Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/5861 E. 2023/313 K. 18.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5861
KARAR NO : 2023/313
KARAR TARİHİ : 18.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen elatmanın önlenmesi, tapu kaydındaki şerhin silinmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin dava konusu 3026 ada, 3 parsel (yeni 3885 ada 3 parsel) sayılı gayrimenkulün sahibi olduğunu, davalının taşınmazı 3. kişilere (depo ve nakliye faaliyetlerinde kullanılmak üzere) kiraya vermek suretiyle müdahale ettiğini belirterek muaarazanın giderilmesini, dava konusu taşınmazın tapu kaydında bulunan her türlü şerh ve takyidatların terkini ile taşınmazın müvekkiline teslimine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili, … Belediye Başkanlığının 21/06/2004 tarihli işlemi ile davacının malik olarak gözükmesine rağmen imar işleminin Eskişehir 1. İdare Mahkemesince iptal edildiğini, bu şekilde davacının malik sıfatının kalmadığını belirterek davanın redidini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; “…davaya konu taşınmazın …. Belediyesi tarafından İmar Kanununun 18 inci maddesi gereğince 23.02.2004 tarihli ve 1293 yevmiye No.lu tapu sicil işlemi ile davacı şirket adına tescilinin yapıldığı, ancak söz konusu parsele davalı TCDD Genel Müdürlüğünün depo ve nakliye faliyetlerine devam etmek suretiyle tecavüzde bulunduğu, davacı tarafça davalı lehine olan tapudaki takyidatların ve şerhlerin terkinine ve taşınmazın davacı tarafa teslimine karar verilmesinin istendiği, tapu kayıtlarının tüm geldilerinde davaya konu yerin eskiden beri davacı şirketin uhdesinde bulunduğunun anlaşıldığı, asıl malikin davacı şirket olduğunun kayıt geçmişlerinin incelenmesi ile anlaşıldığı, sadece belediye encümeninin kararı ile uygulama imar planı değişikliği sonucu davacı şirketin hak sahibi durumuna gelmediği, asıl malikin de davacı şirket olduğu görülmekle..” gerekçeleriyle dava konusu 3026 ada, 3 parseldeki tapu kaydında davalı taraf lehine konulmuş her türlü şerh ve takyidatların terkinine ve bunlardan arınmış olarak davaya konu taşınmazın davacı şirkete teslimine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince kararın onanması akabinde davalı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince karar düzeltme talebinin kabulüyle karar bozulmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince davalı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine: “…Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davaya konu taşınmazın imar uygulaması neticesinde (23.02.2004 tarih ve 1293 yevmiye nolu tapu sicil işlemi ile) davacı şirket adına tescil edildiği, aynı imar işlemi ile taşınmazın beyanlar hanesine “Krokisinde (A) ile 123,35 m2’lik kısımlar imar yoluna tecavüzlüdür” ve “Parsel üzerindeki bina T.C.D.D.Y işletmesine aittir” şerhlerinin yazıldığı… mahkemece yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde inceleme ve araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı bulunmadığı, çekişme konusu taşınmazın beyanlar hanesinde belirtilen “Parsel üzerindeki bina T.C.D.D.Y işletmesine aittir” şerhine konu yapı ve/veya yapıların dava tarihi itibariyle mevcut olup olmadığı, var ise şerhe konu muhdesatın (veya muhdesatların) imar öncesi hangi tarafa ait kadastro parseli üzerinde kaldığı tereddüte mahal bırakılmayacak şekilde tespit edilmemiş olup bu şekilde davalının imar öncesinde hukuken korunmaya değer bir hakkının bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmadığı gibi bilirkişi raporu ile el atmanın imar uygulaması sonucu meydana gelip gelmediğinin de saptanmadığı, öncelikle taşınmazların imar öncesi kadastral tapu kayıt ve krokileri ile imar sonrası imar kayıtları, belge ve krokilerinin ilgili merciinden celbi ile