ye yönelik tazminat davası açtığı, mahkemece 1988 yılından itibaren boş kalan evden dolayı 30 milyon TL kira kaybının, binanın yıkılıp yeniden yapılması sırasında meydana gelecek 42 milyon TL kira kaybının, binanın yeniden yapılması bedeli olarak 400 milyon TL’nin, binanın yıkılıp hafriyatının taşınması masrafı olarak 30 milyon TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıların murisi …’den alınarak davacı …’e verilmesine, manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği, verilen kararın Yargıtayca onanarak 15.04.1997 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Davacıya, en son 15.04.1997 tarihinde kesinleşen kararla kira kaybı tazminatı verildiğine ve davacının taşınmazı hakkında yıkım kararı bulunduğuna göre davalıdan kira kaybı nedeniyle tekrar tazminat talebinde bulunmasının hukuki bir dayanağı yoktur. Kural olarak, sadece kişilik hakkı ihlal edilen kimse manevi tazminat isteyebilir. Malvarlığının ihlali sonucunda zarara uğradığı iddiasıyla manevi tazminat talebinde bulunulamaz. Öte yandan, talep olmadığı halde ecrimisile karar verilmesi de doğru değildir. Mahkemece, davanın tümden reddi gerekirken yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. ” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “ Davacı … ile davalıların murisi …’nin dava konusu İstanbul ili, Eyüp ilçesi, Rami Yeni Mahallesi, 4 ada, 4 parsel sayılı taşınmazda paydaş oldukları, söz konusu bu taşınmaz üzerinde önce davacı …’ın sonra davalıların murisi Ramiz’in bina yaptırdığı, söz konusu yerde yapılan imar uygulaması sonucu davacı …’ın binanın bulunduğu yer 19 parsel, davalıların murisi Ramiz’in binasının bulunduğu yer 20 parselde kaldığı, 25 ve 27 kapı numaralı binaların komşu oldukları, davacı …’e ait binadan daha sonra yapılan davalıların murisi …’ye ait binanın yapımı esnasında davacının binasında çatlama, eğilme ve kaymalar sonucu zararlar meydana geldiği, daha önce taraflar arasında görülen Eyüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/363 Esas sayılı dosyasında davalının inşaatının davacının binasına müdahalesinin men’ine, davacının binasına yapışan davalıya ait betonların kırılması suretiyle kal’ine karar verildiği, kararın 10.07.1990 tarihinde kesinleştiği, ancak ilamın infazının davalı tarafların binasının temel takviyesi ile ancak yerine getirilebileceğinin belirtildiği ve mahkememizdeki davanın açılış tarihi itibariyle kararın infaz edilemediği, zira binaların yıkımlarının birlikte yapılmasının gerektiği, idari kararlarla davalının taşınmazdan mal ve can emniyeti bakımından tehlike arzetmesi nedeniyle tahliyesine karar verildiği, bu durumda davalı tarafa ait binada gerekli onarımın ve yıkımın yapılmaması ve işgalli olması nedeniyle davacıya ait binada da yıkım yapılamadığı, davacı taşınmazının bu yüzden oturulamayacak hale geldiği ve tahliye edilmek zorunda kalındığı, bu durumda da davacının davalının devam eden eylemi nedeniyle devam eden zararının bulunduğu ve önceki hükmün kesin hüküm oluşturmadığı, tehlike nedeniyle 15.01.1998 tarihli encümen kararıyla davacının binasının yıkımına karar verildiği, ancak bu kararla davacının binasının tamamen yıkılmadığı, sadece oturulamaz hale getirildiği, davalıların murisinin yaptığı bina için de 1989 tarihli yıkım kararı bulunduğu ancak yıkım gerçekleşmeden 2000 yılında binaya güçlendirme ruhsatı verildiği, daha sonra bu ruhsatın iptal edildiği, gerek davacıya ait gerekse davalıların murisine ait binaların imar mevzuatına aykırı ve kaçak olduğu ve yıkım kararı bulunduğu, yıkımın her iki binanın birlikte eş zamanlı olarak yapılması gerektiği ve yargılama devam ederken her iki binanın da belediye tarafından yıkıldığının anlaşıldığı, Eyüp 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/739 Esas sayılı dosyasında davacı …’in dava konusu olayla ilgili olarak davalıların murisi …’ye yönelik tazminat davası açtığı, mahkemece 1988 yılından itibaren boş kalan evden dolayı 30 milyon TL kira kaybının, binanın yıkılıp yeniden yapılması sırasında meydana gelecek 42 milyon TL kira kaybının, binanın yeniden yapılması bedeli olarak 400 milyon TL’nin, binanın yıkılıp hafriyatının taşınması masrafı olarak 30 milyon TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıların murisi …’den alınarak davacı …’e verilmesine, manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği, verilen kararın Yargıtayca onanarak 15.04.1997 tarihinde kesinleştiği, davacı …’e en son 15.04.1997 tarihinde kesinleşen işbu kararla kira kaybı tazminatı verildiği ve davacının taşınmazı hakkında yıkım kararı bulunduğundan dolayı, davalılardan kira kaybı nedeniyle tekrar tazminat talebinde bulunmasının hukuki bir dayanağı bulunmadığından talebin reddi gerektiği, Davacının kendisine ait binanın oturulamaz hale gelmesi nedeniyle belediye ekiplerince yapılan yıkım sırasında uğranılan maddi zarar ile binanın yeniden inşaatı için gereken masraflar sonucu uğranılan zarar ve ev eşyalarının gördüğü zarar nedeniyle maddi tazminat taleplerin ise davacının kendisine ait binanın da ruhsatsız ve kaçak olup yıkımının gerektiği, belediye tarafından yıkımın yargılamanın devamı sırasında gerçekleştirildiği, yıkım aşamasında meydana gelen maddi zararın ispatlanamaması nedeniyle bu taleplerin reddine, Her ne kadar bozma öncesinde ecrimisile yönelik sehven karar verilmişse de, davacı tarafın ecrimisil talebi bulunmaması, Mahkemenin taleple bağlı kalması kural olduğundan, bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 49 uncu maddesine göre kişilik hakları haksız saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat isteyebileceği, ancak mal varlığının ihlali sonucunda zarara uğrayan kimsenin kişilik hakları zedelenmediğinden, manevi tazminat talebinin reddine, Olmak üzere davacının davasının tamamen reddine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı taşınmazının zarar görme nedeninin davalı taşınmazı olup kesinleşen mahkeme kararı ile de ortaya konulduğu, 25 No.lu davalıya ait binada onarım yapılmaması ve işgalli olması nedeniyle davacı taşınmazında yıkım yapılamadığı, davacı taşınmazı davalı binası için dayanak olarak kabul edildiğinden davacının binasını yıkıp yeniden inşa etme imkanı olmadığı, davacıya ait yapı kaçak olmayıp 775 sayılı Kanun uyarınca yapıldığı, önceki kararın kesinleşmesinden sonra da davacının taşınmazını kullanamadığı, hem binanın yıkılmasından hem de kullanılamamasından doğan zararın tazmini gerektiği, bozma öncesi hükmedilen tutarın ecrimisil olmayıp kira kaybı kaynaklı tazminat olduğu, davalının TBK m 69 anlamında kusursuz sorumluluğu bulunduğu, manevi yönden davacının çektiği zorlukların da dikkate alınmadığı hususlarına itiraz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, komşuluk hukukuna dayalı muarazanın giderilmesi, maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683’üncü, 730’uncu ve 737’nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.