YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5816
KARAR NO : 2023/49
KARAR TARİHİ : 09.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda mahkemece davacının tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 05.12.1986 tarihinde İstanbul 21. Noterliğinin 34196 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi ile davalı …’a ait … köyü büyük kısım mevkiinde tapunun 3 pafta, 201 parselde kayıtlı 9100 m2 arsa vasfındaki gayrimenkulün 80/9100 hissesi karşığı 480 m2’lik bölümünü nakden ve peşinen 150.000 TL ödeyerek almak üzere anlaştığını, taşınmazı satmayı taahhüt eden davalının fiili zilyetliğini aynı sözleşme ile davacıya devrettiğini, ancak tapuda devir yapılmadığını, davalının satmayı vaat ettiği gayrimenkulün tapusunun müvekkili adına tescilini ya da rayiç bedelinin tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, davacının satın aldığı payının davacının talebi ile dava dışı Ömer Satin ve Mustafa İnce adına devredildiğini, davacının satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı yerde bir hakkının kalmadığından davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.03.2015 tarih ve 2010/56 Esas, 2015/212 Karar sayılı kararı ile; birinci kademedeki tapu iptali ve tescil isteminin reddine, ikinci kademedeki dava konusu taşınmazın rayiç değerinin tazmini isteminin ise kısmen kabulü ile 52.500,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. YARGITAY BOZMA İLAMI
Mahkemece verilen hükmün taraf vekillleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 12.04.2016 tarih ve 2015/18796 Esas, 2016/4383 Karar sayılı ilamıyla; ”…Davacı ile davalıların murisi … arasında 201 parsel sayılı taşınmazın 480m2lik kısmına isabet eden 480/9100 payının satışının vaat edilmesine ilişkin olarak düzenlenmiş geçerli bir satış vaadi sözleşmesi mevcuttur. Ancak davalı tarafından sözleşme ifa edilmediğinden Borçlar Kanununun 112 nci maddesi hükmü uyarınca zararın tazmini gerekir. Ödenmesi gereken tazminatın nedeni borçlunun taahhüdünü ihlal etmesidir. Davalılar tarafından sözleşmedeki edim ifa edilmediğinden satışı vaat edilen payın dava tarihindeki rayiç değerinin tahsiline karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporu yeterli olmadığı gibi, Yargıtay denetimine de elverişli değildir. Bu nedenle mahkemece, dava konusu satış vaadinde bulunulan 480/9100 payın dava tarihi itibariyle rayiç değerinin 6100 sayılı HMK’nın 269 ve takip eden maddeleri gereğince konusunda uzman bir bilirkişiye tespit ettirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken açık, anlaşılır ve yeterli olmayan raporlara itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.” şeklindeki gerekçeyle hüküm bozulmuştur.
V. BOZMA İLAMI SONRASI MAHKEME KARARI
Bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda dosyaya sağlanan emsal taşınmazlara göre rayiç değer tespiti yapıldığı; bozma ilamına uyularak sürdürülen yargılama aşamasında 12.07.2018 tarihli ıslah talebi ile harçlandırılan 141.591,00 TL üzerinden dava değerinin artırıldığı, bozma sonrası ıslah yapılmış olmakla birlikte 7258 sayılı Kanunla değişiklik sureti ile HMK 177 nci maddesine eklenen 2 nci madde kapsamında tahkikata yönelik işlem yapıldığından tahkikatın sonuna kadar ıslah talebi mümkün olmakla ıslah edilen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilerek davacının tazminat isteminin kabulüne 141.591,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, emsal dosyalardaki bilirkişi raporlarının dikkate alınmadığını, mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereklerinin yerine getirilmediğini, davacının ıslah dilekçelerinde faiz başlangıç tarihi olarak ıslah tarihi belirtildiği halde talebi aşılarak dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığını, davacının gayrimenkul satış vaadi sözleşmesiyle aldığı taşınmazı dava dışı Ömer Satin ve Mustafa İnce’ye sattığı için bu kişilere tapudan pay devrinin yapıldığını ve davacıya olan borcun da sona erdiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
HMK’nın 176 ncı maddesinde (HUMK m. 85) ıslahın kapsam ve sayısı düzenlenmiştir. Maddeye göre “( 1 ) Taraflardan herbiri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir.
( 2 ) Aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir”
Islah, iddianın veya savunmanın değiştirilmesi hakkındaki yasağın katı uygulamasından doğan sakıncanın giderilmesini sağlayan bir yoldur. Islah kurumu, bu açıdan usul ekonomisi (m.30), usuli hakkaniyet ve medeni yargılama hukukunun amacı olan adaletli karar verme ile yakından ilgili bulunduğundan, ıslaha ilişkin kanun hükümleri, bu ilkeler dikkate alınarak yorumlanıp, uygulanmalıdır.
Davada herbir taraf, ıslah hakkını ancak bir kez kullanabilir. (m. 176, 2) İkinci kez ıslah yoluna başvurulursa, mahkeme bu beyanı kendiliğinden reddeder.” (Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Oğuz Atalay, Prof. Dr. Muhammet Özekes. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine göre Medeni Usul Hukuku 12. Bası-Ankara-2011-sayfa 406-407)
Bilindiği üzere; taleple bağlılık ilkesini düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesi; “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.” şeklindedir.
3. Değerlendirme
Davacı vekili dava açarken dava değerini 10.000,00 TL olarak göstermiş ve bu miktar üzerinden harçlandırmıştır. Dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporundan sonra; davacı tarafça 19.03.2015 tarihli dilekçe ile 81.120,00 TL miktar üzerinden dava ıslah edilmiş, bozma sonrası alınan bilirkişi raporundan sonra ise; 12.07.2018 tarihinde 141.591,00 TL üzerinden talep sonucu 60.471,00 TL daha artırılmıştır. Mahkemece, bozma sonrası ıslah yapılmış olmakla birlikte 7258 sayılı Kanunla değişiklik sureti ile HMK 177 nci maddesine eklenen 2 nci madde kapsamında tahkikata yönelik işlem yapıldığından tahkikatın sonuna kadar ıslah talebi mümkün olmakla ıslah edilen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının tazminat isteminin kabulüne 141.591,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmişse de; aynı davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurulacağına ilişkin HMK 176/2 nci maddesine aykırı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece davacının 19.03.2015 tarihli ıslah dilekçesindeki miktar ve taleple bağlılık ilkesi gereği de ıslah ile hükmedilecek miktara ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin yatırılan harcın istek hâlinde yatırana iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.