mahallinde yeniden uzman bilirkişiler marifetiyle keşif yapılarak şerhe konu muhdesat (veya muhdesatların) dava tarihi itibariyle mevcut olup olmadıklarının tespit edilmesi, taşınmaz üzerinde bulunduklarının tespiti halinde imar öncesi hangi kadastro parseli ve/veya parselleri üzerinde kaldıklarının belirlenmesi, bu suretle davalının çekişme konusu taşınmaza müdahalesinin imar uygulaması sonucu meydana gelip gelmediğinin saptanması, bilirkişilerden uygulamayı gösterir ve denetime elverişli rapor alınması, yukarıdaki ilkeler gözetilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi doğru görülmediği, hükmün bu yönü ile bozulması gerekirken, onandığı…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda: “…somut olayda; imar uygulaması sonucu oluşan davacı şirkete ait dava konusu taşınmaza elatmanın önlenmesi (muaarazanın giderilmesi) ve taşınmazın davacı şirkete teslimi ile taşınmazın tapu kaydında bulunan şerhlerin terkini talep olunmakla, tüm dosya kapsamına göre; dava konusu 3885 ada, 3 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, taşınmaz üzerinde bulunan binanın ise davalı…işletmesine ait olduğu; mahallindeki keşifte yapılan tespitlere göre taşınmazın tamamının, davalı … İşletmesi tarafından dava dışı … İnş. Nak. Taahhüt Tic. Ve San. Ltd. Şti’ne kiralanması suretiyle bu şirket tarafından fiilen kullanıldığının anlaşıldığı; imar uygulaması öncesi dava konusu 3885 ada, 3 parselin bulunduğu alanın, 2172 ada, 273 parsel sınırları içinde kaldığı, imar uygulaması öncesi 2172 ada, 273 parselin davalı … adına kayıtlı olduğu ve parsel üzerinde bulunan 2 katlı binanın imar kanunu hükümleri uyarınca parselin eski maliki olan davalı … İşletmesine ait olduğu; imar uygulaması sonucu bahse konu bu binanın 20 m²’lik kısmının, imar uygulaması sonucu davacı adına tescil olunun dava konusu 3885 ada, 3 parsel üzerinde kaldığı; davalı … İşletmesinin dava konusu taşınmazın yalnızca binanın bulunduğu 20 m²’lik kısmı üzerinde tasarruf hak ve yetkisinin bulunduğu, buna karşılık taşınmazın bu alan dışında kalan 7790 m²’lik kısmı üzerinde davalı … İşletmesinin herhangi bir tasarruf hak ve yetkisinin bulunmadığı; dava konusu taşınmazın 16 m² lik kısmı üzerindeki kantarın sökülüp taşınabilir olması nedeniyle mütemmim cüz olarak kabulünün mümkün olmadığı; sonuç olarak, davalı … işletmesinin, binanın bulunduğu 20 m²’lik alan dışında kalan boş kısımlarını dava dışı … İnş. Nak. Taahhüt Tic. Ve San. Ltd. Şti’ye kiraya vermek suretiyle davacı şirkete ait taşınmazın 7790 m²’lik kısmına haksız olarak el attığı kanaatine varılmakla…” gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı … İşletmesinin davacı şirkete ait dava konusu taşınmazın 7790 m²’lik kısmına el attığının tespiti ile bu kısmın davacı şirkete teslimine, binanın bulunduğu 20 m² lik kısım yönünden ise elatmanın önlenmesi talebinin reddine ve yine taşınmaz üzerinde bulunan binanın davalı işletmeye ait olduğuna dair şerhin terkini talebinin de reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını, taşkınlığın imar uygulamasıyla oluştuğunu, imar uygulamasının iptal edildiğini, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini savunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, elatmanın önlenmesi ve tapu kaydındaki şerhin terkini talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.
2. Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.

3. Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü elatmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.

3. Değerlendirme
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle hüküm tesis edilmiş olmasının, davacı lehine elatmaya konu taşınmazın değeri üzerinden belirlenen vekalet ücretine karar verilmiş olmasının doğru olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.