YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5872
KARAR NO : 2022/8071
KARAR TARİHİ : 27.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.11.2012 gününde verilen dilekçe ile meranın aidiyetinin tespiti ve mera olarak sınırlandırma talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.01.2020 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … Köy Tüzel Kişiliği ve davalı … Köy Tüzel Kişiliği ile duruşmasız olarak incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 22.03.2022 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı … Köy Tüzel Kişiliği ve Mursal Köy Tüzel Kişiliği vekili Av. … …. Karşı taraftan davacı vekili Av. … ve davalı Hazine vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Dava, meranın aidiyetinin tespiti ve mera olarak sınırlandırma istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, dava konusu 166 ada 879, 1434 ve1435 parsel sayılı taşınmazlarla Düzoba Yaylası olarak bilinen yerin mera vasfında olduğunu, kadimden bu yana müvekkili köyün kullanımında olduğu, taşınmazlarda çadır, ağıl ve mezarlarının bulunduğunu, kadastro tespitinin hatalı yapıldığını belirterek; davaya konu 879 parsel sayılı taşınmazın Mursal ve Ambarcık Köylerinin, 1434 ve 1435 parsel sayılı taşınmazların Göndüren ve Ambarcık Köylerinin, Düzoba Yaylasının ise Göndüren ve Ambarcık Köylerinin müşterek merası olarak tahdidine, tahsisine ve tesciline, mera olarak sınırlandırılmalarına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, Mursal Köyü vekili ve Hazine vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen ilk kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 14.02.2017 tarih, 2016/7331 E-2017/1007 K sayılı ilamıyla yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik incelemeyle karar verildiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Karar düzeltme istemi ise, Dairenin 09.07.2018 tarih, 2017/5098 E-2018/5201 K sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü; davalı Hazine vekili, davalı … Köy Tüzel Kişiliği vekili ve davalı … Köy Tüzel Kişiliği vekili temyiz etmiştir.
Mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkına bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa … olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz (4342 sayılı Mera Kanunu m.3,4).
31.05.1965 tarihli ve 4/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile “…tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma … sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı” öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 29. maddesi ile de yasa hükmü haline gelmiştir. Böylece, bir köy ya da belediye sınırları içinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa … olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır. İdari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önem arz eder.
Mera, yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanılabilir. Tahsise dayanıldığında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmasında ileri sürdükleri kayıtların tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi, kadimlik iddiası varsa bu hususun araştırılması, gerektiğinde köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığından sorulması ve köyün kadim ya da muhdes olup olmadığının saptanması gerekir.
Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek, yöreyi iyi bilen ve çevre köy ya da kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerekir.
Mahkemece yapılacak keşifte; tahsise dayanılıyorsa tahsis kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanması, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, taşınmazın mera olmadığı iddiasının bulunması halinde varsa çevre taşınmazlara ait kayıtlar da uygulanarak dava konusu yeri ne şekilde okuduğunun çevre taşınmazlarla toprak yapısı kıyaslanarak uzman bilirkişiler aracılığı ile uyuşmazlığa konu yerin ve niteliğinin saptanması gerekir.
Kadimlik iddiasında ise, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmelidir. Diğer taraftan, kadim kullanma hakkının varlığını bunu iddia eden köy ya da belediyenin kanıtlaması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi gereğince iddiasını ispat etmesi gereken davacı köydür. Davacı köy kadimlik iddiasına dayalı olarak eldeki davayı açmıştır. Dosyada mevcut deliller değerlendirildiğinde, davacı dava konusu taşınmazlarda kadim yararlanma … olduğunu ispat edememiştir. O halde mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekili, Mursal Köyü vekili ve Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 3.815,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.12.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.