YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5653
KARAR NO : 2023/302
KARAR TARİHİ : 18.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.10.2020 tarih ve 2020/8270 Esas, 2020/713 Karar sayılı ilâmı ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; … Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.05.2021 tarih ve 2021/463 Esas, 2021/1248 Karar sayılı kararı ile davanın görev şartı yokluğundan usulden reddine, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, …Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.02.2022 tarih ve 2021/692 Esas, 2022/112 Karar sayılı kararı ile de davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; mülkiyetinin müvekkiline ait olduğu… Kampüsü Fen Edebiyat Fakültesi B blok giriş katta bulunan 361,20 m² yüzölçümlü lokanta ve oyun salonunun 3 yıl süreyle kiraya verilmesi amacıyla 25.12.2009 tarihinde ihale yapıldığını, 04.01.2010 tarihinde sözleşme konusu taşınmazın davalıya boş olarak teslim edildiğini, sözleşmenin süresinin 03.01.2013 tarihinde sona erdiğini, taşınmaza ilişkin kira sözleşmesinin uzatılmayacağı ve sözleşmenin bitiş tarihinde tahliye edilerek teslim edilmesi hususlarının davalıya sözleşme ve yasada belirtilen sürede 20.11.2012 tarih ve 4812 sayılı Rektörlük yazısı ile bildirildiğini, davalının taşınmazı tahliye etmediğini, fuzuli şagil olduğunu belirterek, 04.01.2013 – 03.07.2013 tarihleri arasındaki dönem için 24.000,00 TL, 04.07.2013 – 03.12.2013 tarihleri arasındaki dönem için 20.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini, ayrıca ilk dönem için 08.08.2013 tarihinden, ikinci dönem için 13.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kira bedeli olarak geriye doğru bütün aylara ilişkin kira borçlarının ödendiğini, bugün itibarıyla ödenmemiş kiranın bulunmadığını, taraflar arasında belirli kira sözleşmesinin 04.01.2013 tarihinde sona ermesini takriben başlayan yeni kira dönemi için yeniden belirlenen kira bedeli üzerinden kiracılık münasebetinin süre geldiğini, kesinleşmiş tahliye kararının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
… Sulh Hukuk Mahkemesinin 04.11.2014 tarih ve 2014/117 Esas, 2014/780 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. 1 inci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 06.05.2019 tarih ve 2018/3502 Esas, 2019/4620 Karar sayılı kararıyla, davanın dava dilekçesinde açıkça belirtildiği üzere ecrimisil istemine ilişkin olduğunu, taraflar arasında mevcut kira ilişkisinden bahsetmenin mümkün olmadığını, 6100 sayılı HMK’nın 2 nci maddesi gereğince görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olup, Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Direnilerek Verilen Karar
…Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.11.2019 tarih ve 2019/1035 Esas, 2019/1741 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
C. 2 nci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.10.2020 tarih ve 2020/8-270 Esas, 2020/713 Karar sayılı kararı ile dava dilekçesinde açıklanan maddi vakıalar incelendiğinde açıkça ecrimisil istenildiğini, davacı kira sözleşmesine dayanmamış olduğundan uyuşmazlık çözümünün asliye hukuk mahkemesinin görevinde olduğunu, hâl böyle olunca, davanın asliye hukuk mahkemesinde görülerek taraflar arasında yapılan kira sözleşmesinin davacı üniversite bakımından da geçerli ve bağlayıcı olup olmadığının tartışılması, hukuken geçerli bir kira ilişkisinin varlığının saptanması hâlinde işgal ve kötü niyetli bir kullanım durumu olmayacağından davanın reddedilmesi, aksi hâlde ise ecrimisil isteği yönünden bir karar verilmesi gerekirken, sulh hukuk mahkemesi tarafından davacının isteminin farklı yasa ve koşullara tâbi bulunan kira alacağı olarak nitelendirilerek karar verilmesinin doğru görülmediğini, özel dairenin bozma kararının dördüncü paragrafının bozma kararından çıkarılması gerektiğini belirterek yazılı değişik gerekçe ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Kararlar
1. …. Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.05.2021 tarih ve 2021/463 Esas, 2021/1248 Karar sayılı kararı ile davanın görev dava şartı yokluğundan usulden reddine, görevli mahkemenin … Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
2. … Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.02.2022 tarih ve 2021/692 Esas, 2022/112 Karar sayılı kararıyla davanın kabulü ile 44.000,00 TL’nin; 24.000,00 TL’sinin 08.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, 20.000,00 TL’sinin 13.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, müvekkilinin davaya konu dönem için yaptığı kira ödemelerinin mahsup edilmediğini, müvekkilinin davacı kuruma ödediği, davacı kurumun da uhdesine aldığı tutarlara bir de 9 senelik faiz almasının kabul edilemeyeceğini, aynı yer ile ilgili 2 yıl önce belirlenen kira bedeli belirli olduğu hâlde bu bedelin 3 katı tutarında ecrimisil bedeli belirlenmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bilirkişinin dava konusu taraflar arasında yapılmış başka bir kira sözleşmesini taraflarının aynı olması sebebiyle dikkate almamasının kabul edilemeyeceğini, özel bir teşebbüsün kâr elde etmek amacıyla işlettiği benzer mahiyetteki yere vermiş olduğu kiranın müvekkili vakfın fiyat politikası göz önüne alındığında emsal olarak kabulünün mümkün olmadığını, re’sen belirlenecek nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ecrimisil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75 inci madde hükmü; “ecrimisil ve tahliye: Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları, özel bütçeli idarelerin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanun’un 9 uncu maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, idareden taşınmaz ve değerleme konusunda işin ehli veya uzmanı üç kişiden oluşan komisyonca tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere tespit ve takdir edilecek ecrimisil istenir. Ecrimisil talep edilebilmesi için, idarelerin işgalden dolayı bir zarara uğramış olması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz. (1)(2)(3) … Kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren, işgalin devam etmesi halinde, sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilir. Aksi halde ecrimisil alınır.”
3. Değerlendirme
1. Mahkemece 2886 sayılı Yasa’nın 75 inci maddesi uyarınca davalının haksız işgalci olduğu benimsenerek hesaplanan ecrimisilin hüküm altına alınmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur.
2. Mahkemece emsal kira sözleşmeleri esas alınmak suretiyle dava dilekçesinde belirtilen 04.01.2013 – 03.07.2013 ve 04.07.2013 – 03.12.2013 tarihleri arasındaki dönemler için ecrimisil tutarını bilirkişilere hesaplattırmış ve belirlenen tutarları hüküm altına almıştır. Ancak, dosya içeriğinden davalı tarafın davacıya kira adı altında bir kısım ödemeler yaptığı ve bu hususun her iki tarafında kabulünde olduğu anlaşılmıştır.
3. Davalı tarafça yapılan bu ödemeler belirlenerek, belirlenen bedelin ecrimisil tutarından mahsup edilmesi, kalan kısmın hüküm altına alınması ve sadece bu kısma faiz yürütülmesi gerekirken, mahsup işlemi yapılmadan ve davalı tarafça bir kısım ödeme yapıldığı hâlde tüm alacağa birlikte faiz yürütülmesi doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin İlk Derece Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.